Memur-Sen 30. Yıl Vefa Programı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımıyla ve büyük coşkuyla gerçekleştirildi. Programda konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Memur-Sen’in demokrasiye ve Türkiye’ye katkısına vurgu yaptı.
VefaBluşması-(18)Konfederasyonumuzun onursal genel başkanları, kurucularımız, daha önceki dönemlerde görev yapan genel yönetin kurulu üyelerimiz, il temsilcilerimiz, sendikalarımızın genel yönetim kurulları ve teşkilatının büyük ilgisinin olduğu programa; Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, BBP Genel Başkanı Mustafa Destici, MHP Genel Başkan Yardımcısı Yaşar Yıldırım, AK Parti Genel Başkan Yardımcıları Hayati Yazıcı, Fatma Betül Sayan Kaya, Hüseyin Yayman, Kürşad Zorlu, Prof. Dr. Halit Yerbakan, Temel Akyürek, Faruk Acar, HÜDA PAR Genel Başkan Yardımcısı Şehzade Demir, AK Parti Grup Başkanvekilleri Abdülhamit Gül, Leyla Şahin Usta, AK Parti Başkanvekili Mustafa Elitaş, Ankara Valisi Vasip Şahin, TBMM Grup Başkanvekili M.Emin Akbaşoğlu, AK Parti Ankara İl Başkanı Hakan Han Özcan, Hak-iş Genel Başkanı Mahmut Arslan, Memur-Sen Yönetim Kurulu, bağlı sendikaların genel başkanları ve yönetim kurulu üyeleri ile Memur-Sen teşkilatının tüm bileşenleri katıldı.
VefaBluşması-(3)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Memur-Sen’in 30 yıllık geçmişine vurgu yaparak, sendikanın ülkenin geleceği için verdiği emeği ve demokrasinin yanında duruşuna övgüde bulundu. Memur-Sen’in ilkeli, çözüm odaklı ve milli iradenin savunucusu bir sendika olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, sendikanın başarılarını ve topluma kattığı değeri vurguladı. Memur-Sen’in uluslararası sendikacılık faaliyetlerinde de önemli bir ivme yakaladığını ifade eden Erdoğan, Akif İnan’ın mirasına sahip çıkıldığını ve sendikanın ahlak ve vicdanla yoğrulmuş bir dava hareketi olduğunu belirterek; “Hayatını hak ve hakikat mücadelesine adayan kalemi duruşu ve cesaretiyle nesillere örnek olan Filistin’i, Mescid-i Aksa’yı, Kudüs’ü, mazlum ve mağdur coğrafyaların hüznünü son nefesine kadar kalbinde bir yara olarak taşıyan Akif İnan ağabeyimize Cenab-ı Allah’tan rahmet diliyorum. Merhum Akif İnan’ın tasavvur ettiği hareketin kuvveden fiile çıktığını memnuniyetle görüyoruz. Emanetin ehil ellerde olduğunu, ekilen tohumların filizlendiğini, dikilen fidanların meyvelerini verdiğini büyük bir kıvançla müşahede ediyoruz. Şunu da büyük bir gururla ifade etmek isterim. Kibirli vesayet odaklarının bin yıl sürecek dediği 28 Şubat darbesinden 27 Nisan bildirisine Katsaya adaletsizliği ve başörtüsü yasaklarından, milletimizin oyuyla iktidara gelen partimize yönelik kapatma davasına, Gezi kalkışmasından 17 – 25 Aralık Emniyet Yargı kumpaslarına, 15 Temmuz’daki hain darbe teşebbüsüne kadar istiklal ve istikbalimizi hedef alan tüm saldırılarda Memur Sen hiç tereddütsüz bir şekilde milletimizin ve demokrasinin yanında saf tutmuştur” diye konuştu.
