14’üncü Geleneksel Büyükelçiler resepsiyonuna Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz da katıldı ve bir konuşma yaptı.
Etnoğrafya Müzesi’nde gerçekleştirilen resepsiyona Ankara Valisi Vasip ŞAHİN. Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur YAVAŞ, Türk ve yabancı ülkelerin Büyükelçileri, Büyükelçilik görevlileri ve seçkin bir davetli topluluğu katıldı.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Ankara Sanayi Odası (ASO) tarafından, Ankara Etnografya Müzesi’nde düzenlenen, 14. Geleneksel Büyükelçilikler Resepsiyonu’na katıldı.
Cumhurbaşkanı yardımcısı Cevdet YILMAZ konuşmasında şunları söyledi: “Hepinizi şahsım ve Cumhurbaşkanımız sayın Recep Tayyip Erdoğan adına sevgiyle saygıyla muhabbetle selamlıyorum.
Resepsiyon vesilesiyle sizlerle bir arada olmaktan büyük bir memnuniyet duyuyorum. Geçtiğimiz yıl da bu program çerçevesinde bir araya gelmiş ülkemizin üretim kapasitesi ile uluslararası işbirliği imkanlarını değerlendirmiştik.
Bu buluşmaların Türkiye’nin ekonomik ve diplomatik vizyonuna önemli katkılar sunduğunu düşünüyorum.
ASO yönetimine ev sahiplikleri için teşekkür ediyorum. Kıymetli Ankara sanayi odası ailesi, saygıdeğer misafirler içinden geçtiğimiz dönem, ölçekte ciddi sınamalarla şekilleniyor. Yakın coğrafyamızda devam eden çatışmalar, dünya ekonomisinde seviyelere ulaşan belirsizlikler ardı ardına yaşanan olumsuz gelişmeler çok boyutlu krizlerde karşı karşıya bırakıyor.
Bu zorlu tabloda birçok ülke siyasi, ekonomik ve jeopolitik riskleri yönetmekte güçlük yaşarken, Türkiye Cumhuriyeti olarak biz siyasi istikrarımız kurumsal yapımız, sağlam ekonomimiz ve kararlı politikalarımızla süreci etkin biçimde yönetmeye gayret ediyoruz.
Terörsüz Türkiye başlığı altında iç huzurumuzu pekiştirici adımlar atarken, birliğimizi ve beraberliğimizi pekiştirirken, bu dönemde uluslararası alanda riskler kadar ortaya çıkan fırsatları da dikkatle takip ediyor ve özellikle bu fırsatları değerlendirmek için konumlanıyoruz. Değerli katılımcılar, 2023 yılında hazırladığımız 3 yıllık orta vadeli programda ülkemizin bankası sınıflandırmasına göre yüksek gelirli ülkeler ligine geçiş yapmasını amaçlamıştık. 2 yıl önceki o programda, bu yıl itibarıyla 1 virgül 3 trilyon dolarlık bir ekonomi olmayı ve kişi başına gelirimizin 15000 dolara ulaşmasını hedeflemiştik.
Geldiğimiz noktada bu hedeflerimize fazlasıyla ulaştığımızı ifade edebilirim. 2025 yılı sonu itibariyle milli gelirimiz yurt içerisinde tarihimizde ilk defa bir buçuk trilyon doları aşacaktır. Kişi başına gelirimiz ise 17000 doların üstünde bir seviyede gerçekleşecektir.
Böylece Türkiye Cumhuriyeti ilk defa yüksek gelirli ülkeler ligine adım atmış olacaktır. Bu bizim yaptığımız bir hesaplama değil, dünya bankasının sınıflandırması Atlas yöntemi denen farklı bir yöntemle hesaplama yapıyor ülkeleri 4 gruba ayırıyorlar, düşük gelirli ülkeler.
Alt orta gelirli ülkeler, üst orta gelirli ülkeler ve yüksek gelirli ülkeler şeklinde. Bundan 22 23 yıl önce hÜkümetlerimiz, iktidara geldiği dönemde Türkiye alt orta gelir grubundaydı.
Bu 22 yıllık süreçte bir şekilde üst orta gelir grubuna girmiş oldu. Türkiye yıllardır da bu orta gelir tuzağı tartışmalarıyla. Buradan yüksek gelire nasıl çıkarız diye tartışıyoruz işte bu yıl ilk defa yüksek gelirli ülkelerdeki de adım atmış oluyoruz.
Ancak bu bizi rehavete sürüklememeli, bu sadece rakamlarda bir değişim anlamına gelmiyor. Kalitatif niteliksel bir dönüşüme de Türkiye’nin geçişini sembolize ediyor. Dolayısıyla önümüzdeki dönemde bu yeni şartların öngördüğü politikalarla dönüşümlerle, Türkiye Cumhuriyeti olarak yolumuza devam etmeyi ve bu yüksek gelirlikte kalıcı olmayı hedefliyoruz.
Bütün bunları yaparken düzeyde pek çok ülkenin sorunu haline gelen hayat pahalılığıyla etkin mücadeleyi de ihmal etmedik. Bir taraftan makul düzeyde bir büyümeyi sürdürürken diğer taraftan dezenflasyon sürecini gerçekleştiriyoruz.
2023’te yüzde 65 seviyesinde gerçekleşen enflasyon, 2024 sonunda yüzde 44 düzeyine gerilemiştir. Haziran 2020 dörtten itibaren enflasyonda kesintisiz azalma süreci yaşayarak toplamda yıllık enflasyon oranında 42 buçuk puanlık önemli bir gerileme kaydettik. 2025 yılı sonu itibariyle yüzde otuzun altına inmiş bir enflasyonu bekliyoruz.
Enflasyondaki olumlu gelişmelerin yanı sıra, ülkemizin küresel ve bölgesel zorluklara rağmen dayanıklılığı ortadadır. 2024 yılında, yüzde 3 virgül 3 oranında büyüyen ekonomimiz. 2020 beşin ilk 1/2’sinde yüzde 3 virgül 6 büyüme sergileyerek, 15 yıldır sürdürdüğümüz kesintisiz büyüme sürecinin devam edeceğini göstermiştir.
