Cumhurbaşkanı Erdoğan, Almanya Başbakanı Merz ile düzenledikleri ortak basın toplantısında yaptığı açıklamada, “Almanya, Türkiye’nin Avrupa’daki en büyük ticaret ortağı. 50 milyar dolara ulaşan ticaret hacmimizi yakın vadede 60 milyar dolara çıkarmayı hedefliyoruz” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Almanya Federal Cumhuriyeti Başbakanı Friedrich Merz, Cumhurbaşkanlığı Külliyesindeki baş başa ve heyetler arası görüşmelerinin ardından ortak basın toplantısı düzenlendi.
Şansölye sıfatıyla Türkiye’ye ilk ziyaretini gerçekleştiren Almanya Başbakanı Merz ve heyetini Türkiye’de ağırlamaktan büyük bir memnuniyet duyduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün yaptıkları görüşmelerde, iki yakın NATO müttefiki olarak ortak çıkarları zemininde ikili ilişkileri ve uluslararası meseleleri ele aldıklarını ifade etti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ayrıca, stratejik hedef olarak gördüğümüz Avrupa Birliği’ne tam üyeliğimiz noktasında kendilerinden beklentilerimizi ifade ettik. Türkiye’nin bu konuda sergilediği kararlı iradenin, Birlik nezdinde hak ettiği karşılığı görmesi durumunda çok kısa sürede ciddi mesafe alabiliriz. Bölgemizde ve dünyada yaşanan gelişmelere bakıldığında Türkiye-Birlik ilişkilerinin stratejik öneminin daha iyi anlaşılacağına inanıyorum” diye konuştu.
Bugün, Batı Almanya ile Türkiye arasında imzalanan İşgücü Anlaşması’nın 64. yıl dönümünü idrak ettiklerini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, bundan tam 64 sene önce ellerinde bavulları, kalplerinde sıla hasretiyle Almanya’ya gidenlerin, bugün 3,5 milyona varan nüfuslarıyla Almanya’nın kalkınmasına her alanda büyük katkı sunduğunu kaydetti.
“TÜRKİYE İLE ALMANYA ARASINDAKİ EKONOMİK VE TİCARİ İLİŞKİLER OLUMLU SEYRİNİ SÜRDÜRÜYOR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Değerli dostum ile görüşmemizde Almanya’da yaşayan Türk toplumunun ortak değerimiz ve zenginliğimiz olduğunu bir kez daha teyit ettik. Almanya’daki kardeşlerimizin yıllara sâri kazanımlarının korunmasına verdiğimiz önemin altını çizdik. Bu çerçevede son yıllarda Avrupa’da artışı bir türlü engellenemeyen, yer yer ırkçılığa varan yabancı düşmanlığı ve İslam karşıtlığıyla mücadeleye atfettiğimiz ehemmiyeti vurguladım. Yurt dışındaki kardeşlerimizin kültürlerini, kimliklerini ve kadim değerlerini muhafaza ederek bulundukları ülkelere entegrasyonunu hep destekledik. Bundan sonra da desteğimiz bakidir.
Türkiye ile Almanya arasındaki müstesna ekonomik ve ticari ilişkiler ise olumlu seyrini sürdürüyor. Almanya, Türkiye’nin Avrupa’daki en büyük ticaret ortağı. 50 milyar dolara ulaşan ticaret hacmimizi yakın vadede 60 milyar dolara çıkarmayı hedefliyoruz. Gerek ticaretimizi gerek müşterek yatırımları bir üst seviyeye taşıyacak savunma iş birliği konusunu Sayın Şansölye ile değerlendirdik. Avrupa’da değişen güvenlik koşulları ışığında savunma sanayi ürünlerinin tedarikinde geçmişte yaşanan sıkıntıları geride bırakarak ortak projelere odaklanmamız gerekiyor.”
Eurofighter uçaklarının temin süreci gibi Almanya’nın son dönemde bu alanda attığı olumlu adımları memnuniyetle karşıladıklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin savunma sanayii alanında yakaladığı ivme dikkate alındığında Almanya ile çok geniş işbirliği imkânlarına sahip olunduğunu kaydetti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, kazan-kazan anlayışı temelinde bu iş birliğini daha da güçlendirebileceklerini belirtti.
“SURİYE HALKININ REFAH VE ESENLİĞİ BİZİM İÇİN ÖNCELİKLİ HEDEFTİR”
Bugün ayrıca terörle mücadeledeki beklentileri de Almanya Başbakanı Merz ile paylaştığını aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, Almanya’nın kamu güvenliği bakımından da ciddi tehdit teşkil eden terör örgütleriyle ortak mücadelenin önemine dikkati çektiklerini söyledi.