“Mazlum ve mağdurun sesi oldunuz”
Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasını şöyle sürdürdü: “Kudüs’ü unutmak, yurdumuzu unutmaktır. İnancımızı, kişiliğimizi unutmaktır. Köleliğe tahrip olmaktır diyen Akif İnan Ağabeyin mirasına sahip çıktınız. Mitinglerde, imza kampanyalarıyla, proje, rapor ve araştırmalarla, yardım faaliyetleriyle mazlum ve mağdurların haykıran sesi oldunuz. 25 ülkeden 33 konfederasyonun yer aldığı 30 milyonu aşkın emekçiyi temsil eden uluslararası emek konfederasyonunun kuruluşuna öncülük etmiştir. Diğer taraftan aynı zamanda bir sendikacılık mektebi olan Genç Memur- Sen, geleceğimizin mihmandarı gençlerimizin akademik, sosyal ve kültürel gelişimleri için pek çok çalışmayı hayata geçiriyor. Kadın komisyonumuz artan asimetrik tehditler karşısında aile kurumuna sahip çıkan faaliyetler gerçekleştiriyor.”
“Koruyucu giyim konusunda yaşanan sorunu çözüyoruz”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Memur-Sen’in önemli süreçlerde milletin iradesine sahip çıktığını belirterek, “6 Şubat’ta, orman yangınlarında, sel felaketlerinde Memur sen hep sahadaydı. Yurt dışında da milletimizi başarı ile temsil ettiniz. Akif İnan ağabeyin mirasına sahip çıktınız. Mitinglerde imza kampanyaları ile, projelerle, yardım faaliyetlerle mazlumların haykıran sesi oldunuz. Bunun dışında Memur Sen asli vazifesini de yerine getirmiştir. Memur-Sen uluslararası sendikacılık faaliyetlerde de önemli ivme yakalamıştır. Akif İnan ağabeyin ülkemiz dünyayı kardeş görendir, gökleri insanın ortak tarlası diyerek rotasını çizdiği memur sen hamuru ahlakla vicdanla yoğrulmuş bir dava hareketidir. Her birinizi gayretleriniz için tebrik ediyorum. Prensiplerinizi ve değerlerinizi koruyarak, yola devam edeceğinize yürekten inanıyorum” dedi.
Konuşmasında, AK Parti tarafından geçtiğimiz hafta meclise sunulan teklife de değinen Erdoğan, “Son olarak çeşitli mağduriyetlere yol açan koruyucu giyim ve donanım konusunda yaşanan sorunu da inşallah çözüyoruz. Geçen hafta bununla ilgili kanun teklifimiz AK Parti grubu tarafından Meclis Başkanlığımıza sunuldu. Hayırlı uğurlu olsun” ifadelerini kullandı.
Erdoğan: Zincirleri Memur-Sen ile parçaladık
Geçmişte Türkiye’nin en büyük sorunlarından birinin ayrımcılık olduğunun altını çizen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “İrticacı, gerici, yobaz denilerek tahkir ediliyordu. Namaz kılanlar, oruç tutanlar, selamünaleyküm diyenler hor görüldü, psikolojik baskıya uğradı. Kamuda ideolojik kast sistemi bunun konuşulmasını asla istemediler. Kendileri dışında kimseye hayat hakkı tanımadılar. Millete bidon kafalı, göbeğini taşıyan adam dediler. Bunların hepsini sizlerle birlikte gördük. Baskının her türlüsünü iliklerimize kadar sizlerle birlikte yaşadık. Milletlin iradesine, demokrasimize vurulan zincirleri siz Memur Sen’li kardeşlerimiz ile parçaladık. Azgın azınlığın sessiz çoğunluğa hayat tarzı dayattığı, parmak salladığı o karanlık günler geride kaldı. Hac için kamu çalışanlarına ücretsiz izin tanıdık. Baş örtüsüne yönelik yasakçı uygulamalara son verdik. Bugün kadınlar hiçbir kısıtlama olmadan kamu kurumlarında özgürce çalışabiliyor. Milletin oyları ile Melis’e başörtüsü ile girdiği için hanım kardeşlerimize had bildirildiği o karanlık günlerden başörtülü hakimlerin, valilerin, büyükelçilerin, bakanların olduğu günlere geldik. Hedefimiz bunları güvenceye almaktır. Bizden sonrakiler bunları yaşamaması için kimsenin ötekileştirmediği iklimi tesis ve tahkim etmek durumundayız” diye konuştu.