Yıl sonu itibariyle yüzde 3 virgül 3 büyümeyi öngörüyoruz. Bu yıl, dünyada büyüme tahminlerinin aşağı yönlü revize edildiği Dünya ticaretinin büyümeden de daha gerilere revize edildiği bir ortamda bu büyüme hızını oldukça makul olduğunu düşünüyoruz ve dezenflasyon politikalarımızda da tutarlı olduğunu düşünüyorum. Ticarette artan korumacılık ve dış talepte zayıf görünüme rağmen, Temmuz ayında tarihimizin en yüksek aylık mal ihracat rekoru kırdıktan sonra yılın ilk 8 ayında 178 milyar doları aşan ihracatımız yıllık bazda 169 virgül 2 milyar dolara ulaşmıştır, yıl sonu itibariyle bu rakamın 174 milyar dolara yaklaşacağını tahmin ediyoruz. Üretimdeki artış, yatırımlardaki yükselişle birlikte yüksek teknoloji ihracatımız, 2025 yılı Ocak Ağustos döneminde geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 17 virgül 4 oranında, orta yüksek teknoloji ihracatımız ise yüzde 10 oranında artış kaydetmiştir.
Yıllardır hep bunu söyleriz. ihracatımızın, üretimimizin teknolojik seviyesi yükselsin, yüksek teknolojinin payı artsın deriz, bu gelişmelerin yaşandığını bu rakamlardan görüyoruz. Sürdürdüğümüz güçlü politika duruşu sayesinde Türk lirasına olan güven artarken, Merkez Bankası rezervlerimiz 178 virgül 3 milyar dolar ile tarihi zirvesini görmüştür. Bütçe disiplinine verdiğimiz önemle kamu maliyetini güçlü yapımızı muhafaza ediyoruz.
2024 yılı sonunda depremin bütçe üzerindeki olağanüstü ve geçici etkisine rağmen bütçe açığı yüzde 4 virgül 7 düzeyinde kalmıştır. 2024’ü planlarken, 6 virgül 4 olacak demiştik. Doğrusu, bütçe açığı deprem yükü diğer etkilerle birlikte, ama gerçekleşme bizim tahminimizden çok daha İyi oldu. 4 virgül 7 seviyesinde bir bütçe açığının milli gelire oranı ortaya çıktı.
Bunun da yaklaşık 1,7 puanı deprem harcamalarından kaynaklanıyor. Depremin geçici etkisine düştüğünüzdek yüzde 3 civarında bir bütçe açığıyla 2024 yılını kapattığımızı ifade edebiliriz.
2025 yılında da yıl sonu itibariyle bütçe açığının milli gelire oranının yüzde 3,6’ya gerileyeceğini öngörüyoruz. 2023-25 döneminde sadece bütçeden 2025 yılı fiyatlarıyla 3,6 trilyon lirayı deprem için harcamış olacağız, 2025 yılı sonu itibariyle bu da 90 milyar dolarlık bir harcamaya tekabül eder.
Yani 90 milyar dolar civarında ekstra bir harcama yapıyoruz. Ama işin iyi tarafı şu bu geçici bir harcama, yapısal bir bozulma oluşturmuyor. Geçici bir açık oluşturuyor, ikincisi nitelik olarak ağırlıklı Bir şekilde yatırım niteliğinde bir harcamadır.
Ülkemizin geleceğine şehirlerimizin geleceğine bir yatırım niteliğinde daha güçlü dirençli şehirlerle Türkiyemizin geleceğe hazırlanmasında katkı sunan harcamalar dolayısıyla bunları da gerçekleştiriyoruz giderek. Pazarlama oranında bütçemize bunun etkisi olacak. Felaketin etkilerini, bir taraftan Giderirken, diğer taraftan da enflasyonda en yüksek katılım hizmet sektörlerinde olduğunun farkında olarak burada da kira meselesinin öne çıktığını bilerek sosyal konut arzuna önümüzdeki dönemde büyük bir ağırlık vermeyi düşünüyoruz. Bütçemizde ilk defa sosyal konut için 100 milyar liralık bir kalem açtık TOKİ’ye buradan destek olacağız. Yeni bir sosyal konut programı başlatacak. Sadece bütçeden giden bu kaynakla yetinmeyecek, elbette bütçe dışından da kaynaklar oluşturarak büyük bir sosyal konut kampanyasını çevre, şehircilik bakanlığımız Murat KURUM bakanımızın liderliğinde inşallah başlatacak, hem sosyal adalet açısından hem dezenflasyon politikalarımız açısından önemli katkıları olacak.
Ancak yeni demografimizi de dikkate alarak sosyal konutu 2 artı bir şeklinde planlıyoruz, daha iyi planlanmış enerjiyi iyi kullanan afetlere karşı dayanıklı. Diğer taraftan İşletme maliyetleri düşük satın alma satılan alınabilme bakımından avantajlı bir şekilde sosyal konut programımızı hayata geçireceğiz. Değerli misafirler, dün kamuoyuyla paylaştığımız 2026-28 dönemine ait orta vadeli programın merkezinde de makro ekonomik istikrar ve enflasyonla mücadele politikamız yer almaktadır.
Programda büyüme ve ticaretten, fiyat istikrarı ve finansal istikrarı Beşeri sermaye ve istihdamdan, yeşil ve dijital dönüşüme kamu maliyesi ile iş ve yatırım ortamına kadar alanlarda öncelikli reform adımlarımızı da ifade etmiş bulunuyoruz. Bu kapsamda 2028 perspektifinde, 3 yıl sonrası için enflasyonu kalıcı bir şekilde tek haneye düşürmeyi hedefliyoruz. Cari işlemler açığını yüzde 1 gibi sürdürülebilir bir seviyeye taşımak istiyoruz.
Bu yıl sonu itibariyle 1,4 gibi bir bekliyoruz, bu da tarihsel ortalamamızın altında. Ama 2028’de yüzde birleri hedefliyoruz. Program döneminde ilave iki buçuk milyon istihdam üretmeyi istatistiklerimizin tutulduğu tarihten bu yana ilk defa yüzde sekizin altında bir İşsizlik oranını hedefliyoruz.
Mali ihracatımızı 300 milyar doların üzerine taşırken hizmet ihracatımızın da 150 milyar doları aşacağını, tek başına turizm gelirimizin 70 milyar dolara ulaşacağını öngörüyoruz. Değerli misafirler, önümüzdeki dönemde sadece niceliksel büyümeyi değil, kaliteli ve sürdürülebilir büyümeyi esas alacağız. Verimliliği artıracak yapısal reformlara odaklanacak, üretim kapasitemizi Enflasyonist baskı oluşturmadan güçlendireceğiz yüksek katma değerli ve teknoloji yoğun bir yapıya dönüştüreceğiz.