Bölgesel ve küresel meselelerde de fikir alışverişinde bulunduklarının altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye olarak Gazze’deki soykırımı ilk günden itibaren uluslararası gündeme taşıdıklarını, ateşkesin sağlanması ve insani yardımların bölgeye ulaştırılması için yoğun çaba gösterdiklerini dile getirdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu mezalimin yeniden yaşanmamasına ve bölgede kalıcı barışın anahtarı olan iki devletli çözüme dair görüşlerimizi kendilerine aktardık. Evvela bölgeye yardımların kesintisiz ulaştırılması gibi yeniden yapılanma sürecinde de herkesin taşın altına elini koyması gerektiğini ifade ettik” dedi.
Şansölye ile Suriye’deki gelişmeleri de ele aldıklarına işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, devrimden bu yana geçen 11 ayda Cumhurbaşkanı Ahmed Şara’nın liderliğinde Suriye’nin, kalıcı barış, huzur ve ekonomik kalkınma yolunda ciddi ilerlemeler kaydettiğini söyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, yaptırımların kalkmasına paralel olarak bu sürecin daha da hızlanacağı inancında olduklarını kaydetti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Ülkenin toprak bütünlüğü ve birliğinin muhafazası suretiyle Suriye halkının tüm fertlerinin refah ve esenliği bizim için öncelikli hedeftir. Bu noktada 10 Mart Mutabakatı’nın uygulanmasına büyük önem atfediyor, bu yönde verilen mesajları dikkatle takip ediyoruz. Almanya’nın da Suriye konusunda bizimle eş güdüm içinde çalışmaya atfettiği önemin farkındayız. Ukrayna-Rusya Savaşı konusunda da görüş alışverişimiz oldu. Savaşın adil ve kalıcı şekilde çözümü için diplomatik çabaların sürdürülmesini önemli görüyoruz.
Güçlü temellere ve çok katmanlı ilişki ağına sahip Türk-Alman iş birliğinin Avrupa’nın ve mücavir coğrafyalarımızın güvenliği için vazgeçilmez olduğunu bugün bir kez daha teyit etmiş olduk. Bu anlayışla Almanya ile yakın iş birliği içinde çalışmayı önümüzdeki dönemde de sürdüreceğiz.”
Ortak basın toplantısında soruları da cevaplayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Alman bir gazetecinin Türkiye’nin, Avrupa Birliği’ne üyeliğiyle ilgili sorusu üzerine şu değerlendirmede bulundu: “Şu an itibarıyla Türkiye’de bu yaklaşımlar noktasında rahatız, huzurluyuz. Çünkü biz, Kopenhag Kriterleri noktasında hep şunu söyledik, Kopenhag Kriterleri bizim için olumsuz bir yaklaşım süreci değil. Eğer Kopenhag Kriterleri noktasında Türkiye’ye yaklaşılıyorsa, bizim de bunun karşısında Ankara kriterlerimiz vardır. Ankara kriterleriyle biz Avrupa’ya ve dünyaya açılırız. Çünkü Türkiye, sıradan bir Avrupa veya Asya ülkesi değil. Türkiye, Avrupa’da, Asya’da her noktada bu süreci dünyada en iyi işleten ve işleyen bir demokrasi ülkesidir ve bu konuyla ilgili de herhangi bir sıkıntısı yoktur.”
“YARGI DEVLETİNDE, YARGI MAKAMLARI NE GEREKİYORSA ONU YAPMAK ZORUNDADIR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstanbul Büyükşehir Belediyesine yönelik yürütülen soruşturmalarla ilgili soru üzerine, şunları kaydetti: “Kim hangi makamda olursa olsun, bir hukuk devletinde hukuku ayaklar altına alamazsınız. Hangi makamda olursanız olun, eğer hukuku ayaklar altına alırsanız, yargı devletinde, yargı makamları ne gerekiyorsa onu yapmak zorundadır. Eğer yapmazlarsa bu defa yolsuzluk, hırsızlık, her tür yanlış, alır başını gider. Nitekim İstanbul’daki süreç böyle işlemiştir ve şu anda da bu süreci yargı, kendisine terettüp ettiği şekilde işletmektedir ve gereğini de yapmaktadır.
Örneğin son dönemde mesela bir hakemler olayı çıkmıştır ve bu hakemler olayında da yine futbol sahalarında neler oluyor ve bütün bunlar olurken eli kolu bağlı olarak herhalde bir devlet bunu takip edemez, ne gerekiyorsa yapması lazım. Ve şu anda da bu yapılmıştır ve vatandaş tribünlerdeki bu gelişmeyi görünce şimdi çok da mutlu olmaktadır. Neler oluyor neler demeye başlamıştır.”
“GAZZE’YE YARDIMLARIN DEVAMI ŞART”
Almanya Başbakanı Merz’in kendisinden önce yaptığı konuşmada İsrail’i destekleyen ifadelerine katılamadığını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, İsrail’in saldırıları nedeniyle aralarında çocuk, kadın ve yaşlıların da olduğu 60 bine yakın kişinin öldüğünü söyledi.
