Türkmenistan’ın bağımsızlığının 34’üncü yılında Ankara’da enerji ve ekonomi zirvesi de gerçekleştirildi.
Türkmenistan’ın bağımsızlığının 34’üncü yılı dolayısıyla düzenlenen “Türkmenistan-Türkiye İlişkilerinde Enerji ve Ekonomi Vizyonu” Paneli, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi Millet Kütüphanesi’nde yapıldı.
Panelde, doğal gaz ve enerji iş birliklerinden ticaret hacminin artırılmasına, yeşil enerji yatırımlarından sürdürülebilir ekonomi vizyonuna kadar pek çok başlık ele alındı.
Dünyanın beşinci büyük doğal gaz rezervine sahip olan Türkmenistan, Türk dünyasının enerji güvenliğinde ve bölgesel ekonomik entegrasyonunda kilit bir rol üstleniyor. Türkiye ile geliştirilecek ortak enerji projelerinin, sadece iki ülke için değil, Avrasya’nın enerji arz güvenliği açısından da önem taşıdığı belirtiliyor. Panelde; doğal gaz ve enerji iş birlikleri, ticaret hacminin artırılması, yeşil enerji yatırımları ve sürdürülebilir ekonomi vizyonu masaya yatırıldı.
Panele, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Türk Devletleri ile İlişkiler Başkanı Prof. Dr. Kürşad Zorlu, Türkmenistan Ankara Büyükelçisi Mekan İşangulıyev İle BOTAŞ Genel Müdürü Abdulvahit FİDAN katıldı.
Panelde akademisyenler, diplomatlar ve sektör temsilcisi ile seçkin bir davetli topluluğu da yer aldı.
Panelde ilk konuşmayı EkoAvrasya Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Hikmet Eren yaptı.
Eren, konuşmasında şunları söyledi:
“ Bugün Türkmenistan’ın bağımsızlığının otuz dördüncü yıl dönümünde Türkmenistan ve Türkiye arasındaki enerji ve ekonomi ilişkilerini derinlemesine ele alacağımız Türkmenistan ilişkilerinde enerji ve ekonomi vizyonu programını dolayı hepinize şükranlarımı arz ediyorum. Hoş geldiniz safalar getirdiniz. Türkmenistan ve Türkiye yüzyılların ötesinden gelen ortak tarih, kültür ve gönül bağlarıyla birbirine kenetlenmiş İki kardeş.
Ülkemizde bu kardeşlik yalnızca bir söylem değil, aynı zamanda karşılıklı emekle sadakatle ve cesaretle inşa edilmiş Gerçek bir birlikteliktir. Uzun soluklu yolculukta öğrendik ki Gerçek dostluk yalnızca iyi günlerde değil, zorlu anlarda da yan yana durabilmektir.
Türkiye Türkmenistan ilişkileri de tam böyle bir dostluğun böyle bir kardeşliğin üzerine kurulmuştur. Bizler de Türkmenistan’ın bağımsızlık yolculuğunda hep yanında olmaya gayret gösterdik.
Dönüp baktığımızda gururla söyleyebiliriz ki EKOAVRASYA olarak 2002 yılından günümüze Türkmenistan’la birlikte iş yapıyor, birlikte üretiyor, birlikte bu kutlu yolda yürüyoruz. Türkiye ile Türkmenistan arasındaki enerji ve ekonomi alanındaki işbirliği, ticari bir birlikteliğin ötesinde, bölgemizde barışı güvenliği ve istikrarı güçlendiren stratejik bir vizyonun en güçlü parçalarındandır.
Kafkas koridorunun önemli bir parçası olan Kars-Dilucu demiryolunun temelinin atıldığı 22 Ağustos 2025 tarihinde Türk dünyasında ikinci önemli bir gelişme de pazarın Doğu kıyısında Türkkmenistan’da yaşandı. Azerbaycan Cumhurbaşkanı ilham Aliyev’in Özbekistan Cumhurbaşkanı sayın Şevket Ziyoyev Türkmenistan halk maslahatası başkanı sayın Burvan Grubrmuhamedov arasında üçlü bir görüşme gerçekleşti. Bu önemli zirve, pazarın Doğu kıyısına yükselen yeni bir işbirliği ruhunu ortaya koymuştur.
Özellikle ulaştırma hatlarının birleştirilmesi, lojistik merkezlerin kurulması Yalnızca bölge ülkeleri için değil, Türkiye üzerinden Avrupa’ya açılacak yeni bir vizyon içinde büyük önem taşımaktadır. Türkmen gazının Türkiye üzerinden Batı’ya ulaşması bölgemizi stratejik bir merkez haline getirecektir. Doğusundaki bu yeni işbirliği, zengin koridoru ve Bakü-Tiflis-Kars hattıyla birleştiğinde Asya’dan Avrupa’ya uzanan orta koridor daha güçlü ve cazip bir alternatif haline gelecektir.
Bu yüzden diyoruz ki ulaştırma, enerji ve ticarette kurduğumuz köprüler sadece coğrafyaları değil, gelecek nesillerimizi de birbirine bağlayacaktır. Enerji artık sadece bir ticaret talebi değil, kalkınmanın refahın ve küresel güç mücadelesinin en kritik unsurlarından bir tanesidir. Alanında ise Türkmen gazının Türkiye üzerinden Avrupa’ya ulaştırılması, ekonominin yanında aynı zamanda jeopolitik bir dönüm noktası olacaktır.