Sözlerinin devamında 8. Dönem Toplu Sözleşme sürecine değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “ Bu görüşmelerde sendika taleplerini can kulağı ile dinleyeceğiz. Kamu çalışanları refahını dengeleyecek yol haritası çizmeye özen göstereceğiz. 23 yılda kamu çalışanlarımız için verdiğimiz mücadele, reformlar ortadadır. Türk ekonomimiz büyüdükçe katma değerin toplumun tüm kesimlerine adaletli şekilde yayılmasını sağladık” dedi ve konuşmasını tamamladı.
Ali Yalçın: Tarihin doğru yerinde saf tuttuk
Programda konuşan Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın ise 30. Yılını geride bırakan Memur-Sen teşkilatı için vefanın bir yalnızca bir duygu değil aynı zamanda bir duruş olduğunu belirterek, “Emek Mücadelemiz 33, Memur-Sen’imiz 30 Yaşında; sadece yaşımızla değil, yaşadıklarımızla, duruşumuzla, tavrımızla büyüdük; 30 yılda her anı mücadeleyle geçen soylu bir hikâye yazdık. Hikâyemiz, 28 Şubat’ın boğucu soğuğuna direnen inancın hikâyesidir. Bizim hikâyemiz, 367 garabetine, 27 Nisan muhtırasına, 17-25 Aralık kumpasına, 15 Temmuz ihanetine karşı millet iradesiyle omuz omuza yürümenin hikâyesidir. Bizim mücadelemiz, sendikaların, Meslek örgütlerinin cuntacılara topuk selamı verdiği zamanlarda, milletin, millet iradesinin sesi olmanın mücadelesidir. Bizim Hikayemiz, kamu görevlilerine de sendikacılığa da itibar kazandırmanın hikâyesidir. Biz bugünlere, müesses nizamın baskısını, vesayet odaklarının hukuksuzluğunu, vatan hainlerinin tuzaklarını aşarak geldik. Ne 28 Şubatın soğuğuna ne de 15 Temmuz’un kanlı sıcağına boyun eğdik. İnancımız hor görüldü, yılmadık, Hak aramak suç sayıldı, durmadık, ne zordan kaçtık, ne de istikametimizden şaştık. Bu vatanın nimetlerinden faydalanıp, dara düşünce düşman ağusuna koşanlara inat vatan mensubiyeti, millet mesuliyetiyle hareket ettik, tarihin doğru yerinde saf tuttuk, daima Türkiye’nin yanında durduk” diye konuştu.
Konuşmasının devamında 26 ülke, 36 konfederasyon ve 30 milyonu aşkın üyeyle yoluna devam eden Uluslararası Emek Konfederasyonu (ILC) ile küresel adalet çağrısı yaptıklarını ifade eden Yalçın, Covid döneminde vefa destek gruplarında gönüllü olanlarız. Asrın felaketinde, depremin ilk saatlerinde 270 kişilik Arama Kurtarma ekiplerimizle deprem bölgesine anında intikal eden tüm teşkilatımızla milletimiz için seferber olanlarız. Sel felaketlerinde, orman yangınlarında nöbete koşanlarız. Konfederasyonumuzla, sendikalarımızla nerede bir mazlum, mağdur varsa oraya koşuyor, Gazze’nin, Doğu Türkistan’ın sesi, dünyanın bütün mazlumlarının nefesi oluyoruz. 7 Ekim’den bugüne Siyonist İsrail’in Gazze’de uyguladığı soykırıma dur demek, Filistin’in direnişine destek olmak, mazlumların çığlıklarını dünyaya duyurmak için hem Memur-Sen teşkilatları olarak, hem sivil toplumla birlikte hareket ederek, yürüyüşlerle, nöbetlerle, mitinglerle, eylemlerle alanlarda olmayı sürdürüyoruz. Gazze’ye, Lübnan’a, Suriye’ye şimdide İran’a saldırarak coğrafyamızı ateş çemberine alan Siyonist İsrail’i lanetliyor, Başta ABD olmak üzere soykırıma destek verenleri şiddetle kınıyor, Yaşasın Nehirden Denize Özgür Filistin diyorum” ifadelerini kullandı.
“Türkiye yüzyılına yakışır bir anayasa istiyoruz”
Millet olarak birlik, beraberlik ve dayanışma iklimi devam ettiği sürece birçok sorunun üstesinden gelebileceklerinin altını çizen Genel Başkan Yalçın, uluslararası sistemde önemli kırılmaların yaşandığı, çatışma ve kriz alanlarının genişletildiği bir zeminde güçlü olmanın birlik ve beraberlikten geçtiğine dikkat çekti.