Yenilikçilik ekosistemimizi daha da güçlendirecek yapay zeka, yarı iletkenler, savunma, sanayi, biyoteknoloji ve uzay teknolojileri gibi stratejik alanlarda, özel sektör yatırımlarını destekleyeceğiz, dönüşümü de bu sürecin merkezine koyacağız. Düşük karbonlu üretim döngüsel ekonomi, yenilenebilir enerji yatırımlarıyla hem verimliliğimizi arttıracağız hem de cari dengemize katkı sunacağız.
Üretimin ve ticaretin altyapısını güçlendireceğiz. Organize sanayi bölgelerini, lojistik merkezleri ve ulaştırmayı bütüncül bir şekilde ele alacağız. Özellikle limanlarla, usb bağlantıları bakımından demiryollarındaki iltisak haklarını önceliklendirmiş durumdayız.
Yatırım programımızda bunları birbiri peşi süre hayata geçireceğiz. Beşeri sermayemizi güçlendireceğiz. Mesleki ve teknik eğitimin kalitesini arttıracağız, özellikle müfredatın oluşumundan uygulamaya Hem ortaöğretimde hem yükseköğretimde özel sektörde eğitim kurumlarımız arasındaki bağlantıyı kuvvetlendireceğiz.
Kıymetli ASO ailesi değerli misafirler, bu makro hedeflerimize 81 ilimizin potansiyelini harekete geçirerek ulaşacağız. Ankara bu noktada önemli bir konuma sahiptir. Ankara siyasi başkentimiz bürokrasimizin merkezi, dolayısıyla Ankara deyince herkesin aklından önce bir siyaset geliyor bürokrasi geliyor aslında Ankara aynı zamanda çok güçlü bir ekonomik merkez.
Bu biraz bu siyasetin ve bürokrasinin gölgesinde kalıyor. Belki her fırsatta bunu vurgulamamızda fayda var. Geçmişte bir çalışma yapardık, sosyoekonomik gelişmişlik endeksi orada ekonomik olarak baktığımızda İstanbul genelde birinci çıkardı ama sosyal açıdan sosyal sermaye açısından baktığımızda Ankara hep bir numara olurdu. O sosyal sermayenin AR-GE, yenilikçilik gibi yansıdığını görüyoruz. Başkanımızın verdiği bilgilerden dolayısıyla biz Ankara’yı Türkiye yüzyılında katma değeri yüksek bir ekonomi hedefimizin komotif dillerinden biri olarak görüyoruz ve böyle Konumlandırıyoruz.
14 organize sanayi bölgesi, 14 teknoloji geliştirme bölgesi 157 Ar-Ge ve 39 tasarım merkezi ile yüksek teknoloji ve katma değerli üretimde öncülük konumdadır. Sanayi arasındaki güçlü işbirliği de yenilikçi bir ekosistemi ortaya çıkarmaktadır. 2024’te 15 milyar dolarlık ihracat gerçekleştiren Ankara yüksek teknoloji ürünlerinde on ikilik payla Türkiye ortalamasının üzerinde bir başarı göstermiştir, işte biz tüm Türkiye’yi Ankara’nın geldiği bu noktaya getirmek istiyoruz. Yüksek teknoloji ihracatının ihracat içindeki payının yüzde 12 olması gerçekten çok çok kıymetli. savunma sanayi, havacılık, tıbbi cihazlar ve makine sektörleri başta olmak üzere Ankara’nın artan katkısı, ülkemizin rekabet gücünü yükseltmektedir.
Bu başarıda Ankara Sanayi Odası’nın vizyoner projeleri önemli rol oynamaktadır. Astro teknoloji üssü projesi tamamlandığında 8 yüzden fazla firmaya ev sahipliği yapacak. 18 bin kişiye istihdam sağlayacak ve bir buçuk milyar dolarlık ihracat imkanı oluşturacaktır.
Hükümetimiz bu projeyi ele aldı ve Buna destek olma kararı verdi. Emeği geçen tüm bakanlarımıza, tüm bürokratlarımıza teşekkür ediyorum. Bu projenin Ankara’mıza, ülke ekonomimize hayırlı olmasını bir kez daha diliyorum.
Temelli’de kurulacak ASO sanayi bölgesi ise doğrudan yabancı sermayeyi çekecek pazarlama entegrasyonunu arttıracak 40 bin kişilik yeni istihdam imkanı oluşturacaktır. Değerli misafirler, saygıdeğer büyükelçiler, özellikle büyükelçilerin de katkılarıyla. Ankara’yı küresel ölçekte üretim, teknoloji ve diplomasi merkezi haline getirme Yolu’nda önemli mesafeler alacağımıza inanıyorum.
Ülkelerimiz arasında, karşılıklı güvene dayalı kazan anlayışını esas alan ticaret ve yatırımların artışı bu sürecin en değerli unsuru olacaktır. Değerli büyükelçiler, bu vesileyle şunu da özellikle vurgulamak isterim ki bugün gazze başta olmak üzere gönül coğrafyamızda yaşanan zulümler hepimizin yüreğinde derin yaralar açmaktadır. Gazze’de işlediği soykırımdan dolayı, netanyahu hükümetinin uluslararası mahkemelerde yargılandığını Hepimiz görüyoruz İsrail yönetimi maalesef bununla da kalmıyor.
Ülkelere uluslararası hukuku açıkca saldırmaya devam ediyor. İstikrarımızı huzurumuzu tehdit etmeye küresel barışı tehdit etmeye devam ediyor. En son dün dost ve kardeş ülke, Katar’a yönelik yapılan saldırıyı da buradan bir kez daha kınıyor ve lanetliyoruz.
Uluslararası hukuka açıp ihlal teskin eden bu saldırı, aynı zamanda Arabuluculuk yapmaya çalışanlara da doğrudan bir saldırıdır ve İsrail yönetiminin barıştan yana olmadığını barişe niyeti olmadığının da en açık göstergelerinden bir tanesidir. Bu tablo karşısında, uluslararası kuruluşlarının sorumluluk hisseden tüm ülkelerin çok daha etkin ve İsrail yönetimini zorlayıcı tedbirler almaları artık bir gereklilik haline gelmiştir. Bu noktada şunun da altını çizmek isterim.
Uluslararası dayanışma içinde bir insanlık ittifakı içinde burada sağlanacak. Bir ateşkes ardından yeterli kesintisiz insani yardımların Gazi altına ulaşması ve sonrasında da 2 devletli bir çözümün oluşması, hem bölgemiz için hem küresel düzey için çok çok önemlidir. Aksi takdirde şunu görüyoruz.