“Hamas’ın elinde bombalar yok. Hamas’ın elinde nükleer silah yok” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “Ama bu silahların hepsi İsrail’in elinde mevcut. İsrail, bu silahları kullanarak örneğin dün akşam yine bu bombalarla özellikle Gazze’yi vurmuştur. Bunları Almanya olarak sizler görmüyor musunuz? Almanya olarak bunları takip etmiyor musunuz? Bunlar, Gazze’yi vurmak suretiyle orayı açlıkla, soykırımla terbiye etmenin hep gayreti içerisinde olmuştur. Bu hâlâ da devam etmektedir. Tehdit vardır. Gazze’ye yiyecek gönderilmesi noktasında örneğin Kızılay’ımız oraya gıda yardımı yapamamaktadır. Böyle bir durumla da karşı karşıyalar. Kızılhaç devamlı tehdit altındadır. Bu da var. Biz şu ana kadar 100 bin tonun üzerinde oraya gıda yardımı ulaştırmaya çalıştık ama yeterli değil. Buraya bu yardımların devamı şart. Bu konuyla ilgili olarak Almanya’nın gerek Kızılhaç’ı bizim de Kızılay’ımızı devreye sokmak suretiyle buradaki bu soykırımı, açlıkla terbiye edilme olayını sona erdirmemiz lazım. Bu bizim insani görevimizdir. İnanıyorum ki Almanya, Türkiye ve bölge ülkeleri bu konuda üzerimize düşen görevi yapmak suretiyle buradaki katliama son vermemiz gerekecektir.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Hamas ile ilgili atılması gereken adımları Türkiye’nin bugüne kadar hep attığını belirterek, şunları kaydetti: “Gerek Dışişleri Bakanım gerek Savunma Bakanım gerek istihbarat sürekli çalışıyoruz ki burada herhangi bir sıkıntıya fırsat vermeyelim diye. El ele vermeye hazırız. Şu anda da bu konuda ilgili bakanlarım bu talimatları almışlardır ve bu talimatla muhataplarıyla çalışmaya devam ediyorlar ve edeceklerdir. Nasıl ki ‘Rusya-Ukrayna arasındaki savaş bitsin’ diyoruz. Aynı şekilde de İsrail-Gazze arasında da bu savaşın bitmesinden yanayız. İnanıyorum ki Türkiye ve Almanya bu iş için el ele verebilecek iki önemli ülkedir.”
ALMANYA BAŞBAKANI MERZ: “EUROFİGHTER UÇAKLARI HEPİMİZİN ORTAK GÜVENLİĞİNE HİZMET EDECEKTİR”
Ankara’ya daveti ve dostane misafirperverliği nedeniyle Cumhurbaşkanı Erdoğan’a teşekkürlerini sunan Almanya Başbakanı Merz, Almanya ve Türkiye’nin NATO müttefikleri olarak aynı çıkarlara sahip olduğunu dile getirerek, “Rusya’nın militan revizyonizmi Avrupa’nın ve Atlantik bölgesinin güvenliğini bir bütün olarak tehdit ediyor. Bu nedenle Lahey’de NATO Zirvesi’nde verilen kararları kararlı bir şekilde uyguluyoruz” dedi.
Türkiye’nin, İngiltere’den 20 Eurofighter Typhoon savaş uçağı satın alma kararından dolayı mutluluk duyduklarını anlatan Almanya Başbakanı Merz, “Şu konuda hemfikiriz, bu uçaklar hepimizin ortak güvenliğine hizmet edecektir” diye konuştu.
Türkiye’nin Gazze’de barışın sağlanması için oynadığı rol nedeniyle Cumhurbaşkanı Erdoğan’a teşekkürlerini sunduğunu kaydeden Almanya Başbakanı Merz, “Türkiye, Katar, Mısır ve ABD olmasaydı bu süreç gerçekleşemezdi. Bunu mümkün kıldığınız için çok teşekkür ediyorum” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türk Devletleri Teşkilatı Gayriresmî Zirvesi’nde yaptığı konuşmada, “Siber güvenlik, bugünün dünyasında tıpkı kara, hava ve denizdeki güvenlik gibi hayati ve zaruridir. Müteakip dönem başkanlığımız sırasında Türk Devletleri Teşkilatı bünyesinde siber güvenlik alanındaki eş güdüm ve iş birliğini daha ileriye taşımayı hedefliyoruz” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kazakistan’ın Türkistan şehrinde “Yapay Zekâ ve Dijital Kalkınma” temasıyla düzenlenen Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) Gayriresmî Zirvesi’nde bir konuşma yaptı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Hoca Ahmet Yesevi Hazretleri’nin şehri Türkistan’da olmanın bahtiyarlığını yaşadığını belirterek Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev’e ev sahipliği için teşekkür etti.