Yalçın konuşmasını şöyle sürdürdü: “Bu bağlamda Türkiye Yüzyılı vizyonu için önemli bir eşik olan, Sizin “en büyük eserimiz olacak” diye tarif ettiğiniz, “Terörsüz Türkiye” hedefini önemsiyor, Memur-Sen olarak Güçlü Türkiye için atılan her adımı destekliyoruz. Bu vesileyle önemli bir hususun daha altını çizmek isterim; Millet olarak 65 yıldır Darbe Anayasasıyla yaşıyoruz. Artık bu utanç bitsin, bu millete, Türkiye yüzyılına yakışan sivil bir anayasa yapılsın istiyoruz.”
“Yasada gerekli değişikliklerin yapılmasını istiyoruz”
Memur-Sen olarak sivil anayasaya ilişkin birçok çalışma gerçekleştirdiklerini belirten Ali Yalçın, milletin ve devletin önünü açacak yeni bir sivil anayasaya, kamu görevlileri için ise yeni bir sendikal yasaya ihtiyaç olduğunu belirterek, “Bildiğiniz üzere, işçilerle devam eden Toplu İş Sözleşmesi sonrası Ağustos ayında 8. Dönem Toplu Sözleşme görüşmelerimiz başlayacak. Taleplerimizi şekillendiriyor, kamu görevlilerini memnun edecek bir sonuç almayı ümit ediyoruz. Zatıalinizin müjdesini verdiğiniz, ‘7. Dönem Toplu Sözleşme’de de kayıt altına aldığımız; 1. Dereceye de 3600 Ek Göstergenin hayata geçirilmesini bekliyoruz. Diğer önemli bir husus, Aile Yılı’nda masanın kazananı Aile olsun diyor, Kamuda unvan, yetki, sorumluluk ve ücret skalasının yeniden ele alınmasını, memur emeklilerimizin, görev aylığı ile emekli aylığı arasındaki kopan bağın yeniden kurulmasını istiyoruz. 4688 Sayılı Sendika Yasamızın revize edilmesi gerekiyor. 2001’de yürürlüğe giren sendika yasasının bir kısım arızaları sizin döneminizde giderildi. Fakat gelinen noktada sendikal mevzuatın geliştirilmeye, iyileştirilmeye ihtiyacı var, ‘7. Dönem Toplu Sözleşme’de de bu ihtiyacı kayıt altına almıştık. Çalışma Bakanımızla sosyal diyalog içerisindeyiz, iletişime açık yanını hep takdir ettik, huzurlarınızda kendilerine teşekkür ediyorum. Ağustos ayında 8. Dönem Toplu Sözleşme öncesi, meclis tatile girmeden, talimatınızla yasada gerekli değişikliklerin gerçekleşmesini istiyoruz” şeklinde konuştu.
Yalçın konuşmasını şu sözlerle tamamladı: “Memur-Sen olarak biliyoruz ki, bugüne kadar aştığımız sorunların yanında bunlar aşılmaz sorunlar değil. Zira, sizin döneminizde birçok tarihi adıma tanık, çözülmez denen sorunların çözülmesine de şahit olduk. Sayın Cumhurbaşkanım. Sözlerime son verirken Mücadelesi büyüdükçe Türkiye’yi güçlendiren Memur-Sen’imizin daha nice 30 yılları görmesini diliyor, bu çınarın filizlenmesinden, büyümesine emeği geçen herkese tekrar şükranlarımı sunuyorum.”
Işıkhan: Çok sesli bir sendikal yapıya sahibiz
Programda konuşan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, “Bugün herkesin kendini özgürce ifade edebildiği ve kendine yer bulabildiği, daha adil, daha müreffeh bir sistemin inşası için çok sesli bir sendikal yapıya ve çalışma hayatına sahibiz” diye konuştu.