İsrail yaptığı bu pervasız, sorumsuz eylemlerle sadece bölgesinde değil, küresel düzeyde adalet kavramını aşındırmakta, uluslararası kurumların kuralların içini boşaltmaktır. Ve bu bütün insanlığı etkileyecek tozda, önümüzdeki dönemde Herkes için bir tehdit oluşturmaktadır. Dolayısıyla bu barışa Türkiye olarak elimizden gelen tüm desteği vermeye Filİstin halkının yanında durmaya devam edeceğiz. Diğer taraftan Avrupa Birliği ile ilgili yine beklentilerimizi ifade ettik. Ben de önümüzdeki haftalarda delegasyon başkanıyla Avrupa Birliği büyükelçileriyle bir araya geleceğim Türkiye’yi, Avrupa’yı konuşacağız.
Orada daha detaylı konuşacağız inşallah ama şunun altını çizmek istiyorum. Bugün özellikle içinden geçtiğimiz jeopolitik gerilimler, enerji tartışmaları, göç hareketleri, güvenlik meseleleri hangi alana bakarsanız bakın objektif olarak baktığımızda Avrupa’yla Türkiye Cumhuriyeti’nin ortak çıkarları var. Bazı ülkelerin kendi bireysel gündemleri için bu ortak çıkarları görmemezlikten gelmesi veya Avrupa Birliği üzerinden Türkiye ile hesaplaşmaya çalışması birliği’ne de ilişkilerimize de zarar vermektir.
Biz, Avrupa Birliği ile pozitif bir gündem oluşturmak istiyoruz. Birliğinin modernizasyonundan, vize kolaylığına alanlara varıncaya kadar her konuda kazan kazan anlayışıyla ve ortak değerlerle yapabileceğimiz çok şey var. inşallah bu liderliği Avrupa Birliği ile hep birlikte. Farklı bir gündemle yola devam ederiz diyorum bu çerçevede Ukrayna, Rusya Savaşının sona ermesi oradaki trajedilerin sonlanması için de Türkiye Cumhuriyeti olarak elimizden gelen tüm gayreti tüm diplomatik gayreti sarf ettiğimizi, tüm taraflarla konuşma yeteneği olan bir ülke olarak barışa ve huzurla istikrara amaçlarımıza hizmet etmeye devam ettiğimizi de ifade etmek isterim. Tekrar teşekkür ediyorum ve herkesi saygıyla selamlıyorum.
Cevdet YILMAZ’ın konuşmasından önce kürsüye gelen Ankara Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Seyit ARDIÇ da şunları kaydetti:
“Köklü tarihini cumhuriyetimizin modern yüzüyle harmanlayan başkentimizde, sizleri on dördüncü geleneksel büyükelçiler resepsiyonumuzda misafir etmenin kıvancını yaşıyoruz. Aşkın ülkenin büyükelçisini, diplomatını ve uluslararası kuruluşların ülkemizdeki üst düzey temsilcileri, resepsiyonunuzda ağırlamanın mutluluğunu memnuniyetini yaşıyoruz. Sayın Cumhurbaşkanı yardımcım değerli konuklar, yabancı misyon temsilcilerimiz ile sanayicilerimizi bir araya getirdiğimiz bu davetlerin kıymetli işbirliklerine vesile olduğunu gördük.
Bu gününde aynı şekilde yeni dostluklara ve güçlü bağlara kapı aralayacağına inanıyorum. Bizler, sanayi ve iş dünyasının temsilcileri olarak yabancı misyon ile ilişkilerimizi yalnızca resmi bir diplomatik görev veya ticari bir gereklilik olarak görmüyoruz. Bu ilişkilerimizin ülkelerimiz arasında dostluk köprülerini sağlamlaştıracağına, karşılıklı güveni pekiştireceğine Ortak gelecek inşasına katkı sunacağına inanıyoruz.
Elçilerimiz ve diplomatik misyonlarımızın yönlendirme ve desteğiyle iş dünyası ele vererek ticareti yatırımı ve böylece ortak refahı şekillendirecektir. Sanayicisi olarak, sizlerle daha fazla bir araya gelerek ülkelerimiz arasındaki ekonomik bağları daha da güçlendirmek için hazırız. Karşılıklı faydaya dayanan ortak tanıtım etkinlikleri, iş forumları, ticaret heyetleri, eğitim programları ve projelerle ülkelerimizde refaha katkı sağlayabiliriz.
35 milyar dolara yakın yaklaşan dış ticaret hacmiyle önemli bir potansiyeli barındıran Ankara’nın, ülkelerinizdeki iş dünyasıyla ticari ve ekonomik faaliyetlerin faaliyetlerini birbirlerini tamamlayacak şekilde arttırabiliriz. Sanayicisi olarak üyelerimizin üretim kapasitelerini, teknolojik kabiliyetlerini ve uluslararası rekabet gücünü artırmak için çalışıyoruz. Bizim vizyonumuz sadece yerel ekonomimizi güçlendirmek değil, aynı zamanda dünyaya açılmak, ortak projeler geliştirmek ve sürdürülebilir bir gelecek için işbirlikleri kurmaktır.
Bu çercevede büyükelçilerimizle yakın bir temas içindeyiz. Karşılıklı ziyaretlerle ülkelerimiz arasındaki ticari ve ekonomik işbirliğini geliştirme yollarını ve fırsatlarını tartışıyoruz. Yılda çok sayıda yabancı Büyükelçiyle bir araya geldik. Bu dönemde de ziyaret edemediğimiz büyükelçilerimiz ile görüşmeler gerçekleştirmeyi planlıyoruz.
Sayın Cumhurbaşkanı yardımcım, değerli misafirler, Ankara sadece Türkiye’nin başkenti değil, stratejik konumunu, sanayi altyapısı ve gelişen teknolojik ekosistemiyle de ülkemizin ekonomik merkezi konumundadır. 14 organize sanayi bölgesi, 14 teknoparkı, AR-GE merkezi 37 tasarım merkezi ve 22 üniversitesiyle Türkiye’nin en güçlü inovasyon ve teknoloji altyapısına sahip illerinden biriyiz. Ankara, 2024’te 2024’te gerçekleştirdiği dolarlık ihracatında yüzde 12 virgül 1 yüksek teknoloji payı ile yüzde 3 virgül 6 olan Türkiye ortalamasının diğer 5 büyük sanayi şehrinin çok üzerinde bir performans gösterdi.