Kadim Türkistan şehrinin, Orhun Abidelerinden Divanu Lugati’t-Türk’e, Kutadgu Bilig’den Dede Korkut’a uzanan ortak hafızanın canlı abidesi olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Anadolu erenlerinin feyiz aldığı Türkistan, geçmiş ile gelecek arasında kurduğumuz sarsılmaz köprünün en güçlü halkalarından biridir” dedi.
Zirveyi, kendileri için anlamlı kılan bir diğer hususun da Türk dünyasının ayrılmaz parçası Kıbrıs Türk halkının temsil edilmesi olduğunu ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman’ı Türkistan zirvesinde görmekten memnuniyet duyduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türk dünyasının, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ile siyasi, ekonomik, kültürel ilişkilerini kuvvetlendirerek sürdürmesini temenni ediyorum” dedi.
Geleceğin dünyasında daha fazla söz ve etki sahibi olabilmek için özellikle teknolojide iş birliğini en üst seviyeye çıkarmak durumunda olduklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Zirvemizin ‘Yapay Zekâ ve Dijital Kalkınma’ temasıyla gerçekleştirilmesini bu bakımdan çok isabetli buluyorum. Geleceğe yön verme noktasında, dijitalleştirerek kalkınan Türk dünyası vizyonunu benimsememiz büyük önem taşıyor. Gaspıralı’nın ‘Dilde, fikirde, işte birlik’ şiarına 115 yıl sonra şimdi bizlerin, ‘Dijital vizyonda birlik’ ifadesini eklememizin zamanı gelmiştir. Bu vizyon nitelikli insan kaynağı, güçlü, dijital altyapılar ve veri temelli kamu idaresi anlayışı üzerine inşa edilmeli, aramızdaki dijital bağlantısallık kuvvetlendirilmelidir. Ülkelerimiz arasında ortak teknoloji projelerinin geliştirilmesi hiç şüphesiz bu vizyonu destekleyecektir.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Dijital dönüşüm sürecinde geri kalmamızın bağımsızlığımızı da tehdit eden bir unsur olacağının farkındayız. Yapay zekânın bir tahakküm aracına dönüşmemesi için bu temayı doğru bir yaklaşımla fırsat zaviyesinden ele almalıyız. İnanıyorum ki cebir ve algoritmanın babası Harezmi’yi, felsefe ve mantığın piri Farabi’yi, eseriyle tıp bilimine ışık tutan İbn-i Sina’yı, astronomi biliminin önderleri Biruni, Ulubey ve Ali Kuşçu’yu yetiştiren bu mümbit topraklardan yeni bilim insanları da çıkartacağız” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, tüm alanlarda olduğu üzere dijital gelişmişlikte de uluslararası adaletin sağlanmasının mühim olduğunu vurgulayarak, “Gelişmiş ülkeler ile en az gelişmiş ülkeler arasındaki dijital uçurumun kapatılması bu bakışımızın esasını teşkil etmelidir” dedi.
“SİBER GÜVENLİK, BUGÜNÜN DÜNYASINDA TIPKI KARA, HAVA VE DENİZDEKİ GÜVENLİK GİBİ ZARURİDİR”
Gebze’deki Birleşmiş Milletler Teknoloji Bankası ile Teşkilatın üye ve gözlemcilerinin iş birliğini önemsediklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, yapay zekâ teknolojilerinin beraberinde getirdiği yeni risk alanlarına karşı müteyakkız olunması gerektiğine dikkati çekti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, veri bankalarına ve kritik ulusal altyapılarına yönelik yeni nesil tehditlerin, dijital dönüşümün dikkatle yönetilmesi gereken boyutları olduğunu söyleyerek, “Siber güvenlik, bugünün dünyasında tıpkı kara, hava ve denizdeki güvenlik gibi hayati ve zaruridir. Müteakip dönem Başkanlığımız sırasında Türk Devletleri Teşkilatı bünyesinde siber güvenlik alanındaki eş güdüm ve iş birliğini daha ileriye taşımayı hedefliyoruz” ifadelerini kullandı.
Bugüne kadar kültürel alanda kaydettikleri gelişmelerin, Türk bütünleşmesinin en önemli sütunlarından biri hâline geldiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2025’te Semerkant’ta düzenlenen UNESCO 43’üncü Genel Konferansı’nda, 15 Aralık’ın “Dünya Türk Dili Ailesi Günü” olarak ilan edilmesinin herkesin ortak başarısı olduğunu söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ortak Türk alfabesinin eğitimden kültüre, akademik iş birliğinden dijital dönüşüme kadar geniş bir alanda kullanılmasının önemli olduğunu bildirerek, “Ortak dilimizin zenginliğini dijital dünyada görünür kılacak Türk dili modeli ve benzeri yapay zekâ temelli girişimlerin desteklenmesi gerektiğine inanıyoruz” dedi.