Nitekim, 2022 1025 yılı başlarında imzalanan sekizinci dönem Türk Türkmen, hükümetlerarası ekonomik işbirliği komisyonu protokolü, ticaretten gümrüğe, eğitimden enerjiye kadar 87 başlık altında ilişkilerimizi daha da derinleştirmiştir. 2 ülke arasındaki ticaret hacminin 2 bin 10’da 2 milyar dolara ulaşması gurur vericidir.
Hedefimiz cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın da işaret ettiği gibi 5 milyar dolar seviyesidir.
Unutmayalım ki tarihte öncü olanların sabırlı olanların kardeşliğe yatırım yapanların adı daima hatırlanacaktır ve bu bilinçle Türkmenistan ile ilişkilerimizi yarınlara taşımaya ve birlik öyküsünü yaşatmaya kararlıyız. Sözlerime son verirken anlamda organizasyonda emeği geçen herkese teşekkür ediyoruz. Toplantımızın Türkiye, Türkmenistan ilişkilerine ve Türk dünyasının geleceğine hayırlar getirmesini temenni ediyorum.
BOTAŞ Genel Müdürü Abdulvahşt FİDAN da şöyle konuştu: “ Sözlerime. Türkmenistan’ın bağımsızlığının otuz dördüncü yılında türkmenistan Türkiye ilişkilerinde enerji ve ekonomi başlıklı konferansta bulunmaktan ve sizlere hitap etmek ediyor olmaktan duyduğu memnuniyeti ifade ediyorum.
Büyükelçimiz Mekan Ishanguliyev’e nazik davetlerinden dolayı teşekkürlerimi sunuyor. Bu yıl otuz dördüncüsünü idrak edeceğimiz kardeş Türkmenistan’ın bağımsızlık günü huzurlarınızda en içten duygularımla tebrik ediyorum. Ata yurdumuz Türkmenistan ile ilgili her konu bizi her zaman oldukça heyecanlandırmaktadır.
Mevzubahis Türkmenistan olduğunda meseleleri ayrı bir önem ve heyecanla ile yaklaşıyoruz. Bu durum ortak tarih, din, din ve kültür bağlarımızın yanı sıra gelen dostluğumuzun ve kardeşliğimizin en somut göstergesidir. Kaynaklarının üretimi, dağıtımı ve tüketimi bildiğiniz gibi bir ülke ekonomisinin büyümesi istikrarı üzerinde büyük bir etkiye sahiptir.
Dünyanın en zengin yeraltı kaynaklarına sahip ülkelerinden biri olan bu değerden azami derecede istifade edebilmesi bu yönde geniş kapsamlı çalışmalar yapıyor olması. Bizleri çok mutlu etmektedir. Biliniği gibi, bu sene Mart ayında 30 yıllık bir rüyanın gerçeğe dönüşmesi suretiyle türkmen doğalgazını Türkiye’ye ulaştıran anlaşmaların hayata geçmesine şahitlik etmek hep beraber bizlere nasip olduk
Burada anlaşmaların hayata geçmesinde ortaya koydukları irade ve vizyon için sayın cumhurbaşkanımıza sayın Türkmenistan Devlet başkanına sayın bakanlarımıza, Türkmen gaz’daki, çalışma arkadaşlarımızla ve özellikle değerli dostum ve meslektaşım Maksay Babayeve desteklerinden ve gayretlerinden dolayı şükranlarımı sunuyorum. Bu gelişmenin hem ülkelerimiz hem de bölge için oldukça stratejik ve kritik öneme sahip olduğu Büyüklerimizin çizdikleri vizyon ve stratejik hedefler doğrultusunda Türkmenistan’dan Türkiye’ye doğal gaz ağacını daha uzun dönemli, daha yüksek hacimlerle müstakil bir boru hattı vasıtasıyla ulaştırmak temel hedefimizdir.
BOTAŞ olarak çalışmalarımızı bu yönde kararlılıkla sürdürmekteyiz. Bu gazın daha sonra her iki ülkenin ortak iradesiyle Türkiye üzerinden küresel piyasalara arz edilmesi, iki ülke arasındaki derin işbirliğini daha ileri bir noktaya taşıyacaktır. Umuyorum ki olumlu sonuçlar alacağız ve bu husus iki ülkenin yanı sıra uluslararası jeopolitik ve ekonomik ilişkiler bağlamında da oyunun kurallarını değiştiren önemli bir adım olacaktır.
Bu gayretlerimiz kapsamında geçtiğimiz iki yılda Aşkabat’ı birçok defa ziyaret etme imkanı buldum. İnşallah önümüzdeki hafta tekrar gideceğim. Muhtemelen dışında en fazla ziyaret ettiğim başkentte Aşkabat olacaktır, bilmenizi isterim.
Bu vesileyle, Türkmen gazı ile işbirliğimizin kadim dostluğumuz ve kardeşliğimizin dışında güçlenerek devam etmesi. Bu konferansın başarılı geçmesi temennisiyle, tüm katılımcılara saygı ve sevgilerini sunuyorum.