Dijital altyapısı, iş gücü çekiciliği, yenilikçi araştırma kapasitesi sayesinde Ankara savunma, sağlık teknolojileri, yazılım, malzeme ve makine imalatı sektörlerinde Türkiye’nin öncü şehirlerinden biridir. Şehrimiz sahip olduğu güçlü Üniversite ekosistemi, savunma sanayi odaklı yatırımlar ve teknoparkların hızlı gelişimi sayesinde AR-GE harcamalarında İstanbul’u geride bırakarak ilk sırada yer almıştır. Bilgi üretimi, yenilikçilik ve teknoloji geliştirme kapasitesi sayesinde farklı sektörlerde yürütülen projeler AR-GE harcamalarını ciddi şekilde artırmış ve Ankara’yı AR-GE kalbi haline getirmiştir.
Sanayi Odası’nın Türkiye’de ilk kez hazırladığı ve kamuoyuyla paylaştığı illerin teknolojik gelişmişlik endeksi asıl ilk tek sonuçlarına göre Ankara, Türkiye’nin teknolojik gelişmişlik düzeyinde il içinde birinci sırada yer almıştır. Nitelikli insan kaynağı üniversiteleri, araştırma kurumları Türkiye’nin göz bebeği, savunma sanayi deveriyle yüksek teknoloji sektörleri ekosistem içinde buluşturan ankaramız yenilik teknolojinin merkezi haline gelmiştir. Sayın Cumhurbaşkanı yardımcım değerli konuklar, sanayi odası olarak 10 bini aşkın üyemiz ile sanayinin dönüşümünde önce bir rol üstleniyoruz.
Üyelerimizin üretim ve rekabet gücünü artırmaya yönelik çalışmalar yürütüyor. Dijitalleşme, yeşil dönüşüm ve uluslararası işbirlikleri konusunda projeler geliştiriyoruz. Ayrıca bölgemizin ekonomimizin ihtiyacı olan konularda lobi faaliyetleri yapıyoruz.
Son girişimlerimizden birisi, Türkiye’nin siyasi diplomatik merkezi Ankara’mıza olan uluslararası direkt uçuşlarının artırılmasına yöneliktir. Küresel ölçekte erişebilirliğini kolaylaştıracak yeni direkt şartları için ağacıyla yürüttüğümüz çalışmalarda yakın zamanda somut sonuçlar alacağımızı öngörüyoruz. Bu dönemde odamız tarafından kurulum hazırlıkları devam eden ASO teknoloji üssü, kentimiz ve ülkemiz sanayisinin yüksek katma, değerli ve teknoloji odaklı üretim kapasitesini güçlendirmeyi hedeflemektedir.
Bu proje, girişimcilik ve inovasyon ekosistemini destekleyerek başkentimizin sanayisini ileri teknoloji merkezine dönüştürme potansiyeli taşımaktadır. Toplamda 1 virgül 2 milyon metrekare alana sahip olacak, ASI teknoloji üssünü üretim ile AR-GE’yi bir araya getiren sürdürülebilir yenilikçilik ekosistemi ile yeni bir teknoloji geliştirme bölgesi konsepti olarak tasarladık. 2026 yılında temelini atacağımız ASO teknoloji üssü ve fonksiyonları ile devreye alındığında, 8 yüzden fazla firmaya ev sahipliği yapacak.
Bin nitelikli istihdam yaratacak ve Ankara’nın yıllık ihracatına bir buçuk milyar dolar katkı sağlayacaktır. Ülkemizin ekonomik kalkınmasını sürdürülebilir kılmak, ticarete entegrasyonumuzu artırmak amacıyla Sayın valimizin talimatlarıyla Ankara kalkınma ajansı ile serbest bölge kurma girişimlerimizi de başlattık. Sanayi havzasında mülkiyeti odamıza ait olan 4,2 milyon metrekare alan üzerinde ve sanayinin başkentinde serbest bölge kuracağız.
Serbest bölgemizde yerli ve yabancı 2 yüzün üzerinde firma 40 bin kişiye nitelikli istihdam sağlayacak ve ihracatımıza yaklaşık 4 milyar dolarlık katkı yapacak. Sayın Cumhurbaşkanı yardımcım, ASO teknoloji üstü asus, serbest bölgesi projelerimiz doğrultusunda çalışmalarımızı yoğunlaştırırken, en büyük motivasyonumuzu zat-ı alinizin her daim bizlere verdiği güçlü destekten aldık. Sanayicilerimizin sorunlarına pozitif yaklaşımınızla üreten desteğiniz bizim için çok kıymetli ve aynı zamanda yol göstericidir.
Projelerimizin hayata geçmesinde sergilediğiniz vizyoner, liderlik bizlere geleceğe dair daha cesur adımlarla yürüyebilme gücü kazandırmaktadır. Ankara Sanayi Odası bütün sanayici yol arkadaşlarım adına şahsınıza yürekten teşekkürlerimi arz ediyorum efendim.
Sayın Cumhurbaşkanı yardımcım, orta vadeli programı Pazartesi günü kamuoyunu açıkladınız Bununla ilgili değerlendirmelerinizi birazdan yapacağınızı düşünüyoruz. İzninizle, ben de bazı gözlem ve tespitlerimi kısaca paylaşmak isterim. Türkiye coğrafi konumu itibariyle tarih boyunca yalnızca jeopolitik değil, aynı zamanda diğer ekonomik açıdan da stratejik bir öneme sahip olmuştur.
3 Kıtanın kesişiminde, enerji hatlarının kavşak noktasında ve küresel ticaret yollarının merkezinde yer olan ülkemiz, küresel ekonomide kritik bir rol üstlenmektedir. Bu eşsiz konumuyla sadece bölgesel güç dengelerini değil, küresel ekonomik ve dinamikleri de doğrudan şekillendirmektedir. 85 milyonu aşan genç ve dinamik nüfusu geniş iç pazarı birliği ve Orta Doğu’ya yakınlığı ülkelerimizde yatırımcılar açısından ülkemizi yatırımcılar açısından cazip bir merkez haline getirmektedir.
Otomotiv, tekstil, savunma, sanayi ve inşaat gibi sektörlerdeki rekabetçi gücü bölgesel tedarik zincirinin ayrılmaz bir parçası yapmaktadır. Özellikle son dönemde ülkenin savunma sanayiinde büyük bir gelişim yaşanmış. Kendi imkanlarıyla geliştiren ve üreten bir güç haline gelmiştir.