Türk Dünyası Sivil Toplum Destek Sistemi tarzı modellerle bu alanda dijital iş birliğinin güçlendirilebileceğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Yakın çevremizde yaşanan krizler, Türk dünyasının dayanışma içinde hareket etmesinin stratejik değerini bir kez daha ortaya koymuştur. Jeopolitik sınamalar karşısında istişare mekanizmalarımızı ve eş güdümümüzü güçlendirmeliyiz. TDT Plus formatının bir an önce hayata geçirilmesinde fayda görüyoruz. Bizlerin ve bakanlarımızın artan temasları Türk devletlerinin artık ortak meseleler arasında üst düzey refleksler kazandığını teyit ediyor. Bugün Hürmüz Boğazı merkezli krizinde gösterdiği üzere, Ortak Koridor başta olmak üzere Türk dünyasını birbirine bağlayan ulaşım projeleri daha uzun yıllar önceliğimiz olmayı sürdürecektir.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Filistin, Lübnan, İran, Ukrayna ve daha birçok kriz, savunmamızı güçlendirmemiz ve sanayi alanında iş birliğimizi artırmamız gerektiğine işaret ediyor. Türkiye olarak, yüksek teknolojiyle şekillendirdiğimiz savunma sanayiinde edindiğimiz tecrübeyi, Teşkilatımızın üyeleriyle paylaşmaya hazırız. Teşkilatımız bünyesinde savunma sanayii kurumları toplantılarının önemli olarak gerçekleştirilmesini önemsiyoruz” diye ekledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, kasım ayında Türkiye’de düzenlenecek COP31 İklim Zirvesi’ni, yapay zekâ ve dijital teknolojilerin sunduğu imkânları öne çıkaran bir yaklaşımla tasarladıklarını ifade ederek, “Ayrıca tarımsal üretimin desteklenmesi için teknolojinin imkânlarından azami ölçüde istifade etmeyi hedefleyen bir dönüşümün içerisindeyiz. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Teşkilatının 2027 Temmuz ayında yapılacak Genel Direktörlük seçimine adaylığımızı açıklamış bulunuyoruz. Bu önemli görev için tüm Türk devletlerinin ortak adayı olarak göreceğinize inandığım Dr. Mehdi Eker’e kıymetli desteğinizi bekliyoruz” dedi.
Türk Devletleri Teşkilatının bu yıl sona ermeden müteakip zirvesinde katılımcıları Ankara’da misafir etmekten bahtiyar olacağını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu vesileyle Teşkilatımızın mevcut Dönem Başkanı Can Azerbaycan’a, Aile Meclisimizin bütünleşmesine yaptığı katkılar için teşekkür ediyorum. Değerli kardeşim Sayın Tokayev’e de fevkalade ev sahipliği için bir kez daha teşekkürlerimi sunuyorum. Mübarek Kurban Bayramınızı şimdiden tebrik ediyor, huzurlu bayram geçirmenizi diliyorum. Türkistan Zirvemizin Türk dünyası başta olmak üzere tüm dost ve kardeş ülkelere hayırlı olmasını temenni ediyorum” ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kazakistan’ın Türkistan şehrinde düzenlenen, Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) Gayriresmî Zirvesi’ne katıldı.
Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev’in ev sahipliğinde “Yapay Zekâ ve Dijital Kalkınma” temasıyla düzenlenen zirve öncesinde liderler aile fotoğrafı için bir araya geldi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkistan Kongre Merkezi’ne gelişinde Kazakistan Cumhurbaşkanı Tokayev tarafından karşılandı.
Burada çekilen aile fotoğrafında Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kazakistan Cumhurbaşkanı Tokayev, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Özbekistan Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev ve Kırgızistan Cumhurbaşkanı Sadır Caparov ile TDT Genel Sekreteri Kubanıçbek Ömüraliyev yer aldı.
TZOB Danışma Kurulu toplantısına Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ile Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı katıldı.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, tarım sektörünün kalkınmaya güç vereceğini belirtti.
Toplantının basına açık bölümündeki konuşmasında Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü’nü kutladı ve, politikalarını şekillendirirken ortak akıl ve istişare ile hareket ettiklerini söyledi.
Tarım sektörünün stratejik bir sektör olduğuna işaret eden Yılmaz, özellikle son dönemlerde yaşanan salgın, savaşlar, iklim değişikliği tartışmaları gibi konularla tarım sektörünün stratejik öneminin daha da arttığını dile getirdi.
Yılmaz, “Hem yeterli hem kaliteli hem de erişilebilir, halkın rahat erişebileceği bir gıda, tarım sektörünün olması, gerçekten ülke için, milletin geleceği için çok kritik. Biz de bu anlayışla hareket ediyoruz.” dedi.