Daha sonra, konuşmasını yapmak üzere kürsüye Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı, Orta Asya ve Türk Devletleri Teşkilatı Genel Müdürü Büyükelçi Togan ORAL geldi: “ 1991 yılında Türkmenistan’ın bağımsızlığını tanıyan ilk ülke olan Türkiye, aradan geçen 34 yıl zarfında Türkmenistan’a yakın bir dost ve kardeşliğin ötesinde aynı zamanda güvenilir bir yol arkadaşı olmuştur. Türkiye ile Türkmenistan arasındaki ilişkiler, karşılıklı saygı ve ortak çıkarlar temelinde o günden bugüne alanda gelişmeye devam etmektedir.
İki kardeş, ülke olarak ilişkilerimizin temelinde tarih, kültür, dil, inanç ve gönül birliği yatmaktadır. Bu kadim bağlar bizleri sadece geçmişte değil, geleceğin inşasında da güçlü ortaklar haline getirmiştir.
Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkan yardımcısı ve Türk Devletleri ile İlişkiler Başkanı Kürşat ZORLU konuşmasında, Türkmenistan doğal gazında Türkiyenin tam bir kararlılığı söz konusu olduğunu vurguladı.
Kürşad Zorlu, Türkmenistan doğal gazının Azerbaycan ve Türkiye üzerinden dünyaya bağlantısı konusunda, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kararlılık ve irade gösterdiğini belirtti.
Zorlu, dünyanın önemli tarihi sınamalar ve coğrafi kırılmalarla karşı karşıya olduğunun altunı çizerek, “Cumhurbaşkanımızın Birleşmiş Milletler nezdinde sürdürdüğü mücadele ve ortaya koyduğu kararlı irade, aslında tüm insanlığın bu sınamalar karşısında yek vücut olmasına yönelik bir duruşun tecellisi olarak görülebilir. Bakıldığında dünyayı kaosla, çatışmayla, savaşla karşı karşıya bırakmak isteyen bir iradenin karşısında insanlığın sesi olma yolunda ilerleyen bir Türkiye ve Türk dünyası olduğuna inanıyoruz. Bakın bugün Gazze’de 65 binden fazla insan hayatını kaybetti. Birleşmiş Milletler’in rakamlarına göre 4 binden fazla çocuk ampüte edildi. Bunun karşısında dünyanın farklı coğrafyalarında meydana gelen ittifaklar artık yeni bir dönemin de işaretlerini veriyor ve vermek zorunda. Bu anlamda Türk dünyasının bugün geldiği nokta, gelecekte yapabilecekleri ve ortaya koyacağı vizyon; insanlığın sesi olmak, burada duruş göstermek ve hep birlikte güçlenerek büyümek anlamında büyük bir imkanı bizlere sunmaktadır” şeklinde konuştu.
Kazakistan, Özbekistan, Nahçıvan, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve Azerbaycan’da yakın tarihte temaslarda bulunduklarını hatırlatan Zorlu, “Gittiğimiz yerlerde şunu müşahede ediyoruz; birbirimizi daha fazla tanımamız, anlamamız, ziyaretlerimizi artırmamız gereken bir dönemi görüyoruz. İnsanlarımız kurum ve kuruluşlarımızın faaliyetlerini, projelerini hayata geçirmek için mutlulukla, büyük bir heyecanla bekliyorlar. Bize düşen görev de bunların koordinasyonunu hızlı bir biçimde sağlayacak politikaları üreterek; milletlerimizin, daha doğrusu halklarımızın hizmetine ve iradesine sunabilmek olacaktır. Türkiye-Türkmenistan ilişkilerine bakıldığında elbette özellikle ticaret bağlamında istenilen potansiyelimizin gerisindeyiz. 2 virgül 2 milyar dolarlık bir dış ticaret kapasitesi var şu anda. Bunu 5 milyar dolara çıkarma hedefi, gerçekleştirebileceğimiz bir hedef. Yeter ki sistemli ve koordine bir biçimde bu eksiklerin üzerine giderek bunları tamamlamaya çalışalım. Hazar üzerinden Avrupa’ya ve dünyaya uzanacak Türkmenistan enerji kaynaklarının, doğal gazının transferi konusu; 10 yıllardır konuşulan, üzerinde durulan çok büyük bir ideal. Çok şükür bugün küçük de olsa bir adımını hep birlikte attık. 1 virgül 3 milyar metreküplük ön anlaşma; tabii bu bir hat üzerinden olmasa da önemli bir başlangıç. 2026-2030 döneminde biz bunu 5 milyar metreküp hedefine doğru götürmeyi de arzu ediyoruz. Ama esas gayemiz sadece Türkiye ve Türkmenistan için de değil bütün Türk dünyasının kazanımlarını, avantajlarını, imkanlarını birbiriyle değerlendireceği hedefine dayalı olarak, Türkmenistan doğal gazının Azerbaycan ve Türkiye üzerinden dünyaya bağlantısı meselesidir. Bu konuda Cumhurbaşkanımızın ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin tam bir kararlılığı ve iradesi söz konusudur” dedi.