Memur-Sen’in kurucu Genel Başkanı, şair ve eğitimci Mehmet Akif İnan’ı ve yakın zamanda hayatını kaybeden Memur-Sen Onursal Genel Başkanı Zübeyir Yetik’i rahmetle yad eden Işıkhan, Memur-Sen’in sadece kamu görevlilerinin mali ve özlük haklarını geliştirmekte kalmadığını, aynı zamanda dünyada mazlumların da sesi olduğunu ifade ederek, “Bugün Memur-Sen, Gazze’de soykırım yapan İsrail’e karşı en sert tepkiyi gösteren sendikalarımızın başında geliyor. Memur-Sen, aynı zamanda emperyalist ülkelerin güdümünde yürüyen uluslararası sendikal hareketlere karşı, uluslararası dünya emekçilerinin ve mazlumlarının sesi olacak uluslararası sendikalar kuran bir fikir sendikasıdır” dedi.
“Refahın yükseltilmesi için birlikte çalışıyoruz”
Kamu, özel, sivil toplum ya da akademi fark etmeksizin ortak arzularının Türkiye’nin birliği, dirliği, milletin huzur ve refahı olduğunu vurgulayan Işıkhan, Türkiye’nin güçlenmesi, ekonominin büyümesi, insanların gelecek kaygısı yaşamadan iş-güç sahibi olması ve refahın yükseltilmesi için hep birlikte çalıştıklarını, mevcut sorunlara da kalıcı çözümler ürettiklerini söyledi.
Bakan Işıkhan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Toplu sözleşmeler aracılığıyla kamuda nitelikli hizmetlerin üretilmesini ve sunulmasını sağlayan fedakar kamu görevlilerimizin mali ve özlük haklarını, günün koşullarını dikkate alarak sürekli geliştiriyoruz. Bu, birlik ve beraberlik duygusu, güçlü bir toplum ve güçlü bir devlet mekanizmasıyla mümkün olabilmektedir. Türkiye, maalesef millete emeğinin hakkını arama özgürlüğü şöyle dursun, farklı düşünme özgürlüğünün dahi çok görüldüğü karanlık ve vesayet dolu dönemlerden geçmiştir. Hamdolsun ki uğruna çok bedeller ödenen emek mücadelesi ve sendikal faaliyetler, Cumhurbaşkanımızın liderlik ettiği siyasi reformlar ve Memur-Sen gibi bu toprakların değerlerine sahip çıkan sivil toplum kuruluşlarımız sayesinde ülkemiz bu vesayet zincirinden kurtulmayı başarmıştır. Bugün herkesin kendini özgürce ifade edebildiği ve kendine yer bulabildiği, daha adil, daha müreffeh bir sistemin inşası için çok sesli bir sendikal yapıya ve çalışma hayatına sahibiz. Tüm bu duygu ve düşüncelerle Memur-Sen’in kuruluşunun 30. Yılını tebrik ediyor, daha nice 30 yıllar diliyorum.”
Program çekilen aile fotoğrafının ardından son buldu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, EFES-2026 Tatbikatı’nda yaptığı konuşmada, “Türk Ordusu, barışın ordusudur. Türk Ordusu, huzurun ordusudur. Türk Ordusu, istikrarın ordusudur. Türk Ordusu, ülkesi ve milletinin güvenliğinin teminatı olduğu kadar bölgesel ve küresel barışın, huzurun ve istikrarın da en önemli güvencesidir” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İzmir’in Seferihisar ilçesindeki Doğanbey Atışlı Tatbikat Bölgesi’nde gerçekleştirilen EFES-2026 Tatbikatı’nın seçkin gözlemci gününe katılarak bir konuşma yaptı.
Konuşmasına katılımcıları selamlayarak başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sizlerin aracılığıyla vatanımızın dört bir yanında ve yurt dışında fedakârca görev yapan güvenlik güçlerimizin her birine ayrı ayrı selamlarımı, sevgilerimi yolluyorum. Sadece Türkiye’nin değil dünyanın sayılı birleşik, müşterek ve kapsamlı tatbikatlarından biri olan Efes-2026 Tatbikatı’nın seçkin gözlemci günü vesilesiyle sizlerle birlikte olmaktan büyük bir bahtiyarlık duyuyorum” ifadesini kullandı.
Bu yılki tatbikata da Türk askerlerinin yanı sıra 50 farklı ülkeden 1300’ü aşkın dost, kardeş ve müttefik personelin katıldığını bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu ve kuvvet komutanları başta olmak üzere Türk Silahlı Kuvvetlerinin her bir mensubunu, ayrıca tatbikatta görev alan kamu kurum ve kuruluşlarının temsilcilerini tebrik etti.