Yüzde yirmilerde olan savunma sanayideki yerlilik oranımız yüzde seksenleri aşmıştır. Stratejik bağımsızlığın temel şartlarından olan savunma sanayi, sadece askeri güç anlamına da gelmemektedir. Teknoloji üretimi ve yüksek katma değerli sanayinin gelişimine katkısıyla ekonomik bağımsızlık içinde büyük bir güç sağlamaktadır.
2025’in ikinci çeyreğinde yüzde 4 virgül 8 oranında büyüyen Türkiye ekonomisi, mucize ülkeleri arasında hızlı büyüyen, ikinci ekonomi olmuştur. 2025 verilerine göre Türkiye, sınıflandırmasında yüksek gelirli ülkeler grubuna girerek önemli bir ekonomik dönüm noktasına ulaşacaktır. Bununla birlikte, son 12 aylık ihracatımız 269 milyar doları aşarak Cumhuriyet tarihimizin en yüksek seviyesine ulaşmıştır.
220 ülkeye ihracat yapan Türkiye, 151 ülkeye ihracatını artırmıştır. Entegrasyonun bir göstergesi olan doğrudan yabancı sermayeye yatırımında 2024 yılı rakamları 11,3 milyar dolar olmuştur. Bu veriler Türkiye’nin yalnızca bölgesel değil, ölçekte de stratejik bir üretim merkezi olma potansiyelini açıkça ortaya koymaktadır.
Tüm bu verilerde uygulanan tutarlı kararlı dezenflasyon politikası birlikte değerlendirildiğinde Türkiye’nin sürdürülebilir büyümeyi teyit etmek ve makro ekonomik istikrarı sağlamak anlamında kayda değer bir aşama kaydettiğini, değer zincirleriyle etkin bir entegrasyon sağladığını söyleyebiliriz. Kıymetli konuklar, ülkemiz ile Avrupa Birliği arasında 1995 yılından bu yana yürürlükte olan gümrük birliği, ekonomik ilişkilerimizin en önemli yapı taşlarından biridir. Ancak geçen 30 yılda ticareti köklü bir dönüşüm geçirmiş.
Dijitalleşme, hizmet sektörü Alanları ve tarımın önemi artmıştır? Anlaşma ise yalnızca sanayi ürünleri ve işlenmiş tarım ürünlerini kapsadığı için artık günümüz ihtiyaçlarını karşılamakta yetersiz kalmaktadır. Bu tablo, hem serbest ticaret anlaşmalarında hem de Avrupa birliği’yle ikinci ticaret anlaşmalarında asimetrik bir yapı oluşturmakta ve ülkemizi küresel rekabette dezavantajlı bir konuma taşımaktadır.
Gümrük birliğinin kapsamının genişletilmesi yalnızca Türkiye için değil, aynı zamanda Avrupa Birliği içinde ortak çıkar niteliği taşımaktadır. Avrupa’nın en büyük ticaret ortaklarından biri olmamızın yanı sıra, tedarik zincirlerinde stratejik bir üretim lo. Jistik merkezi konumundayız, Gerçek güncellemenin karşılıklı fayda sağlayacağını açıkça göstermektedir.
Bu kürsüden sürekli dile getirdiğim bir diğer konu ise malumunuz vize süreçleridir. Bizler, uluslararası fuarlarda ülkemizi temsil etmek, yeni işbirlikleri kurmak, yatırımları hayata geçirmek istediğimizde hala uzun ve zahmetli vize prosedürleriyle karşı karşıya kalmaktayız. Mallarını serbestçe dolaşırken o malları üreten bir sanayicilerin önünde böylesi engellerin bulunması ciddi bir çelişkidir.
Sayın Avrupa Birliği büyükelçilerimiz, ülkelerinizden satın aldığımız bir makineyi teslim almaya gitmek için bile vize alamıyoruz. Ne yapmamız gerekiyor? Sizlerden makine almışız.
Teslim almaya gitmek istiyoruz. Vize alamıyoruz. Bu konuda sizlerden iş dünyasına desteğinizi bekliyoruz.
İnanıyoruz ki vize süreçlerinin kolaylaştırılması ve gümrük birliğinin güncellenmesiyle ülkemiz ile Avrupa Birliği arasındaki işbirliği çok daha güçlü ve verimli bir zemine kavuşacaktır. Sayın Cumhurbaşkanı yardımcım, kıymetli misafirler bugün burada bir araya gelmiş bulunmamız. Sadece diplomatik ilişkilerimizi güçlendirmekle kalmıyor, aynı zamanda insanlık vicdanının sesi olmamız gerektiğini hatırlatıyoruz.
Kelimelerin kifayetsiz kaldığı bir insanlık dramı yaşanıyor. Masum çocukların çığlıkları annelerin feryatları yüreklerimizi dağılıyoruz. Yıkılmış evlerin enkazı altında kaybolan hayatlar tüm dünyanın gözü önünde yok olup gidiyor, insani değerlerin böylesine hiçe sayılması. sivillerin katledilmesi, kalanların hemen insani ihtiyaçlardan yoksun bırakılması vicdanen ve hukuken kabul edilemez. Filistin halkının acılarını yürekten paylaşıyor, Barış ve güven ortamının bir an önce sağlanmasını diliyorum. Bu mesaj sadece birinin üzüntü ifadesi değil, aynı zamanda insanlık onuruna sahip çıkmak için bir çağrıdır.
Değerli misafirlerimiz, sözlerime bu duygu ve düşüncelerle son verirken davetimize katılıp bizleri onurlandırdığınız için bir kez daha teşekkür ediyorum. Hepinize keyifli güzel bir akşam diliyorum.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, EFES-2026 Tatbikatı’nda yaptığı konuşmada, “Türk Ordusu, barışın ordusudur. Türk Ordusu, huzurun ordusudur. Türk Ordusu, istikrarın ordusudur. Türk Ordusu, ülkesi ve milletinin güvenliğinin teminatı olduğu kadar bölgesel ve küresel barışın, huzurun ve istikrarın da en önemli güvencesidir” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İzmir’in Seferihisar ilçesindeki Doğanbey Atışlı Tatbikat Bölgesi’nde gerçekleştirilen EFES-2026 Tatbikatı’nın seçkin gözlemci gününe katılarak bir konuşma yaptı.
Konuşmasına katılımcıları selamlayarak başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sizlerin aracılığıyla vatanımızın dört bir yanında ve yurt dışında fedakârca görev yapan güvenlik güçlerimizin her birine ayrı ayrı selamlarımı, sevgilerimi yolluyorum. Sadece Türkiye’nin değil dünyanın sayılı birleşik, müşterek ve kapsamlı tatbikatlarından biri olan Efes-2026 Tatbikatı’nın seçkin gözlemci günü vesilesiyle sizlerle birlikte olmaktan büyük bir bahtiyarlık duyuyorum” ifadesini kullandı.