“Bu sene genel büyümemize tarımın katkısı pozitif olacak ve inşallah bu zorlu dönemde tarım sektörümüz kalkınma sürecimize büyük bir güç verecek” diyen Yılmaz, tarım sektöründe istihdamın da artış kaydetmesini beklediklerini ifade etti.
Yılmaz, tarım sektöründe yaş ortalamasının giderek yükseldiğini işaret ederek, şöyle konuştu: “Kırsal alana baktığımız zaman 55 yaş üstünün ağırlık kazandığını görüyoruz. Tarım sektöründeki bu gidişatı mutlaka durdurmamız ve geriye doğru çevirmemiz gerekiyor. Bu noktada Tarım ve Orman Bakanlığımızın büyük bir gayret içinde olduğunu biliyorum sizlerle birlikte. Bugünün koşullarını, şartları dikkate alarak gençleri ve kadınları daha fazla tarıma cezbetme yönünde çok güçlü politikalarımız var. Bunları da hayata geçireceğiz. Bizim tarımdaki temel yaklaşımımız planlı tarım. Bu çok önemli. Tarım sektörü yıldan yıla çok farklılıklar gösterebilmekte. Buradaki beklenti yönetimi önem taşımakta. Giderek iklim değişikliğiyle, artan tüketimle su meselesinin çok daha kritik hale geldiği değerlendirildiğinde, mutlaka planlı tarımı güçlendirmemiz gerekiyor. Bütün destekleme sistemimizi de biz bu çerçevede şekillendiriyoruz ve Tarım Bakanlığımızın ana kavramı bu. Şu anda ana kavram planlı tarım. Dolayısıyla bu konuda da bir süreç başlamış durumda.”
Bölgede küresel ekonomiyi etkileyen bir savaş yaşandığına vurgu yapan Yılmaz, sözlerine şöyle devam etti: “Özellikle Hürmüz Boğazı’nın kapatılmasıyla birlikte sadece doğal gaz ve petrol değil, gübre açısından da çok sıkıntılı bir tablonun oluştuğunu ifade etmek isterim. Savaşla birlikte özellikle amonyak tedarikinde ciddi sorunlar doğmuş durumda. Yine enerji maliyetlerinin artması, mazot, sulama ve lojistik maliyetlerine yansıyor. Biz, bu maliyetleri sınırlayıcı tedbirler aldık, alıyoruz. Özellikle bu eşel mobil sistemine geçişimizle normalde dünya fiyatlarına baktığınızda mazot fiyatı, petrol fiyatı çok daha yükseğe çıkacaktı ama biz bütçeden bir anlamda vergilerimizden fedakarlık yaparak, vazgeçerek bu etkiyi sınırlandırmış olduk. Bunun da tarım sektörümüze mutlaka yansımaları söz konusu.”
Yılmaz, savaşın ilk anlarından itibaren gübre konusunda ihracatın yasaklanması, ithalatın kolaylaştırılması ve stokların yeterli seviyede olmasının, bu sürecin sağlıklı bir şekilde atlatılmasında çok önemli pay sahip olduğuna işaret ederek, “Gübreyle ilgili baktığımızda ülkemizde bir arz problemi yaşanmadığı gibi geçen yıla göre gübre kullanımının arttığını görüyoruz. Rakamlar bunu söylüyor. Bu da bu yıl yine üretimin çok daha yüksek olacağının bir öncü göstergesi niteliğinde. Türkiye bu anlamda tedbirlerini almış durumda.” dedi.
Makro politikalarda en önemli gördükleri hususun enflasyonu aşağıya çekmek olduğunu dile getiren Yılmaz, özellikle geniş kitleler açısından konut ve gıda konusunun iki önemli başlık olduğunu söyledi.
Yılmaz, 500 bin Sosyal Konut Kampanyası başlattıklarını hatırlatarak, “Enflasyonla mücadelenin sadece para politikasıyla olmadığının farkındayız. Maliye politikamız ve yapısal dönüşümler çok kıymetli ve bu çerçevede arz yönlü tedbirler çok önemli. Bir taraftan da arzı artırmamız gerekiyor. Sosyal konut programımızı Sayın Cumhurbaşkanı’mız başlattı, bu hızla devam ediyor. Bir taraftan da gıda arzını, gıda üretimini artırmamız enflasyonla mücadelemize de doğrudan katkı sunuyor.” dedi. Sulama yatırımlarını çok ciddi ölçüde artırdıklarını belirten Yılmaz, şunları kaydetti: “Tasarruf konusunu ön plana çıkardığımız, kamu harcamalarında çok ciddi sınırlamalar getirdiğimiz bir dönemde sulama harcamalarına hiçbir şekilde sınır koymadık. Tam aksine bu yatırımları artırıcı tedbirler aldık. 2026 yılı reel rakamlarıyla söylüyorum, enflasyondan arındırılmış halde, 2020 yılında reel olarak 51,2 milyar lira olan sulamaya verdiğimiz revize ödenek, 2025 yılında 173,1 milyar lirayla zirve yapmıştır. Enflasyon karşısında yatırımların reel gücünün sadece korunmakla kalmayıp, katlanarak artırılması, sahada yürüyen projelerin hız kesmeden devam etmesini sağlamıştır.2026 yılında sulama yatırımları için başlangıç ödeneğimiz 146,4 milyar lira seviyesinde. Ancak önemle ifade etmek isterim ki 2026 henüz tamamlanmadı. Yıl içinde özellikle sahadaki projelerin ivmesine bakarak sağlayacağımız ek ödeneklerle halihazırdaki rakamın çok daha yüksek noktalara çıkmasını bekliyoruz. 2020-2025 döneminde 633 bin hektar tarım arazisini modern sulama imkanlarıyla buluşturduk ve gıda güvenliğimize bu anlamda çok ciddi bir katkı sunmuş olduk. 2020 yılında sulama yatırımlarının toplam kamu yatırımları içindeki payı sadece yüzde 4,45 iken 2026 yılında bu pay yüzde 7,62 seviyesine yükselmiş durumda.”