Dostlara güven aşılayan, Türkiye ilgili hesaplar yapanların da heveslerini kursaklarında bırakan EFES Tatbikatı’nı, Malazgirt’ten 10 yıl sonra, 1081’de Çakabey’in fethettiği döneme göre dünyanın en önemli tersanelerinden birini kurarak denizcilik tarihinde destanlar yazdığı topraklarda yaptıklarını anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bundan bin yıl önce bu toprakları yurt tutarken şehit olan, gazi olan, İ’la-yi Kelimetullah uğrunda can veren tüm kahramanlarımızı minnetle yâd ediyorum. Aynı şekilde geçmişten bu yana Malazgirt’ten İstiklal Harbi’ne, Kıbrıs Barış Harekâtı’ndan terörle mücadeleye kadar vatanımız, birliğimiz, dirliğimiz, bayrağımız, mefkûremiz, devletimizin ve milletimizin bekası için şehit olan, gazi olan her bir vatan evladını kemal-i edeple anıyorum. Hayatta olan gazilerimize Cenabı Allah’tan hayırlı ve uzun ömürler diliyorum” diye konuştu.
“TÜRK ORDUSU TARİH BOYUNCA TAHRİP EDİLEN YERLERİ TAMİR ETMİŞTİR”
Yüksek teknolojili yerli ve millî savunma sanayi ürünlerinin başarıyla kullanıldığı, planlama, uygulama, birliklerin uyumu, içerik ve iletisiyle, bütün bunların arkasındaki stratejik akılla Efes Tatbikatı’nın bir tatbikat olmanın çok ötesinde anlamlar ifade ettiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Burada, 2 bin 500 yıllık bir kurmay aklın tecellisi var. Burada, caydırıcılığın yanı sıra barışı tesis etmenin, nasıl bir hazırlık, irade ve kararlılık gerektirdiğinin numunesi var. Burada, bir milletin göz bebeği olarak, ‘Peygamber Ocağı’ olarak gördüğü her bir neferine ‘Mehmetçik’ adını verdiği bir kurumun ete kemiğe bürünen şuuru var. Şunu ifade etmek isterim ki, Türk Ordusu kendi milletinin, kendi vatanının hafızasını ve mefkûresini taşıdığı kadar içinde bulunduğu coğrafyanın da hafızasını ve mefkûresini taşımaktadır. Hamdolsun o hafızayı da o mefkûreyi de ordumuzun her bir mensubu layıkıyla deruhte etmeye devam ediyor. Türk ordusu, barışın ordusudur. Türk ordusu, huzurun ordusudur. Türk ordusu, istikrarın ordusudur. Dünyanın kendi ordusuna ithaf edilen tek millî marşı İstiklal Marşımızdır. ‘Hakkıdır Hakk’a tapan, milletimin istiklal’ mısralarında olduğu gibi Türk ordusu istiklalin ordusudur. Türk ordusu tarih boyunca gittiği hiçbir yeri tahrip etmemiş aksine tahrip edilen yerleri tamir etmiştir. Ordumuz en çetin şartlarda bile düşman unsurları dışında hiçbir insana, canlıya, ağaca, şehre zarar vermemiş aksine imha edilen yerleri imar ve ihya etmiştir. Türk ordusu ülkesi ve milletinin güvenliğinin teminatı olduğu kadar bölgesel ve küresel barışın, huzurun ve istikrarında en önemli güvencesidir. Efes 2026 Tatbikatı’nın tüm dünyaya verdiği mesajların bu yönleriyle de çok iyi anlaşılması gerektiğine inanıyorum.”
“DÜNYAMIZ ÇOK AKTÖRLÜ BİR YAPIYA HIZLA EVRİLİYOR”
Güvenlik paradigmalarının değiştiği, uluslararası hukukun irtifa ve itibar kaybettiği, yeni güvenlik mimarilerine ihtiyaç duyulduğu, dinamik olduğu kadar hassas bir dönemden geçildiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Dünyada yeni dengeler, yeni ittifaklar kuruluyor, fakat küresel ölçekte yeni bir düzen kurulamıyor. Dünyamız, sayısı bir elin parmaklarını geçmeyen büyük güçlerin dizayn ettiği bir statükodan çok kutuplu, çok aktörlü bir yapıya hızla evriliyor” dedi.