Bu yılki tatbikata da Türk askerlerinin yanı sıra 50 farklı ülkeden 1300’ü aşkın dost, kardeş ve müttefik personelin katıldığını bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu ve kuvvet komutanları başta olmak üzere Türk Silahlı Kuvvetlerinin her bir mensubunu, ayrıca tatbikatta görev alan kamu kurum ve kuruluşlarının temsilcilerini tebrik etti.
Dostlara güven aşılayan, Türkiye ilgili hesaplar yapanların da heveslerini kursaklarında bırakan EFES Tatbikatı’nı, Malazgirt’ten 10 yıl sonra, 1081’de Çakabey’in fethettiği döneme göre dünyanın en önemli tersanelerinden birini kurarak denizcilik tarihinde destanlar yazdığı topraklarda yaptıklarını anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bundan bin yıl önce bu toprakları yurt tutarken şehit olan, gazi olan, İ’la-yi Kelimetullah uğrunda can veren tüm kahramanlarımızı minnetle yâd ediyorum. Aynı şekilde geçmişten bu yana Malazgirt’ten İstiklal Harbi’ne, Kıbrıs Barış Harekâtı’ndan terörle mücadeleye kadar vatanımız, birliğimiz, dirliğimiz, bayrağımız, mefkûremiz, devletimizin ve milletimizin bekası için şehit olan, gazi olan her bir vatan evladını kemal-i edeple anıyorum. Hayatta olan gazilerimize Cenabı Allah’tan hayırlı ve uzun ömürler diliyorum” diye konuştu.
“TÜRK ORDUSU TARİH BOYUNCA TAHRİP EDİLEN YERLERİ TAMİR ETMİŞTİR”
Yüksek teknolojili yerli ve millî savunma sanayi ürünlerinin başarıyla kullanıldığı, planlama, uygulama, birliklerin uyumu, içerik ve iletisiyle, bütün bunların arkasındaki stratejik akılla Efes Tatbikatı’nın bir tatbikat olmanın çok ötesinde anlamlar ifade ettiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Burada, 2 bin 500 yıllık bir kurmay aklın tecellisi var. Burada, caydırıcılığın yanı sıra barışı tesis etmenin, nasıl bir hazırlık, irade ve kararlılık gerektirdiğinin numunesi var. Burada, bir milletin göz bebeği olarak, ‘Peygamber Ocağı’ olarak gördüğü her bir neferine ‘Mehmetçik’ adını verdiği bir kurumun ete kemiğe bürünen şuuru var. Şunu ifade etmek isterim ki, Türk Ordusu kendi milletinin, kendi vatanının hafızasını ve mefkûresini taşıdığı kadar içinde bulunduğu coğrafyanın da hafızasını ve mefkûresini taşımaktadır. Hamdolsun o hafızayı da o mefkûreyi de ordumuzun her bir mensubu layıkıyla deruhte etmeye devam ediyor. Türk ordusu, barışın ordusudur. Türk ordusu, huzurun ordusudur. Türk ordusu, istikrarın ordusudur. Dünyanın kendi ordusuna ithaf edilen tek millî marşı İstiklal Marşımızdır. ‘Hakkıdır Hakk’a tapan, milletimin istiklal’ mısralarında olduğu gibi Türk ordusu istiklalin ordusudur. Türk ordusu tarih boyunca gittiği hiçbir yeri tahrip etmemiş aksine tahrip edilen yerleri tamir etmiştir. Ordumuz en çetin şartlarda bile düşman unsurları dışında hiçbir insana, canlıya, ağaca, şehre zarar vermemiş aksine imha edilen yerleri imar ve ihya etmiştir. Türk ordusu ülkesi ve milletinin güvenliğinin teminatı olduğu kadar bölgesel ve küresel barışın, huzurun ve istikrarında en önemli güvencesidir. Efes 2026 Tatbikatı’nın tüm dünyaya verdiği mesajların bu yönleriyle de çok iyi anlaşılması gerektiğine inanıyorum.”
“DÜNYAMIZ ÇOK AKTÖRLÜ BİR YAPIYA HIZLA EVRİLİYOR”
Güvenlik paradigmalarının değiştiği, uluslararası hukukun irtifa ve itibar kaybettiği, yeni güvenlik mimarilerine ihtiyaç duyulduğu, dinamik olduğu kadar hassas bir dönemden geçildiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Dünyada yeni dengeler, yeni ittifaklar kuruluyor, fakat küresel ölçekte yeni bir düzen kurulamıyor. Dünyamız, sayısı bir elin parmaklarını geçmeyen büyük güçlerin dizayn ettiği bir statükodan çok kutuplu, çok aktörlü bir yapıya hızla evriliyor” dedi.
Türkiye’nin içerisinde yer aldığı geniş bölgenin aynı zamanda bu sürecin sıklet merkezini oluşturduğu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye’nin adı yeni dönemin müessir aktörlerinden biri olarak her geçen gün daha fazla öne çıkıyor, daha fazla zikrediliyor. Geleceğe dair karamsar senaryolar yazılırken biz başta bölgesel barış olmak üzere ülkemizi her alanda kilit konuma getirmeye çalışıyoruz” ifadesini kullandı.