Nahçıvan ziyaretlerinde, bir zamanlar hayal olarak değerlendirilen gelişmelerin heyecanını gördüğünü söyleyen Kürşad Zorlu, “Azerbaycan’dan Türkiye’ye kesintisiz ulaşım gerçekleştiğinde yeni bir Türk dünyasının önünde vizyon ve heyecan uyanacak. Bu 3 boyutlu adımlarla birlikte bu yeni yüzyıl, Türk dünyasının yükseldiği çok önemli bir dönem olacak. Değerli arkadaşlar; 2030 yılına inşallah 3 virgül 1 trilyon dolarlık bir milli hasılayla gireceğiz. Türkiye de bu son 22 yıllık dönemde Türk dünyasıyla olan dış ticaretini 14 kat arttırmış durumda. 26 milyar dolarlık bir seviyeye geldi. Ülkelerimiz arasındaki dış ticaret 70 milyar dolarlık bir seviyede. Bu da yeterli değil, bunu da arttırabilmek durumundayız” açıklamasında bulundu.
Azerbaycan Büyükelçisi Mekan İşanguliyev ise konuşmasında şu ifadeleri kullandı: “Daimi tarafsızlık statüsünün otuzuncu yıl dönümü vesilesiyle Barış ve güven yılı çerçevesinde 12 Aralık 2025 tarihinde düzenlenecek uluslararası forumun başarıyla inşa edileceğine inanıyor ve üstün muvaffakiyetler diliyorum. Türkmenistan, dış politikasının temel taşlarından biri olan tarafsızlık ilkesini korurken, aynı zamanda açık yönlü ve yapıcı işbirliğine dayalı bir yaklaşım benimseyerek bölgesel ve küresel istikrar ve barışa katkı sunmaktadır. Liderlerimizin gösterdiği müşteri vizyon çerçevesinde ve üst düzey karşılıklı ziyaretlerde ilişkilerimizin kurumsal altyapısı güçlendirilmektedir.
Türkmenistan’ın bağımsızlığının yıl dönümünde gerçekleştirilen panelin sadece ekonomik değil, kültürel ve stratejik bağların da güçlendirilmesine katkı sunmayı hedefliyor.
Türk dünyasının enerji vizyonuna ışık tutacak etkinlik, geleceğe yönelik iş birliği modelleri açısından “tarihî bir buluşma” niteliği taşıyor.
Türkmenistan’ın Bağımsızlığının 34’üncü yıl paneli resepsiyonla sona erdi.
Sabancı Üniversitesi’nin 15 yıllık nanoteknoloji birikiminden doğan ANT Systems’in nano malzemeteknolojisi, İstanbul Tuzla’da kurulan yıllık 3 bin ton kapasiteli yerli üretim tesisinde seri üretime başladı.
ANT Systems’in nano malzemeteknolojisinin, sulamada yüzde 50’ye kadar tasarruf, verimde de yüzde 25’e varan artış sağladığı ve bu teknolojinin ABD, GüneyAmerika, Körfez ülkeleri ve Afrika’da kullanıldığı kaydedildi.
İstanbul Sabancı Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi bünyesinde 15 yıl süren bilimsel çalışmaların ürünü olan ANT Systems’in nano malzeme teknolojisi, İstanbul Tuzla Kimya İhtisas Organize Sanayi Bölgesi’nde kurulan yıllık 3 bin ton kapasiteli yerli üretim tesisinde seri üretime kazandırıldı.
Tesisin açılış töreninde, eski Tarım ve Orman Bakanı, TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Başkanı Prof. Dr. Vahit Kirişci, Sabancı Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Güler Sabancı, Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu Başkanı Dr. Ahmet Abdullah Antalyalı, Sabancı Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Leblebici hazır bulundu.
Törene ayrıca kamu kurumu temsilcileri, akademisyenler, sektörün ileri gelenleri, değişik ülkelerden konuklar ve seçkin bir davetli topluluğu katıldı.
Bugün dünyanın birçok gelişmiş ülkesinde hala laboratuvar aşamasında olan bu teknoloji, Türkiye’de sahada doğrulanıp endüstriyel ölçekte üretilebilir hale geldi. Şirketin amiral ürünü NANOTERN, toprağın suyu daha uzun süre tutmasını ve bitkinin ihtiyaç duyduğu anda kontrollü şekilde geri vermesini sağlayan biyobozunur bir nano malzeme. İstanbul’un tarihi su sarnıçlarından ilham alınarak adlandırılan teknoloji, kendi ağırlığının 1.800 katına kadar suyu absorbe edebiliyor, sulama suyu tüketimini yüzde 50’ye kadar azaltıyor, tarımsal verimliliği yüzde 25’e kadar artırıyor; gübre ve tarımsal girdilerin etkinliğini yükselterek üretim maliyetini düşürüyor. NANOTERN bugün Türkiye’nin yanı sıra ABD, Güney Amerika, Körfez ülkeleri ve Afrika’da aktif olarak üretimde bulunuyor.
Açılış töreni konuşmalarla başladı.
TKDK Başkanı Dr. Ahmet Abdullah Antalyalı, açılış töreninde yaptığı konuşmada, girişimin Türkiye’nin yüksek teknoloji üretme hedefinin tarım alanındaki somut örneklerinden biri olduğunu söyledi.
Projenin akademiden sanayiye geçişin başarılı bir şekilde sağlanabileceğinin göstergesi olduğunu vurgulayan Antalyalı, bunun bir kalkınma modeli niteliği taşıdığını ifade etti.
Sabancı Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Leblebici de söz konusu girişimlerin arkasında güçlü bir vizyon ve uzun yıllara dayanan yoğun bir emeğin bulunduğunu belirterek, Sakıp Sabancı’nın desteğinin ve üniversitenin bu anlayışla kurulmasının sürece önemli katkı sağladığını kaydetti. Leblebici, dünyanın farklı kriz dönemlerinden geçmesine rağmen teknoloji üzerindeki çalışmaların kararlılıkla sürdürüldüğünü bildirdi..