Yılmaz, toplam tarım bütçesinin bu yıl 938 milyar Türk lirası olduğunu hatırlatarak, gelecek dönemde de sulama projelerini yine öncelikli alan olarak görmeye devam edeceklerini söyledi.
Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumunun uyguladığı hibe programıyla bugüne kadar 27 binden fazla projeye toplam 2 milyar avro destek sağlandığını, bunlarla 4,2 milyar avro tutarında yatırımın harekete geçirildiğini, 107 bin civarında istihdamın oluşturulduğunu aktaran Yılmaz, şu ifadeleri kulland:: “TKDK tarafından Türkiye Tarım Gıda Sektörünün İstihdam ve Kırsal Refah İçin Dönüşüm Projesi gündemimizde. Bunu hayata geçireceğiz. Yatırım tutarının yüzde 80’ine kadar geri ödemeli finansman desteği sağlayacak, 24 ay ödemesiz, 7 yıla kadar vadeli ve proje büyüklüğüne göre 10 milyon dolara kadar projeleri finanse edecek bir kaynaktan bahsediyoruz. Bir taraftan da Kredi Garanti Fonu 500 milyon dolar tutarında çiftçilerin finansmana erişimine destek sağlayacak. Özellikle birincil üretim yapan çiftçilerin. Bu programın hayata geçirilmesiyle beklentimiz 250 bin civarında yeni istihdam oluşması, 5 bin yeni tesisin ülkemize kazandırılması, tarım sektörümüzün ölçek büyütmesi, daha verimli ve daha rekabetçi bir şekilde faaliyetlerini sürdürmesi ve bütün bunların sonucunda da 10 milyar dolar civarında bir ihracat potansiyeli oluşturulmasıdır. Bu tabii hemen gerçekleşmeyecek, belli bir süreç içinde. İlk aşamada 750 milyon dolar tutarındaki kredi anlaşmasının ağustos ayı içinde imzalanmasını bekliyoruz. Eylül ayında ise ilk proje teklif çağrılarına çıkılmasını hedefliyoruz.”
Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı da bu yıl tarımsal sulamayla ilgili bir problem olmayacağını belirterek, “Geçen sene zirai don ve kuraklıkla düşen üretimimiz bu sene toparlanacak, hatta bazı ürünlerde rekorlar kıracağımızı söyleyebilirim.” dedi.
14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü dolayısıyla düzenlenen Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Danışma Kurulu Toplantısı, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın da katılımıyla Green Park otelde yapıldı.
Burada konuşan Yumaklı, tarım sektörünün sadece bir üretim faaliyeti değil, strateji ve planlama işi olduğunu söyledi.
İklim değişikliği ve bölgesel gerilimlerin küresel üretim maliyetlerini ve tedarik zincirlerini doğrudan etkilediğine işaret eden Yumaklı, “Tarım ve Orman Bakanlığı olarak tüm adımlarımızı bu gerçeklere göre planlı ve programlı şekilde atıyoruz. Tarımı teknolojiyle birleştirmek artık bir zorunluluktur.” diye konuştu.
Bakan Yumaklı, Türkiye’de tarım adına gelecek vizyonunu pekiştiren gelişmeler yaşandığını bildirerek, 7 aylık verilere bakıldığında son 66 yılın en yağışlı yılının yaşandığını, barajlardaki ortalama doluluk oranının yüzde 75’lerin üzerine çıktığını söyledi.