Bununla birlikte bu zor coğrafyada barış ve güvenliği korumak için Türk ordusunu güçlü ve donanımlı tutmak gerektiğinin bilincinde olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları bildirdi: “Ay başında 120 farklı ülkeden 1700’ü aşkın firmanın iştirak ettiği SAHA EXPO 2026’te sergilenen ürünlerimizi inanıyorum ki sizler de gördünüz. Caydırıcılığımızı artırarak, savunma yeteneklerimizi güçlendirerek, savunma sanayiinde başlattığımız atılım hamlesini hızlandırarak, karşılıklı fayda ve saygı zemininde dostlarımızla yeni ortaklıklar kurarak Türkiye’yi bu fırtınalı sulardan sahil-i selamete çıkarmak istiyoruz. Efes-2026 Tatbikatı’nda sahne alan savunma sanayii ürünlerimizin hepsi bunun içindir. Dünyanın en güçlü silahlı kuvvetlerinden biri olan kahraman ordumuz işte bunun mücadelesini vermektedir. Barışçıl, girişimci ve insani değerleri merkeze alan dış politikamız bunun için yürütülmektedir. Doğuyla yüzyıllara sâri güçlü bağlarımızı korurken batıyla diyaloğumuzu artırmamızın, Afrika’dan Latin Amerika’ya uzanan iş birliği çabalarımızın gerisinde işte bu yaklaşım vardır.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Şunu, burada bir kez daha ifade etmekte yarar görüyorum, Türkiye olarak savaşa ve kaosa yatırım yapanların karşısında barışı ve istikrarı savunmaya devam edeceğiz. Gazze’de, Lübnan’da ve bölgemizin diğer yerlerinde çoluk çocuk, kadın, yaşlı demeden katleden soykırım şebekelerinin karşısında tüm insanlığın müşterek değerlerini savunmaya kararlılıkla devam edeceğiz. Tarih, Türk milletiyle dost olmanın neler kazandırdığının da Türklere husumet etmenin neleri kaybettirdiğinin de sayısız örnekleriyle doludur. Mehmetçik diğer tüm hasletlerinin yanı sıra aynı zamanda dostluğundan emin olunan kuvvet demektir. Biz, bu güven cephesinin sarsılmasına müsaade etmeyeceğiz. İstiklal Şairimiz Mehmet Akif, ‘Değil mi cephemizin sinesinde iman bir, sevinme bir, acı bir, gaye aynı, vicdan bir. Değil mi ortada bir sine çarpıyor yılmaz, cihan yıkılsa emin ol bu cephe sarsılmaz’ diyor. Bu düşüncelerle Efes 2026 Tatbikatı’nın icrasında başarıyla görev alan tüm personelimizi tebrik ediyorum. Tatbikata iştirak eden dost ve müttefik ülkelere teşekkür ediyorum. Kahraman ordumuzun her bir mensubuna şükranlarımı sunuyorum. Rabb’im kahraman ordumuzu daima muzaffer, muvaffak eylesin diyor, sizleri sevgiyle saygıyla selamlıyorum.”
Gençlik ve Spor Bakanı Dr. Osman Aşkın Bak ile beraberindeki heyet, 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı dolayısıyla Anıtkabir’i ziyaret etti.
Gençlik ve Spor Bakanı Dr. Osman Aşkın Bak başkanlığında, bakan yardımcıları, genel müdürler, gençler, sporcular ve diğer ilgililerden oluşan heyet, Aslanlı Yol’dan yürüyerek Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün mozolesine geldi.
Bakan Bak’ın kırmızı-beyaz karanfillerle süslü, üzerinde “Gençlik ve Spor Bakanlığı” yazılı çelengi mozoleye bırakmasının ardından saygı duruşunda bulunuldu ve ardından İstiklal Marşı okundu.
Beraberindeki heyet ile Misak-ı Milli Kulesi’ne geçen Bakan Bak, Anıtkabir Özel Defteri’ne şunları kaydetti:
“Aziz Atatürk, ülkemizin ve insanlığın en büyük ümidi olan gençlerimizle; 19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı vesilesiyle manevi huzurunuzdayız. Kurtuluşun ilk adımı olan 19 Mayıs, milletimizin esarete karşı gösterdiği başkaldırının, yeniden şahlanışının ve bağımsızlık iradesinin adıdır. Türk gençliğine emanet ettiğiniz bu kutlu miras; bugün de aynı inanç, aynı ruh ve aynı istikametle yaşamaya devam etmektedir. Türkiye’nin gücü gençliği; köklerinden aldığı kuvveti çağın imkanlarıyla buluşturarak bilimde, teknolojide, sanatta, sporda ve üretimin her alanında ülkemizi daha ileriye taşıyan büyük bir iradenin temsilcisi haline gelmiştir.
Milli şuuru yüksek, vicdan sahibi, çalışkan, üretken ve öz güven sahibi gençlerimiz; taşıdıkları inanç, cesaret ve yüksek ideal ruhuyla Türkiye Yüzyılı’nı inşa eden iradeyi gururla geleceğe taşımaktadır. Gençlik ve Spor Bakanlığı olarak bizler de gençlerimizin hayallerine istikamet kazandıran, potansiyellerini büyük hedeflerle buluşturan, Türk sporunu uluslararası arenada daha güçlü ve iddialı bir konuma taşıyan çalışmaları azim ve kararlılıkla sürdürüyoruz. Bu vesileyle aziz milletimizin 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’nı kutluyor; zatıalinizi, silah arkadaşlarınızı, milli mücadelenin neferlerini ve dünden bugüne bu topraklar için fedakarca mücadele eden tüm kahramanlarımızı saygı, rahmet ve minnetle yad ediyorum. Ruhunuz şad olsun.”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Galatasaray Futbol Takımı oyuncularını ve teknik heyetini Cumhurbaşkanlığı Dolmabahçe Çalışma Ofisi’nde kabul etti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Trendyol Süper Lig 2025-2026 sezonu şampiyonu olan Galatasaray’ın heyetiyle Cumhurbaşkanlığı Dolmabahçe Çalışma Ofisi’nde görüştü.
Galatasaray Kulübü Başkanı Dursun Özbek, futbolcular ve teknik heyetle bir araya gelen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Süper Lig’deki 26. şampiyonluğunu elde eden sarı-kırmızılı ekibi tebrik etti.
Özbek’in Cumhurbaşkanı Erdoğan’a forma hediye ettiği kabulde, Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak da hazır bulundu.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Gerekli cookie, sayfa gezinmesi ve web sitesinin güvenli alanlarına erişim gibi temel işlevleri etkinleştirerek bir web sitesi kullanıma yardımcı olur. Web sitesi bu cookie olmadan düzgün çalışamaz.
Tercih cookies, bir web sitesinin, tercih ettiğiniz diliniz veya bulunduğunuz bölgeniz gibi, web sitesinin davrandığını veya görünüşünü değiştiren bilgileri hatırlamasını sağlar.
İstatistik
İstatistik cookies, web sitesi sahiplerinin anonim olarak bilgi toplayıp bildirerek ziyaretçilerin web siteleriyle nasıl etkileşimde bulunduğunu anlamalarına yardımcı olabilir.
Pazarlama
Pazarlama cookies, ziyaretçileri web sitelerinde izlemek için kullanılır. Amaç, bireysel kullanıcıya ilgi çekici ve böylece yayıncılar ve üçüncü taraf reklamverenler için daha değerli olan reklamları görüntülemektir.
Sınıflandırılmamış
Sınıflandırılmamış cookies, bireysel kurabiye sağlayıcıları ile birlikte sınıflandırma sürecinde olduğumuz cookies.