Sabancı Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı ve ANT Systems yatırımcısı Güler Sabancı, Dünya’da ve Türkiye’de iklim kriziyle birlikte su stresinin giderek daha görünür hale geldiğini, yıllara göre değişen kurak ve yağışlı dönemlerin bu gerçeği değiştirmediği değerlendirmesinde bulunarak şunları söyledi: “İklim kriziyle ilgili, büyük afetlerle ilgili yaşayacağımız ve yaşamakta olduğumuz su stresiyle ilgili güveneceğimiz tek şey gelecek için teknoloji, bilime dayalı yapılan bu araştırmalar ve araştırma sonunda çıkan başarılı girişimler. Dünyanın da güvendiği, beklediği de bu.”
Sabancı Üniversitesi’nde 2007’den bu yana desteklenen girişimcilik ve teknoloji odaklı çalışmaların yaklaşık 15 yıllık birikimle küresel sorunlara çözüm üretme hedefiyle somut sonuçlara dönüştüğünün altını çizen Sabancı, laboratuvar aşamasının ötesine geçilerek ilk üretim tesisinin hayata geçirildiğini ve iklim kriziyle mücadelede bu tür girişimlerin belirleyici olacağını vurguladı.
TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Başkanı, eski Tarım ve Orman Bakanı Prof. Dr. Vahit Kirişci ise tarım sektöründe çalışanların yaş ortalamasının yükseldiğine dikkati çekerek, gençlerin bu alana ilgisini artırmak için tarımda teknoloji kullanımının kritik olduğunu ifade etti.
Nanoteknoloji dahil her düzeyde teknolojik entegrasyonun sektörü gençler için daha cazip hale getireceğine işaret eden Kirişci şu uyarıda bulundu: “Burada özelde bir değerlendirme yapacak olursak, su zengini bir ülke olmadığımızı belirtmek gerek. Su stresi altında olduğundan artık kimsenin kuşkusu olmayan bir ülkede suyu en etkin ve verimli şekilde kullanmamız gerekir.”
Kirişci, suyun temel girdi olduğu üretim modelleri üzerinde çalışmaların sürdüğünün altını çizerek, suyun verimli ve kayıpsız kullanılması için teknolojik çözümlerin kritik önem taşıdığını da sözlerine ekledi.
ANT Systems Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve CEO’su Can Yurdakul, toprağın yalnızca savaşla değil, su kıtlığı, verimsizlik ve yanlış üretim modelleri nedeniyle de kaybedilebileceğine işaret etti. Yurdakul, daha sonra sözlerini şöyle sürdürdü: “Artık dünyanın en büyük meselelerinden biri enerji, su ve tarım. Tarım sektörü, dünya tatlı su kaynaklarının yaklaşık yüzde 70’ini kullanıyor. Bu nedenle geleceğin en kritik sorularından biri, mevcut kaynaklarla nasıl daha sürdürülebilir üretim yapılacağı. ANT Systems’in hikayesi de tam olarak bu sorudan doğdu. Bu teknoloji dünyada büyük ölçüde AR-GE aşamasında. Türkiye, sahada doğrulanmış endüstriyel ölçekte üreten birkaç ülkeden biri. Mesele artık daha fazla üretmek değil, sınırlı kaynaklarla daha akıllı üretmek. Biz suyu kullanan değil, suyu yöneten bir sistem kurduk. Bugün ABD’den Afrika’ya beş kıtada sahada olan bir Türk teknolojisinden söz ediyoruz. Hedefimiz, ANT Systems’i Türkiye’den çıkan bir teknoloji şirketi olmanın ötesine taşıyarak küresel ölçekte standart belirleyen bir yapıya dönüştürmek. Tarımın geleceği bu topraklarda yazılan bir bilgiyle şekillenecek.”
ANT Systems Yönetim Kurulu Başkanı ve CTO’su Prof. Dr. Yusuf Ziya Menceloğlu da sürdürülebilirlik kavramının yaklaşık 15 yıl önce öne çıkmaya başladığını hatırlatarak, hızlanan nüfus artışının kaynak tüketimini yükselttiğini, karbon salımlarını artırarak küresel ısınmayı tetiklediğini ve bunun da su kıtlığına yol açtığını söyledi. Menceloğlu, sözlerini şu şekilde sonlandırdı: “Tarımda aslında hem su krizi hem ilaç krizi, özellikle pestisit problemi hem de hasat sonrası depolama problemleri mevcut. Şu an Türkiye gayrisafi milli hasılasının neredeyse yüzde 5’i kadar gıda kaybımız var. Gıda korunması da, hasat sonrası koruma da çok önemli. Biz bu sektörlerde bu amaçla geliştirdiğimiz nanoteknoloji ürünlerimiz var. Bunların nano olmasının nedeni şu, daha az malzeme ile daha etkin sonuçlar alabiliyorsunuz. O yüzden de bunun etkinliğinin yüksek olması nedeniyle de kabul görüyor.”
