Afrika ülkelerinden Ruanda’nın Milli Günü kutlandı.
Ankara Hilton Otelde Ruanda’nın Ulusal Kurtuluş Günü ve Tutsilere karşı soykırımın önlenmesinin 30’uncu yıldönümü dolayısıyla bir resepsiyon düzenlendi
Ankara Hilton Oteldeki Resepsiyon, Rwanda Ankara Büyükelçisi Charles KAYONGA’nın ev sahipliğindeydi.
Ruanda Kurtuluş Günü resepsiyonunda, Türkiye’yi temsilen Dışişleri Bakan yardımcısı ve Avrupa Birliği Başkanı Namık Kemal BOZAY hazır bulundu.
Ruanda’nın Kurtuluş Günü ve Tutsilere karşı yapılan soykırımın önlenmesi dolayısıyla düzenlenen Resepsiyonda, Büyükelçiler, Askeri Ataşeler, Eiçilik görevlileri ile seçkin bir davetli topluluğu da hazır bulundu.
Ruanda Milli Günü resepsiyonu Türk ve Ruanda Milli marşlarının seslendirilmesiyle başladı.
Milli marşların seslendirilmesinin ardından konuşmalara geçildi.
Resepsiyondaki ilk konuşmayı Dışişleri Bakan yardımcısı Mehmet Kemal BOZAY yaptı.
Dışişleri Bakan yardımcısı Mehmet Kemal BOZAY konuşmasında, Ruanda Kurtuluş Günü ve Tutsilere karşı soykırımın önlenmesinin 30’uncu yıldönümü resepsiyonunda bulunmaktan büyük bir memnuniyet duyduğunu ifade etti.
Dışişleri Bakan yardımcısı Bozay, Ruanda’da 1994’te yapılan soykırımı üzüntüyle andığını da dike getirdi.
Son 30 yılda Ruanda’nın toplumsal barışı ve ulusal birliğinin sağlanmasıyla birlikte ekonomi ve toplumsal kalkınma alanında elde ettiği başarıları takdirle karşıladığını kaydeden Bozay, Ruanda’daki dönüşümün görünür ve çok güçlü olduğunu söyledi.
Bozay, Ruanda’nın Afrika’da istikrarla gelişen ülkelerin önemli bir örneği olduğunun da altını çizerek, ülkede çevresel barışın, istikrarın ve refahın daim olması dileklerini bildirdi.
Türkiye ve Ruanda ikili ilişkilerine de sözü getiren Dışişleri Bakan yardımcısı Bozay, Ruanda da ticaretten yatırıma, eğitimden sağlığa, çeşitli alanlarda önemli ilerlemeler kaydedildiğini vurguladı.
Bozay, ikili ilişkilerin güçlendirilmesi için kararlı bir tutum içinde olduklarını da vurguladı.
Dışişleri Bakan yardımcısı ve Avrupa Birliği Bakanı Mehmet Kemal BOZAY’ın konuşmasından sonra kürsüye Ruanda’nın Ankara Büyükelçisi Charles KAYONGA geldi.
Büyükelçi Kayonga, Ruanda’da geçmişte yaşananları şu şekilde anlattı; “Yaygın savaş durumlarında, düşmanın yenilgisi heyecan ve sevinç sebebidir. Kurtuluş Gücü 4 Temmuz 1994 sabahı Başkent KİGALİ’yi ele geçirdiğinde durum böyle değildi.
O sırada şehre giren RPA (Rwanda Patriotic Army-Ruanda Yurtsever Ordusu) savaşçıları ve diğerleri, şehirde ve aslında tüm kırsal kesimde karşılaştıkları kırkunç manzara karşısında şaşkına dönmüşlerdi.
Savaşçılar, özellikle yüz günün tamamını, tehlike altında olan insanları kurtarmaya çalışırken katillerle savaşarak geçirmişlerdi. Bu süreçte, her gün korkunç katliam sahneleriyle karşılaştılar ve çoğu pala darbesinden veya silah atışından sağ kurtulan veya günlerce süren açlık, susuzluk ve korku sebebiyle ölümün eşiğinde olan insanları kurtardılar.