Türkiye’nin içerisinde yer aldığı geniş bölgenin aynı zamanda bu sürecin sıklet merkezini oluşturduğu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye’nin adı yeni dönemin müessir aktörlerinden biri olarak her geçen gün daha fazla öne çıkıyor, daha fazla zikrediliyor. Geleceğe dair karamsar senaryolar yazılırken biz başta bölgesel barış olmak üzere ülkemizi her alanda kilit konuma getirmeye çalışıyoruz” ifadesini kullandı.
Bununla birlikte bu zor coğrafyada barış ve güvenliği korumak için Türk ordusunu güçlü ve donanımlı tutmak gerektiğinin bilincinde olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları bildirdi: “Ay başında 120 farklı ülkeden 1700’ü aşkın firmanın iştirak ettiği SAHA EXPO 2026’te sergilenen ürünlerimizi inanıyorum ki sizler de gördünüz. Caydırıcılığımızı artırarak, savunma yeteneklerimizi güçlendirerek, savunma sanayiinde başlattığımız atılım hamlesini hızlandırarak, karşılıklı fayda ve saygı zemininde dostlarımızla yeni ortaklıklar kurarak Türkiye’yi bu fırtınalı sulardan sahil-i selamete çıkarmak istiyoruz. Efes-2026 Tatbikatı’nda sahne alan savunma sanayii ürünlerimizin hepsi bunun içindir. Dünyanın en güçlü silahlı kuvvetlerinden biri olan kahraman ordumuz işte bunun mücadelesini vermektedir. Barışçıl, girişimci ve insani değerleri merkeze alan dış politikamız bunun için yürütülmektedir. Doğuyla yüzyıllara sâri güçlü bağlarımızı korurken batıyla diyaloğumuzu artırmamızın, Afrika’dan Latin Amerika’ya uzanan iş birliği çabalarımızın gerisinde işte bu yaklaşım vardır.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Şunu, burada bir kez daha ifade etmekte yarar görüyorum, Türkiye olarak savaşa ve kaosa yatırım yapanların karşısında barışı ve istikrarı savunmaya devam edeceğiz. Gazze’de, Lübnan’da ve bölgemizin diğer yerlerinde çoluk çocuk, kadın, yaşlı demeden katleden soykırım şebekelerinin karşısında tüm insanlığın müşterek değerlerini savunmaya kararlılıkla devam edeceğiz. Tarih, Türk milletiyle dost olmanın neler kazandırdığının da Türklere husumet etmenin neleri kaybettirdiğinin de sayısız örnekleriyle doludur. Mehmetçik diğer tüm hasletlerinin yanı sıra aynı zamanda dostluğundan emin olunan kuvvet demektir. Biz, bu güven cephesinin sarsılmasına müsaade etmeyeceğiz. İstiklal Şairimiz Mehmet Akif, ‘Değil mi cephemizin sinesinde iman bir, sevinme bir, acı bir, gaye aynı, vicdan bir. Değil mi ortada bir sine çarpıyor yılmaz, cihan yıkılsa emin ol bu cephe sarsılmaz’ diyor. Bu düşüncelerle Efes 2026 Tatbikatı’nın icrasında başarıyla görev alan tüm personelimizi tebrik ediyorum. Tatbikata iştirak eden dost ve müttefik ülkelere teşekkür ediyorum. Kahraman ordumuzun her bir mensubuna şükranlarımı sunuyorum. Rabb’im kahraman ordumuzu daima muzaffer, muvaffak eylesin diyor, sizleri sevgiyle saygıyla selamlıyorum.”
Gençlik ve Spor Bakanı Dr. Osman Aşkın Bak ile beraberindeki heyet, 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı dolayısıyla Anıtkabir’i ziyaret etti.
Gençlik ve Spor Bakanı Dr. Osman Aşkın Bak başkanlığında, bakan yardımcıları, genel müdürler, gençler, sporcular ve diğer ilgililerden oluşan heyet, Aslanlı Yol’dan yürüyerek Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün mozolesine geldi.