Bu yıl sulamayla ilgili problemin olmayacağına dikkati çeken Yumaklı, konuşmasına şöyle devam etti:
“Geçen sene zirai don ve kuraklıkla düşen üretimimiz bu sene toparlanacak, hatta bazı ürünlerde rekorlar kıracağımızı söyleyebilirim. Toprak Mahsulleri Ofisimiz (TMO) de yeni hasat dönemine 20 milyon tonluk depolama kapasitesiyle hazır. İki yıl önce başlattığımız, meyvelerini almaya başladığımız üretim planlamamızı güçlendirerek devam ettiriyoruz. İki yıl önce başlattığımız hayvancılıkta yol haritamızı uygulamaya devam ediyoruz. Yeni destekleme modelimizi de kadınları ve gençleri ön plana alacak şekilde sisteme entegre ettik.”
Yumaklı, ziraat odalarıyla iş birliğini daha da ileriye götürmek için gayret ettiklerini belirterek, Çiftçi Kayıt Sistemi veri girişi ve kabul işlemlerinin yürütülmesine için TZOB ile bir protokol imzaladıklarını anımsattı.
İlk etapta uygulamanın üç ilde başladığını ve geçen yıl il sayısının 21’e çıktığını anlatan Yumaklı, bu yıl hazır olan odaları da sisteme dahil edeceklerini söyledi.
Bakan Yumaklı, IPARD kapsamında hayata geçirdikleri “danışmanlık hizmetleri” ile ziraat odalarında görev yapan 600’ün üzerinde uzman danışmana eğitim desteği vermeye devam edeceklerini bildirdi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından açıklanan “Türkiye Tarım ve Gıda Sektörünün İstihdam ve Kırsal Refah İçin Dönüşüm Projesi”nin sektörde yeni sayfa açtığını dile getiren Yumaklı, şunları kaydetti:
“Proje kapsamında krediye erişim sorunu yaşayan ve birincil üretim yapan çiftçilerimiz için yaklaşık 500 milyon dolarlık kredi hacmi oluşturulması konusunu uygulamaya başlayacağız. Yaklaşık 400 bin çiftçimizin ürünlerini pazarlayabilecekleri yeni kanallar oluşturulacak. Öngörümüz 250 bin vatandaşımıza istihdam sağlanacak. Ancak birilerinin, ‘tarım bitti’ diyerek çiftçilerimizi moralini bozmaya ve tüketicimizi tedirgin etmeye devam ettiğini görüyoruz. Bu algı operasyonlarının üreticilerimizin moralini bozmasına izin vermeyeceğiz. Dezenformasyonla moral bozmaya çalışanlara bu sektörün verdiği en büyük cevap, tarladaki üretim, stoklarımızdaki doluluk ve burada sergilediğimiz sarsılmaz birlikteliktir.”
TZOB Genel Başkanı Şemsi Bayraktar ise üretim döneminin başladığı Ekim 2025’ten itibaren ülke genelinde yağışların normalin üzerinde gerçekleştiğini ve ekim alanlarındaki artışın, buğday ve arpa üretiminde bereketi beraberinde getirdiğini söyledi.
Artan nem oranının, bazı bölgelerde pas hastalığının artmasına yol açtığını ve sahada üreticilerin bu hastalıkla mücadelesinin devam ettiğini anlatan Bayraktar, şunları söyledi: “Öte yandan bölgemizde artan jeopolitik gerilim nedeniyle başta mazot ve gübre olmak üzere girdi maliyetlerimiz yükselmiştir. Üreticilerimizin bir sonraki sezon hazırlığında endişelerinin giderilmesi ve emeğinin korunması için TMO’nun, üretim maliyetlerindeki yüksek artışlar ve refah payını göz önünde bulundurarak alım fiyatlarını açıklamasını bekliyoruz.”
Açılış konuşmalarından sonra sektör temsilcilerinin de söz aldığı toplantı basına kapalı olarak gerçekleştirildi.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Gerekli cookie, sayfa gezinmesi ve web sitesinin güvenli alanlarına erişim gibi temel işlevleri etkinleştirerek bir web sitesi kullanıma yardımcı olur. Web sitesi bu cookie olmadan düzgün çalışamaz.
Tercih cookies, bir web sitesinin, tercih ettiğiniz diliniz veya bulunduğunuz bölgeniz gibi, web sitesinin davrandığını veya görünüşünü değiştiren bilgileri hatırlamasını sağlar.
İstatistik
İstatistik cookies, web sitesi sahiplerinin anonim olarak bilgi toplayıp bildirerek ziyaretçilerin web siteleriyle nasıl etkileşimde bulunduğunu anlamalarına yardımcı olabilir.
Pazarlama
Pazarlama cookies, ziyaretçileri web sitelerinde izlemek için kullanılır. Amaç, bireysel kullanıcıya ilgi çekici ve böylece yayıncılar ve üçüncü taraf reklamverenler için daha değerli olan reklamları görüntülemektir.
Sınıflandırılmamış
Sınıflandırılmamış cookies, bireysel kurabiye sağlayıcıları ile birlikte sınıflandırma sürecinde olduğumuz cookies.