Harabe haline gelen şehir, sokaklar, evler ve hatta kiliseler çürüyen cesetlerle doluydu. Devlet daireleri ve banka gibi kurumlar tahrip edilmiş, kaçan askeri personel ve milislerin değerli eşyaları, paraları ve önemli belgeleri ele geçirilmişti. Ayakta kalan binalar, değerli bir şey ararken kaçanlar tarafından yağmalanmıştı. Ve sanki bu yeterli değilmiş gibi geri çekilip kaçarken, hükümet askerleri halkı o zamanlar ZAİRE olarak bilinen Demokratik Kongo Cumhuriyeti’ne kaçmaya zorladı.
Bu soykırımın mimarlarının yenilgi stratejisiydi; kurtarıcıları, Ruanda Yurtsever Cephesi’ni gelecekteki Siyadi ve askeri planları için ellerinde tutarken nüfustan mahrum bırakmak.
Başkent KİGALİ, bu sebeple hayalet bir şehre dönmüştü ve Tutsilerin çoğunun öldüğü ve Hutuların komşu ülkelere sürüldüğü göz önüne alındığında, ülke neredeyse vatandaşsız kalmıştı. O gün, yani 4 Temmuz ‘da kurtarıcıların ülkede hakim olduğunu gördükleri ortam buydu.
Bu ortam ve günün ruh hali kutlamaya elverişli olmasa da halkımız kurtuluş yolculuğunda büyük bir adım atmıştı.
Onlar ölüm aktörlerini şeytani ve yıkıcı gidişatlarından alıkoydular ve biz şimdi ülkemiz için farklı bir sayfa yazma fırsatına sahibiz. Bu günü kutlamamızın sebebi budur. Geleceğimizi belirlemek için ÖZGÜRLÜK kazanmak. Bu gün aynı zamanda bizi özgürleştiren ve halkımızı ölümden kurtaran kahramanlara da teşekkürlerimizi sunuyoruz. Binlercesi hayatlarıyla bedel ödedi. Binlercesi de bugün hala hayatta ve şu ya da bu şekilde hizmet veriyor.
Ülkemiz, onların fedakarlıklarına sonsuza kadar minnet duyacaktır.
Ülkemizi saran dehşetten otuz yıl sonra Ruanda, meşhur ANKA KUŞU gibi küllerinden yeniden doğmuştur.
Yağmalansn harap edilen ve yaşanmaz hale gelen ülke, şimdi değerler ve amaçlar etrafında birleşen vatandaşlarıyla huzurlu ve hayat dolu.
Bugün tüm vatandaşlar yasalar önünde eşittir ve insanların kabilelerine ve liderlere yakınlıklarına göre haklarının paylaştırıldığı günler geride kalmıştır. Tüm Ruandalı çocuklar ayrımcılık olmadan vatandaşlık hak ve ayrıcalıklarından yararlanabilmektedir.
Kararlı ve hesap verebilir bir liderlik sayesinde sağlık, eğitim ve diğer temel hizmetlere erişim de dahil olmak üzere tüm alanlarda halkımızın yaşam standartlarında başarılar kaydettik.
Soykırım sonrası Ruanda’daki liderlik, kurtuluş için hayatlarını feda edenlerin Adıl hedeflerini korumuştur; Bu hedefler arasında, halkımızın birlik ve beraberlik değerlerinin korunması ve bir vatana sahip olma haklarının yeniden tesis edilmesi yer almaktadır.
1980’lerde Ruanda’nın nüfusu sadece 7 milyon iken o zamanki liderlik mültecilerin vatan sahibi olma haklarını reddetti. Bugün 14 milyona ulaşan Ruanda’da yönetim sadece insanların evlerine dönmelerine izin vermekte kalmadı, bazı durumlarda soykırımcılar tarafından rehin tutulan mültecileri kurtarmak için askeri operasyonlar başlattı.