ANT Systems Ortağı ve Dış İlişkiler Başkanı (CEAO) Ömer Faruk Tanrıverdi ise konuşmasında, teknolojinin uluslararası açılımının küresel gündemle örtüştüğünü belirterek, ANT Systems’i uluslararası kurumlar, hükümetler ve sektör paydaşlarıyla kurulacak uzun vadeli işbirlikleri üzerinden konumlandırmayı hedeflediklerini söyledi.
Tanrıverdi daha sonra şunları kaydetti: “Su kıtlığı, gıda güvenliği ve iklim; dünya gündeminin en üst sıralarındaki bu üç başlık birbirine giderek daha sıkı bağlanıyor. Bu denklemde ülkeler artık tüketici değil, çözüm üretici olarak konumlanmak durumunda. ANT Systems’in hikayesi tam burada anlam kazanıyor: 15 yıllık akademik birikimden doğan, Türkiye’de üretilen ve bugün beş kıtada sahada olan bir teknolojiden söz ediyoruz. Bu, Türk derin teknolojisinin küresel ölçekte değer üretebildiğinin somut göstergelerinden biri. Hedefimiz, ANT Systems’i uluslararası kurumlar, hükümetler ve sektör paydaşlarıyla kurulacak uzun vadeli işbirlikleri üzerinden konumlandırmaktır. Tarımın geleceğinde Türkiye’nin söyleyecek sözü var; biz bu sözün uluslararası karşılığını inşa ediyoruz.”
Series A öncesi yatırım turunda 3 milyon dolar yatırım alan ANT Systems, KOSGEB ve TÜBİTAK destekleriyle birlikte toplam yatırım büyüklüğünü yaklaşık 5 milyon dolar seviyesine taşıdı. İstanbul’da Ar-Ge laboratuvarları, kurumsal ofisleri ve yıllık 3 bin ton kapasiteli üretim tesisini aynı entegre yapı altında toplayan şirketin küresel patent haklarına sahip olduğu teknoloji portföyünün ticari değeri 25 milyon doların üzerinde değerlendiriliyor. Şirketin teknolojik temeli, Sabancı Üniversitesi Nanoteknoloji Araştırma ve Uygulama Merkezi (SUNUM) bünyesinde yürütülen uzun soluklu araştırmalara dayanıyor.
Şirketin portföyü yalnızca su yönetimiyle sınırlı değil. Bitki sağlığında pestisit kullanımını optimize eden Insease ile ağır metal ve toksik madde içermeyen dezenfeksiyon teknolojisi AntimicAgro da portföyde yer alıyor. Kontrollü pestisit salınımı ve ileri tarımsal malzemeler üzerindeki Ar-Ge çalışmaları sürüyor. Portföyde, küresel patent hakları kendisinde olan 7 patentli teknoloji bulunuyor.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, EFES-2026 Tatbikatı’nda yaptığı konuşmada, “Türk Ordusu, barışın ordusudur. Türk Ordusu, huzurun ordusudur. Türk Ordusu, istikrarın ordusudur. Türk Ordusu, ülkesi ve milletinin güvenliğinin teminatı olduğu kadar bölgesel ve küresel barışın, huzurun ve istikrarın da en önemli güvencesidir” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İzmir’in Seferihisar ilçesindeki Doğanbey Atışlı Tatbikat Bölgesi’nde gerçekleştirilen EFES-2026 Tatbikatı’nın seçkin gözlemci gününe katılarak bir konuşma yaptı.
Konuşmasına katılımcıları selamlayarak başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sizlerin aracılığıyla vatanımızın dört bir yanında ve yurt dışında fedakârca görev yapan güvenlik güçlerimizin her birine ayrı ayrı selamlarımı, sevgilerimi yolluyorum. Sadece Türkiye’nin değil dünyanın sayılı birleşik, müşterek ve kapsamlı tatbikatlarından biri olan Efes-2026 Tatbikatı’nın seçkin gözlemci günü vesilesiyle sizlerle birlikte olmaktan büyük bir bahtiyarlık duyuyorum” ifadesini kullandı.
Bu yılki tatbikata da Türk askerlerinin yanı sıra 50 farklı ülkeden 1300’ü aşkın dost, kardeş ve müttefik personelin katıldığını bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu ve kuvvet komutanları başta olmak üzere Türk Silahlı Kuvvetlerinin her bir mensubunu, ayrıca tatbikatta görev alan kamu kurum ve kuruluşlarının temsilcilerini tebrik etti.
Dostlara güven aşılayan, Türkiye ilgili hesaplar yapanların da heveslerini kursaklarında bırakan EFES Tatbikatı’nı, Malazgirt’ten 10 yıl sonra, 1081’de Çakabey’in fethettiği döneme göre dünyanın en önemli tersanelerinden birini kurarak denizcilik tarihinde destanlar yazdığı topraklarda yaptıklarını anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bundan bin yıl önce bu toprakları yurt tutarken şehit olan, gazi olan, İ’la-yi Kelimetullah uğrunda can veren tüm kahramanlarımızı minnetle yâd ediyorum. Aynı şekilde geçmişten bu yana Malazgirt’ten İstiklal Harbi’ne, Kıbrıs Barış Harekâtı’ndan terörle mücadeleye kadar vatanımız, birliğimiz, dirliğimiz, bayrağımız, mefkûremiz, devletimizin ve milletimizin bekası için şehit olan, gazi olan her bir vatan evladını kemal-i edeple anıyorum. Hayatta olan gazilerimize Cenabı Allah’tan hayırlı ve uzun ömürler diliyorum” diye konuştu.