Bakan Bak’ın kırmızı-beyaz karanfillerle süslü, üzerinde “Gençlik ve Spor Bakanlığı” yazılı çelengi mozoleye bırakmasının ardından saygı duruşunda bulunuldu ve ardından İstiklal Marşı okundu.
Beraberindeki heyet ile Misak-ı Milli Kulesi’ne geçen Bakan Bak, Anıtkabir Özel Defteri’ne şunları kaydetti:
“Aziz Atatürk, ülkemizin ve insanlığın en büyük ümidi olan gençlerimizle; 19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı vesilesiyle manevi huzurunuzdayız. Kurtuluşun ilk adımı olan 19 Mayıs, milletimizin esarete karşı gösterdiği başkaldırının, yeniden şahlanışının ve bağımsızlık iradesinin adıdır. Türk gençliğine emanet ettiğiniz bu kutlu miras; bugün de aynı inanç, aynı ruh ve aynı istikametle yaşamaya devam etmektedir. Türkiye’nin gücü gençliği; köklerinden aldığı kuvveti çağın imkanlarıyla buluşturarak bilimde, teknolojide, sanatta, sporda ve üretimin her alanında ülkemizi daha ileriye taşıyan büyük bir iradenin temsilcisi haline gelmiştir.
Milli şuuru yüksek, vicdan sahibi, çalışkan, üretken ve öz güven sahibi gençlerimiz; taşıdıkları inanç, cesaret ve yüksek ideal ruhuyla Türkiye Yüzyılı’nı inşa eden iradeyi gururla geleceğe taşımaktadır. Gençlik ve Spor Bakanlığı olarak bizler de gençlerimizin hayallerine istikamet kazandıran, potansiyellerini büyük hedeflerle buluşturan, Türk sporunu uluslararası arenada daha güçlü ve iddialı bir konuma taşıyan çalışmaları azim ve kararlılıkla sürdürüyoruz. Bu vesileyle aziz milletimizin 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’nı kutluyor; zatıalinizi, silah arkadaşlarınızı, milli mücadelenin neferlerini ve dünden bugüne bu topraklar için fedakarca mücadele eden tüm kahramanlarımızı saygı, rahmet ve minnetle yad ediyorum. Ruhunuz şad olsun.”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Galatasaray Futbol Takımı oyuncularını ve teknik heyetini Cumhurbaşkanlığı Dolmabahçe Çalışma Ofisi’nde kabul etti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Trendyol Süper Lig 2025-2026 sezonu şampiyonu olan Galatasaray’ın heyetiyle Cumhurbaşkanlığı Dolmabahçe Çalışma Ofisi’nde görüştü.
Galatasaray Kulübü Başkanı Dursun Özbek, futbolcular ve teknik heyetle bir araya gelen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Süper Lig’deki 26. şampiyonluğunu elde eden sarı-kırmızılı ekibi tebrik etti.
Özbek’in Cumhurbaşkanı Erdoğan’a forma hediye ettiği kabulde, Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak da hazır bulundu.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Gerekli cookie, sayfa gezinmesi ve web sitesinin güvenli alanlarına erişim gibi temel işlevleri etkinleştirerek bir web sitesi kullanıma yardımcı olur. Web sitesi bu cookie olmadan düzgün çalışamaz.
Tercih cookies, bir web sitesinin, tercih ettiğiniz diliniz veya bulunduğunuz bölgeniz gibi, web sitesinin davrandığını veya görünüşünü değiştiren bilgileri hatırlamasını sağlar.
İstatistik
İstatistik cookies, web sitesi sahiplerinin anonim olarak bilgi toplayıp bildirerek ziyaretçilerin web siteleriyle nasıl etkileşimde bulunduğunu anlamalarına yardımcı olabilir.
Pazarlama
Pazarlama cookies, ziyaretçileri web sitelerinde izlemek için kullanılır. Amaç, bireysel kullanıcıya ilgi çekici ve böylece yayıncılar ve üçüncü taraf reklamverenler için daha değerli olan reklamları görüntülemektir.
Sınıflandırılmamış
Sınıflandırılmamış cookies, bireysel kurabiye sağlayıcıları ile birlikte sınıflandırma sürecinde olduğumuz cookies.