Dahası, yönetim dünyanın herhangi bir yetinden gelen göçmenlere güvenli ve onurlu bir yuva sunmaya isteklidir. Şu ana kadar Libya, Sudan Cumhutiyeti, Demokratik Kongo Cumhutiyeti, Burundi ve hatta Afganistan’dan gelen göçmen ve mültecileri kabul ettik ve onlara ev sahipliği yapıyoruz.
Sosyal ve ekonomik kalkınma açısından da Ruanda aynı şekilde iyi nir ilerleme kaydetmiştir. Yoksulluk azalmakta ve 1993’te 26 yıl olan ortalama yaşam süresi 2019’ta 69 yıla yükselmiştir.
Bu, diğer şeylerin yanı sıra, Rusnda’nın evrensel sağlık sisteminin (MUTUELLE DE SANTE olarak adlandırılır) sayedinde anne çocuk sağlığının iyileştirilmesi ve tıp alanındaki yeniliklerin ve bulaşıcı hastalık yükünün azaltılmadı ile olmuştur.
2019 itibariyle Mutual Health Care, nüfusun yaklaşık yüzde 96’sını kapsayarak Tubbi maliyetleri düşürmüş ve nüfusun en yoksul üyelerine dahi hizmet sağlamıştır.
Burada, Türkiye’deki genç öğrenci topluluğumuza, ülkemizdeki yoksulların ihtiyaçlarını karşılamak üzere düzenli olarak fon sağlayarak bu programı destekledikleri için teşekkür etmek istiyorum.
Ruanda, cinsiyet eşitliği konusunda önde gelen ülkeler arasında ve Dünya Ekonomik Forumu’nun 2017 yılının Küresel Cinsiyet Farkı Raporu’na göre en iyi ilk beş ülke arasında yer almaktadır. Kafın liderler hem yürütme hem de yasama organlarında baskın olarak bulunmakta ve yargıda önemli ölçüde temsil edilmektedir. Ruanda ayrıca 2019 yılında yüzde 84 ile işgücüne katılan kadınların sayısında en yüksek oranlardan birine de sahiptir.
Felaketin boyutları ve onlarca yıl süren köyü yönetim göz önüne alındığında, bağımsızlığın ardından, başarılarımız dış destek olmadan gerçekleşmezdi. Dünyanın dört bir yanındaki dost ülkelerin cömertliğinden büyük ölçüde faydalandık. Bu ülkelerden aldığımız maddi, teknik ya da manevi destek, yurt içinden gelen girdileri artırdı.
Bu bağlamda dostluk elini uzatma konusunda açık ve kararlı davranan Türkiye Cumhutitiyeti’ni özellikle vurgulamak isterim. Ruanda ve Türkiye arasındaki işbirliği 2013 yılında Ruanda’nın Ankara’da Büyükelçilik açması ve ertesi yıl Türkiye’nin de buna karşılık vermesiyle yenilenmiştir. O tarihten bu yana Bakanlar düzeyinde karşılıklı siyasi ziyaretler gerçekleştirdik ve iki ülkenin üst düzey liderleri bir çok kez bir araya gelerek görüşmelerde bulundular. Teknik düzeyde de görül alışverişinde bulunuldu. Liderlerimiz tarafından oluşturulan iyi siyasi anlayışın bir sonucu olarak sağlık, güvenlik, altyapı, turizm ve eğitim alanında bir dizi mutabakat zaptı imzalandı ve uygulanıyor.”