“TÜRK ORDUSU TARİH BOYUNCA TAHRİP EDİLEN YERLERİ TAMİR ETMİŞTİR”
Yüksek teknolojili yerli ve millî savunma sanayi ürünlerinin başarıyla kullanıldığı, planlama, uygulama, birliklerin uyumu, içerik ve iletisiyle, bütün bunların arkasındaki stratejik akılla Efes Tatbikatı’nın bir tatbikat olmanın çok ötesinde anlamlar ifade ettiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Burada, 2 bin 500 yıllık bir kurmay aklın tecellisi var. Burada, caydırıcılığın yanı sıra barışı tesis etmenin, nasıl bir hazırlık, irade ve kararlılık gerektirdiğinin numunesi var. Burada, bir milletin göz bebeği olarak, ‘Peygamber Ocağı’ olarak gördüğü her bir neferine ‘Mehmetçik’ adını verdiği bir kurumun ete kemiğe bürünen şuuru var. Şunu ifade etmek isterim ki, Türk Ordusu kendi milletinin, kendi vatanının hafızasını ve mefkûresini taşıdığı kadar içinde bulunduğu coğrafyanın da hafızasını ve mefkûresini taşımaktadır. Hamdolsun o hafızayı da o mefkûreyi de ordumuzun her bir mensubu layıkıyla deruhte etmeye devam ediyor. Türk ordusu, barışın ordusudur. Türk ordusu, huzurun ordusudur. Türk ordusu, istikrarın ordusudur. Dünyanın kendi ordusuna ithaf edilen tek millî marşı İstiklal Marşımızdır. ‘Hakkıdır Hakk’a tapan, milletimin istiklal’ mısralarında olduğu gibi Türk ordusu istiklalin ordusudur. Türk ordusu tarih boyunca gittiği hiçbir yeri tahrip etmemiş aksine tahrip edilen yerleri tamir etmiştir. Ordumuz en çetin şartlarda bile düşman unsurları dışında hiçbir insana, canlıya, ağaca, şehre zarar vermemiş aksine imha edilen yerleri imar ve ihya etmiştir. Türk ordusu ülkesi ve milletinin güvenliğinin teminatı olduğu kadar bölgesel ve küresel barışın, huzurun ve istikrarında en önemli güvencesidir. Efes 2026 Tatbikatı’nın tüm dünyaya verdiği mesajların bu yönleriyle de çok iyi anlaşılması gerektiğine inanıyorum.”
“DÜNYAMIZ ÇOK AKTÖRLÜ BİR YAPIYA HIZLA EVRİLİYOR”
Güvenlik paradigmalarının değiştiği, uluslararası hukukun irtifa ve itibar kaybettiği, yeni güvenlik mimarilerine ihtiyaç duyulduğu, dinamik olduğu kadar hassas bir dönemden geçildiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Dünyada yeni dengeler, yeni ittifaklar kuruluyor, fakat küresel ölçekte yeni bir düzen kurulamıyor. Dünyamız, sayısı bir elin parmaklarını geçmeyen büyük güçlerin dizayn ettiği bir statükodan çok kutuplu, çok aktörlü bir yapıya hızla evriliyor” dedi.
Türkiye’nin içerisinde yer aldığı geniş bölgenin aynı zamanda bu sürecin sıklet merkezini oluşturduğu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye’nin adı yeni dönemin müessir aktörlerinden biri olarak her geçen gün daha fazla öne çıkıyor, daha fazla zikrediliyor. Geleceğe dair karamsar senaryolar yazılırken biz başta bölgesel barış olmak üzere ülkemizi her alanda kilit konuma getirmeye çalışıyoruz” ifadesini kullandı.
Bununla birlikte bu zor coğrafyada barış ve güvenliği korumak için Türk ordusunu güçlü ve donanımlı tutmak gerektiğinin bilincinde olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları bildirdi: “Ay başında 120 farklı ülkeden 1700’ü aşkın firmanın iştirak ettiği SAHA EXPO 2026’te sergilenen ürünlerimizi inanıyorum ki sizler de gördünüz. Caydırıcılığımızı artırarak, savunma yeteneklerimizi güçlendirerek, savunma sanayiinde başlattığımız atılım hamlesini hızlandırarak, karşılıklı fayda ve saygı zemininde dostlarımızla yeni ortaklıklar kurarak Türkiye’yi bu fırtınalı sulardan sahil-i selamete çıkarmak istiyoruz. Efes-2026 Tatbikatı’nda sahne alan savunma sanayii ürünlerimizin hepsi bunun içindir. Dünyanın en güçlü silahlı kuvvetlerinden biri olan kahraman ordumuz işte bunun mücadelesini vermektedir. Barışçıl, girişimci ve insani değerleri merkeze alan dış politikamız bunun için yürütülmektedir. Doğuyla yüzyıllara sâri güçlü bağlarımızı korurken batıyla diyaloğumuzu artırmamızın, Afrika’dan Latin Amerika’ya uzanan iş birliği çabalarımızın gerisinde işte bu yaklaşım vardır.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Şunu, burada bir kez daha ifade etmekte yarar görüyorum, Türkiye olarak savaşa ve kaosa yatırım yapanların karşısında barışı ve istikrarı savunmaya devam edeceğiz. Gazze’de, Lübnan’da ve bölgemizin diğer yerlerinde çoluk çocuk, kadın, yaşlı demeden katleden soykırım şebekelerinin karşısında tüm insanlığın müşterek değerlerini savunmaya kararlılıkla devam edeceğiz. Tarih, Türk milletiyle dost olmanın neler kazandırdığının da Türklere husumet etmenin neleri kaybettirdiğinin de sayısız örnekleriyle doludur. Mehmetçik diğer tüm hasletlerinin yanı sıra aynı zamanda dostluğundan emin olunan kuvvet demektir. Biz, bu güven cephesinin sarsılmasına müsaade etmeyeceğiz. İstiklal Şairimiz Mehmet Akif, ‘Değil mi cephemizin sinesinde iman bir, sevinme bir, acı bir, gaye aynı, vicdan bir. Değil mi ortada bir sine çarpıyor yılmaz, cihan yıkılsa emin ol bu cephe sarsılmaz’ diyor. Bu düşüncelerle Efes 2026 Tatbikatı’nın icrasında başarıyla görev alan tüm personelimizi tebrik ediyorum. Tatbikata iştirak eden dost ve müttefik ülkelere teşekkür ediyorum. Kahraman ordumuzun her bir mensubuna şükranlarımı sunuyorum. Rabb’im kahraman ordumuzu daima muzaffer, muvaffak eylesin diyor, sizleri sevgiyle saygıyla selamlıyorum.”