Ruanda Büyükelçidi Charles KAYONGA daha sonra sözlerini şu şekilde sonlandırd:“ Başkanımız Sayın Paul KAGAME’nin şu sözlerini yinelemek istiyorum; “ Kurtuluş, tek bir olay ya da bir son nokta değildir. Kurtuluş, yaptığımız her şeye ilham veren ve onsuz başarılı olamayacağımız bir tutumdur.” Kurtuluşumuzun 30’uncu yıldönümünü anarken, bu tutumu sürdürelim. Güney Afrikalı dostlarım da buna katılabilir ve ALUTA CONTINUA diyebilirler.
İlginiz için hepinize teşekkür ederim.
Konuşmalardan sonra, Ruanda Kurtuluş Günü için hazırlanan pastanın kesimi yapıldı.
Bu arada, Büyükelçilerin de eşlik ettiği Folklor ekibinin Ruanda’nın geleneksel folklor ve dans gösterisinin akabinde davetlilere yemek servisi yapıldı.
Resepsiyona katılan konuklar resepsiyonda kendilerine ikram edilen yemeklerin tadını çıkarırken birlikte sohbet ederek geceyi sonlandırdılar.
Kısaca RUANDA SOYKIRIMI
Ne oldu? Nasıl sonuçlandı?
Ruanda Soykırımı, Ruanda’da 1994 yılında yüz gün içinde yaklaşık 800 bin Tutsi ve ılımlı Hutu’nun, aşırı uç Hutular tarafından katledilmesi olayıdır. Katliam, Tutsi destekli isyancı Ruanda Vatansever Cephesi lideri Paul Kagame’ye bağlı güçlerce, Hutu ağırlıklı hükûmetin düşürülmesi ile son buldu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, EFES-2026 Tatbikatı’nda yaptığı konuşmada, “Türk Ordusu, barışın ordusudur. Türk Ordusu, huzurun ordusudur. Türk Ordusu, istikrarın ordusudur. Türk Ordusu, ülkesi ve milletinin güvenliğinin teminatı olduğu kadar bölgesel ve küresel barışın, huzurun ve istikrarın da en önemli güvencesidir” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İzmir’in Seferihisar ilçesindeki Doğanbey Atışlı Tatbikat Bölgesi’nde gerçekleştirilen EFES-2026 Tatbikatı’nın seçkin gözlemci gününe katılarak bir konuşma yaptı.
Konuşmasına katılımcıları selamlayarak başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sizlerin aracılığıyla vatanımızın dört bir yanında ve yurt dışında fedakârca görev yapan güvenlik güçlerimizin her birine ayrı ayrı selamlarımı, sevgilerimi yolluyorum. Sadece Türkiye’nin değil dünyanın sayılı birleşik, müşterek ve kapsamlı tatbikatlarından biri olan Efes-2026 Tatbikatı’nın seçkin gözlemci günü vesilesiyle sizlerle birlikte olmaktan büyük bir bahtiyarlık duyuyorum” ifadesini kullandı.
Bu yılki tatbikata da Türk askerlerinin yanı sıra 50 farklı ülkeden 1300’ü aşkın dost, kardeş ve müttefik personelin katıldığını bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu ve kuvvet komutanları başta olmak üzere Türk Silahlı Kuvvetlerinin her bir mensubunu, ayrıca tatbikatta görev alan kamu kurum ve kuruluşlarının temsilcilerini tebrik etti.
Dostlara güven aşılayan, Türkiye ilgili hesaplar yapanların da heveslerini kursaklarında bırakan EFES Tatbikatı’nı, Malazgirt’ten 10 yıl sonra, 1081’de Çakabey’in fethettiği döneme göre dünyanın en önemli tersanelerinden birini kurarak denizcilik tarihinde destanlar yazdığı topraklarda yaptıklarını anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bundan bin yıl önce bu toprakları yurt tutarken şehit olan, gazi olan, İ’la-yi Kelimetullah uğrunda can veren tüm kahramanlarımızı minnetle yâd ediyorum. Aynı şekilde geçmişten bu yana Malazgirt’ten İstiklal Harbi’ne, Kıbrıs Barış Harekâtı’ndan terörle mücadeleye kadar vatanımız, birliğimiz, dirliğimiz, bayrağımız, mefkûremiz, devletimizin ve milletimizin bekası için şehit olan, gazi olan her bir vatan evladını kemal-i edeple anıyorum. Hayatta olan gazilerimize Cenabı Allah’tan hayırlı ve uzun ömürler diliyorum” diye konuştu.
“TÜRK ORDUSU TARİH BOYUNCA TAHRİP EDİLEN YERLERİ TAMİR ETMİŞTİR”
Yüksek teknolojili yerli ve millî savunma sanayi ürünlerinin başarıyla kullanıldığı, planlama, uygulama, birliklerin uyumu, içerik ve iletisiyle, bütün bunların arkasındaki stratejik akılla Efes Tatbikatı’nın bir tatbikat olmanın çok ötesinde anlamlar ifade ettiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Burada, 2 bin 500 yıllık bir kurmay aklın tecellisi var. Burada, caydırıcılığın yanı sıra barışı tesis etmenin, nasıl bir hazırlık, irade ve kararlılık gerektirdiğinin numunesi var. Burada, bir milletin göz bebeği olarak, ‘Peygamber Ocağı’ olarak gördüğü her bir neferine ‘Mehmetçik’ adını verdiği bir kurumun ete kemiğe bürünen şuuru var. Şunu ifade etmek isterim ki, Türk Ordusu kendi milletinin, kendi vatanının hafızasını ve mefkûresini taşıdığı kadar içinde bulunduğu coğrafyanın da hafızasını ve mefkûresini taşımaktadır. Hamdolsun o hafızayı da o mefkûreyi de ordumuzun her bir mensubu layıkıyla deruhte etmeye devam ediyor. Türk ordusu, barışın ordusudur. Türk ordusu, huzurun ordusudur. Türk ordusu, istikrarın ordusudur. Dünyanın kendi ordusuna ithaf edilen tek millî marşı İstiklal Marşımızdır. ‘Hakkıdır Hakk’a tapan, milletimin istiklal’ mısralarında olduğu gibi Türk ordusu istiklalin ordusudur. Türk ordusu tarih boyunca gittiği hiçbir yeri tahrip etmemiş aksine tahrip edilen yerleri tamir etmiştir. Ordumuz en çetin şartlarda bile düşman unsurları dışında hiçbir insana, canlıya, ağaca, şehre zarar vermemiş aksine imha edilen yerleri imar ve ihya etmiştir. Türk ordusu ülkesi ve milletinin güvenliğinin teminatı olduğu kadar bölgesel ve küresel barışın, huzurun ve istikrarında en önemli güvencesidir. Efes 2026 Tatbikatı’nın tüm dünyaya verdiği mesajların bu yönleriyle de çok iyi anlaşılması gerektiğine inanıyorum.”
“DÜNYAMIZ ÇOK AKTÖRLÜ BİR YAPIYA HIZLA EVRİLİYOR”
Güvenlik paradigmalarının değiştiği, uluslararası hukukun irtifa ve itibar kaybettiği, yeni güvenlik mimarilerine ihtiyaç duyulduğu, dinamik olduğu kadar hassas bir dönemden geçildiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Dünyada yeni dengeler, yeni ittifaklar kuruluyor, fakat küresel ölçekte yeni bir düzen kurulamıyor. Dünyamız, sayısı bir elin parmaklarını geçmeyen büyük güçlerin dizayn ettiği bir statükodan çok kutuplu, çok aktörlü bir yapıya hızla evriliyor” dedi.
Türkiye’nin içerisinde yer aldığı geniş bölgenin aynı zamanda bu sürecin sıklet merkezini oluşturduğu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye’nin adı yeni dönemin müessir aktörlerinden biri olarak her geçen gün daha fazla öne çıkıyor, daha fazla zikrediliyor. Geleceğe dair karamsar senaryolar yazılırken biz başta bölgesel barış olmak üzere ülkemizi her alanda kilit konuma getirmeye çalışıyoruz” ifadesini kullandı.