Gençlik ve Spor Bakanı Dr. Osman Aşkın Bak ile beraberindeki heyet, 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı dolayısıyla Anıtkabir’i ziyaret etti.
Gençlik ve Spor Bakanı Dr. Osman Aşkın Bak başkanlığında, bakan yardımcıları, genel müdürler, gençler, sporcular ve diğer ilgililerden oluşan heyet, Aslanlı Yol’dan yürüyerek Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün mozolesine geldi.
Bakan Bak’ın kırmızı-beyaz karanfillerle süslü, üzerinde “Gençlik ve Spor Bakanlığı” yazılı çelengi mozoleye bırakmasının ardından saygı duruşunda bulunuldu ve ardından İstiklal Marşı okundu.
Beraberindeki heyet ile Misak-ı Milli Kulesi’ne geçen Bakan Bak, Anıtkabir Özel Defteri’ne şunları kaydetti:
“Aziz Atatürk, ülkemizin ve insanlığın en büyük ümidi olan gençlerimizle; 19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı vesilesiyle manevi huzurunuzdayız. Kurtuluşun ilk adımı olan 19 Mayıs, milletimizin esarete karşı gösterdiği başkaldırının, yeniden şahlanışının ve bağımsızlık iradesinin adıdır. Türk gençliğine emanet ettiğiniz bu kutlu miras; bugün de aynı inanç, aynı ruh ve aynı istikametle yaşamaya devam etmektedir. Türkiye’nin gücü gençliği; köklerinden aldığı kuvveti çağın imkanlarıyla buluşturarak bilimde, teknolojide, sanatta, sporda ve üretimin her alanında ülkemizi daha ileriye taşıyan büyük bir iradenin temsilcisi haline gelmiştir.
Milli şuuru yüksek, vicdan sahibi, çalışkan, üretken ve öz güven sahibi gençlerimiz; taşıdıkları inanç, cesaret ve yüksek ideal ruhuyla Türkiye Yüzyılı’nı inşa eden iradeyi gururla geleceğe taşımaktadır. Gençlik ve Spor Bakanlığı olarak bizler de gençlerimizin hayallerine istikamet kazandıran, potansiyellerini büyük hedeflerle buluşturan, Türk sporunu uluslararası arenada daha güçlü ve iddialı bir konuma taşıyan çalışmaları azim ve kararlılıkla sürdürüyoruz. Bu vesileyle aziz milletimizin 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’nı kutluyor; zatıalinizi, silah arkadaşlarınızı, milli mücadelenin neferlerini ve dünden bugüne bu topraklar için fedakarca mücadele eden tüm kahramanlarımızı saygı, rahmet ve minnetle yad ediyorum. Ruhunuz şad olsun.”
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Gerekli cookie, sayfa gezinmesi ve web sitesinin güvenli alanlarına erişim gibi temel işlevleri etkinleştirerek bir web sitesi kullanıma yardımcı olur. Web sitesi bu cookie olmadan düzgün çalışamaz.
Tercih cookies, bir web sitesinin, tercih ettiğiniz diliniz veya bulunduğunuz bölgeniz gibi, web sitesinin davrandığını veya görünüşünü değiştiren bilgileri hatırlamasını sağlar.
İstatistik
İstatistik cookies, web sitesi sahiplerinin anonim olarak bilgi toplayıp bildirerek ziyaretçilerin web siteleriyle nasıl etkileşimde bulunduğunu anlamalarına yardımcı olabilir.
Pazarlama
Pazarlama cookies, ziyaretçileri web sitelerinde izlemek için kullanılır. Amaç, bireysel kullanıcıya ilgi çekici ve böylece yayıncılar ve üçüncü taraf reklamverenler için daha değerli olan reklamları görüntülemektir.
Sınıflandırılmamış
Sınıflandırılmamış cookies, bireysel kurabiye sağlayıcıları ile birlikte sınıflandırma sürecinde olduğumuz cookies.