Bununla birlikte bu zor coğrafyada barış ve güvenliği korumak için Türk ordusunu güçlü ve donanımlı tutmak gerektiğinin bilincinde olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları bildirdi: “Ay başında 120 farklı ülkeden 1700’ü aşkın firmanın iştirak ettiği SAHA EXPO 2026’te sergilenen ürünlerimizi inanıyorum ki sizler de gördünüz. Caydırıcılığımızı artırarak, savunma yeteneklerimizi güçlendirerek, savunma sanayiinde başlattığımız atılım hamlesini hızlandırarak, karşılıklı fayda ve saygı zemininde dostlarımızla yeni ortaklıklar kurarak Türkiye’yi bu fırtınalı sulardan sahil-i selamete çıkarmak istiyoruz. Efes-2026 Tatbikatı’nda sahne alan savunma sanayii ürünlerimizin hepsi bunun içindir. Dünyanın en güçlü silahlı kuvvetlerinden biri olan kahraman ordumuz işte bunun mücadelesini vermektedir. Barışçıl, girişimci ve insani değerleri merkeze alan dış politikamız bunun için yürütülmektedir. Doğuyla yüzyıllara sâri güçlü bağlarımızı korurken batıyla diyaloğumuzu artırmamızın, Afrika’dan Latin Amerika’ya uzanan iş birliği çabalarımızın gerisinde işte bu yaklaşım vardır.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Şunu, burada bir kez daha ifade etmekte yarar görüyorum, Türkiye olarak savaşa ve kaosa yatırım yapanların karşısında barışı ve istikrarı savunmaya devam edeceğiz. Gazze’de, Lübnan’da ve bölgemizin diğer yerlerinde çoluk çocuk, kadın, yaşlı demeden katleden soykırım şebekelerinin karşısında tüm insanlığın müşterek değerlerini savunmaya kararlılıkla devam edeceğiz. Tarih, Türk milletiyle dost olmanın neler kazandırdığının da Türklere husumet etmenin neleri kaybettirdiğinin de sayısız örnekleriyle doludur. Mehmetçik diğer tüm hasletlerinin yanı sıra aynı zamanda dostluğundan emin olunan kuvvet demektir. Biz, bu güven cephesinin sarsılmasına müsaade etmeyeceğiz. İstiklal Şairimiz Mehmet Akif, ‘Değil mi cephemizin sinesinde iman bir, sevinme bir, acı bir, gaye aynı, vicdan bir. Değil mi ortada bir sine çarpıyor yılmaz, cihan yıkılsa emin ol bu cephe sarsılmaz’ diyor. Bu düşüncelerle Efes 2026 Tatbikatı’nın icrasında başarıyla görev alan tüm personelimizi tebrik ediyorum. Tatbikata iştirak eden dost ve müttefik ülkelere teşekkür ediyorum. Kahraman ordumuzun her bir mensubuna şükranlarımı sunuyorum. Rabb’im kahraman ordumuzu daima muzaffer, muvaffak eylesin diyor, sizleri sevgiyle saygıyla selamlıyorum.”
Gençlik ve Spor Bakanı Dr. Osman Aşkın Bak ile beraberindeki heyet, 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı dolayısıyla Anıtkabir’i ziyaret etti.
Gençlik ve Spor Bakanı Dr. Osman Aşkın Bak başkanlığında, bakan yardımcıları, genel müdürler, gençler, sporcular ve diğer ilgililerden oluşan heyet, Aslanlı Yol’dan yürüyerek Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün mozolesine geldi.
Bakan Bak’ın kırmızı-beyaz karanfillerle süslü, üzerinde “Gençlik ve Spor Bakanlığı” yazılı çelengi mozoleye bırakmasının ardından saygı duruşunda bulunuldu ve ardından İstiklal Marşı okundu.
Beraberindeki heyet ile Misak-ı Milli Kulesi’ne geçen Bakan Bak, Anıtkabir Özel Defteri’ne şunları kaydetti:
“Aziz Atatürk, ülkemizin ve insanlığın en büyük ümidi olan gençlerimizle; 19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı vesilesiyle manevi huzurunuzdayız. Kurtuluşun ilk adımı olan 19 Mayıs, milletimizin esarete karşı gösterdiği başkaldırının, yeniden şahlanışının ve bağımsızlık iradesinin adıdır. Türk gençliğine emanet ettiğiniz bu kutlu miras; bugün de aynı inanç, aynı ruh ve aynı istikametle yaşamaya devam etmektedir. Türkiye’nin gücü gençliği; köklerinden aldığı kuvveti çağın imkanlarıyla buluşturarak bilimde, teknolojide, sanatta, sporda ve üretimin her alanında ülkemizi daha ileriye taşıyan büyük bir iradenin temsilcisi haline gelmiştir.
Milli şuuru yüksek, vicdan sahibi, çalışkan, üretken ve öz güven sahibi gençlerimiz; taşıdıkları inanç, cesaret ve yüksek ideal ruhuyla Türkiye Yüzyılı’nı inşa eden iradeyi gururla geleceğe taşımaktadır. Gençlik ve Spor Bakanlığı olarak bizler de gençlerimizin hayallerine istikamet kazandıran, potansiyellerini büyük hedeflerle buluşturan, Türk sporunu uluslararası arenada daha güçlü ve iddialı bir konuma taşıyan çalışmaları azim ve kararlılıkla sürdürüyoruz. Bu vesileyle aziz milletimizin 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’nı kutluyor; zatıalinizi, silah arkadaşlarınızı, milli mücadelenin neferlerini ve dünden bugüne bu topraklar için fedakarca mücadele eden tüm kahramanlarımızı saygı, rahmet ve minnetle yad ediyorum. Ruhunuz şad olsun.”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Galatasaray Futbol Takımı oyuncularını ve teknik heyetini Cumhurbaşkanlığı Dolmabahçe Çalışma Ofisi’nde kabul etti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Trendyol Süper Lig 2025-2026 sezonu şampiyonu olan Galatasaray’ın heyetiyle Cumhurbaşkanlığı Dolmabahçe Çalışma Ofisi’nde görüştü.
Galatasaray Kulübü Başkanı Dursun Özbek, futbolcular ve teknik heyetle bir araya gelen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Süper Lig’deki 26. şampiyonluğunu elde eden sarı-kırmızılı ekibi tebrik etti.
Özbek’in Cumhurbaşkanı Erdoğan’a forma hediye ettiği kabulde, Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak da hazır bulundu.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Gerekli cookie, sayfa gezinmesi ve web sitesinin güvenli alanlarına erişim gibi temel işlevleri etkinleştirerek bir web sitesi kullanıma yardımcı olur. Web sitesi bu cookie olmadan düzgün çalışamaz.
Tercih cookies, bir web sitesinin, tercih ettiğiniz diliniz veya bulunduğunuz bölgeniz gibi, web sitesinin davrandığını veya görünüşünü değiştiren bilgileri hatırlamasını sağlar.
İstatistik
İstatistik cookies, web sitesi sahiplerinin anonim olarak bilgi toplayıp bildirerek ziyaretçilerin web siteleriyle nasıl etkileşimde bulunduğunu anlamalarına yardımcı olabilir.
Pazarlama
Pazarlama cookies, ziyaretçileri web sitelerinde izlemek için kullanılır. Amaç, bireysel kullanıcıya ilgi çekici ve böylece yayıncılar ve üçüncü taraf reklamverenler için daha değerli olan reklamları görüntülemektir.
Sınıflandırılmamış
Sınıflandırılmamış cookies, bireysel kurabiye sağlayıcıları ile birlikte sınıflandırma sürecinde olduğumuz cookies.