Cumhurbaşkanı Erdoğan, şehit aileleriyle bir araya geldiği iftar programında yaptığı konuşmada, “Bugün geldiğimiz noktada Türkiye kendi güvenliği için yalnızca sınırları dahilinde değil, sınırların ötesinde de her türlü adımı atmaktadır. Nerede bir tehdit ve tehlike varsa kimseden icazet almadan kaynağında etkisiz hâle getiriyoruz” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve eşi Emine Erdoğan, ramazan ayının ilk iftarını Çankaya Köşkü’nde şehit aileleriyle birlikte yaptı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, iftar programında bir konuşma gerçekleştirdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasında, başı rahmet, ortası mağfiret, sonu ebedî azaptan kurtuluş olan mübarek ramazan ayını tebrik etti.
Rahmet ve bereket mevsiminin Türk milleti ve bütün İslam âlemi için hayırlar getirmesini Allah’tan niyaz eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Vatanı, milleti, bayrağı ve canından aziz bildiği değerleri uğruna hayatlarını feda etmiş tüm şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum. Bu kutlu yolda mücadele ederken gazilik mertebesine erişmiş kardeşlerimizi de şükranla yâd ediyor, hepsine bereketli ömürler temenni ediyorum. Şehitlerimizin aziz emanetleri olan sizlere, şehit ailelerine Rabb’im her daim sabrı cemil ihsan eylesin” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, İslam inancına göre nübüvvetten sonra en yüce makamın şehadet olduğunu belirtti.
Vatanı, milleti, inancı, milletinin istikbali için, canından geçmenin, şüphesiz fedakârlığın ve kahramanlığın en büyüğü olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şehitlik mertebesine ulaşmak Allah katında ne kadar kıymetli ise geride kalanların sabırlı ve metanetli olmaları da aynı derecede kıymetlidir. Şehit ailelerimizin bu hassasiyeti her zaman gözettiğinin, asaletlerini ve metanetlerini her zaman koruduğunun bizler yakın şahidiyiz. Sizlerle milletçe iftihar ettiğimizi burada tekraren vurgulamak istiyorum” ifadelerini kullandı.
Bin yıldır yaşadıkları bu toprakları ebedî vatan kılmak için çok çetin imtihanlardan geçtiklerini anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Haçlı Seferleri’ne, Moğol saldırılarına, işgal teşebbüslerine maruz kaldıklarını kaydetti.
Nice şehirlerin talan edildiğini, kasabaların, köylerin defalarca yakıldığını, yıkıldığını ve harap olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Ne yaptılarsa bizi bu topraklardan söküp atamadılar. Günde beş defa gökyüzüne yükselen Ezan-ı Muhammedi’leri susturamadılar. Gönderde nazlı nazlı dalgalanan bayrağımızı indiremediler. Devletimizi işgal, milletimizi esir edemediler. Şunu bugün bir kez daha gururla söylemek istiyorum, can verdik, canımızdan aziz bildiğimiz evlatlarımızı toprağa verdik, fakat tarihimizin hiçbir döneminde istiklalimizden taviz vermedik.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Karşılaştığımız bütün badirelerden, şehitlerimizden aldığımız ilhamla Malazgirt ruhuyla, Çanakkale ruhuyla kurtulduk. İstiklal Harbi’nde yedi düvele karşı bu ruhla galip geldik. Kıbrıs’ta akan kanı bu ruhla durdurduk. 15 Temmuz Destanı’nı bu ruhla yazdık. Ekonomik saldırıları, millî birliğimizi ifsat etmeye yönelik manipülasyonları ve dezenformasyon kampanyalarını bu ruhla bertaraf ettik. Yaklaşık 50 yıldır devam eden terörle mücadelemizi bu ruhla sürdürdük. Burada şu hususu da hatırlatmakta fayda görüyorum, şehitlerimizin hayatları pahasına bize emanet ettiği değerler, vatandır, ezandır, bayraktır, bağımsızlıktır, milletin hak ve hukukunu korumaktır. Biz de tam 23 yıldır bu emanetlere sahip çıkmanın, bu emanetlere gölge düşürmemenin mücadelesi veriyoruz” diye ekledi.
“YAKIN ÇEVREMİZDE ÇOK CİDDİ KRİZLER, ÇATIŞMALAR VE GERİLİMLER YAŞANIYOR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün dünya siyasetinin yeni baştan şekillendiğini, yakın çevrede çok ciddi krizler, çatışmalar ve gerilimler yaşandığını ifade etti.
“Yıllarca bize ahlak satan, demokrasiden dem vuran, tekellerine aldıkları hak, hukuk, özgürlük kavramlarını bir sopa olarak kullanan aktörlerin çirkin yüzleri tek tek ortaya çıkıyor. Medeniyet dediklerinin tek dişi kalmış canavar olduğunu hepimiz bir kez daha görüyoruz” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Devletimiz tecrübeli ve liyakatli kadroların yönetiminde bu zorlu süreçleri hamdolsun, çok başarılı bir şekilde yönetmektedir. Oynanan oyunların da kurulan tuzakların da tuzak kuranlarla birlikte kuzu postu giydirilmiş sırtlan sürülerinin de gayet farkındayız. Bugün geldiğimiz noktada Türkiye kendi güvenliği için yalnızca sınırları dahilinde değil, sınırların ötesinde de her türlü adımı atmaktadır. Nerede bir tehdit ve tehlike varsa kimseden icazet almadan kaynağında etkisiz hâle getiriyoruz.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Kahraman ordumuzun ve diğer güvenlik birimlerimizin operasyonları sayesinde terör örgütlerinin hareket kabiliyetini ciddi ölçüde sınırlandırdık. Savunma sanayinde 23 yılda geldiğimiz seviye zaten ortada. Daha önce yüzde 80 oranında yurt dışına bağımlı olduğumuz bu alanda şimdi yüzde 80 yerlilik oranına ulaştık. Bugün İHA’lar, SİHA’lar, füzeler, roketler, gemiler, helikopterler ve tanklar dahil hemen her alanda kendi ihtiyaçlarımızı kendimiz karşılayabiliyoruz. İnşallah, yarın sıra savaş uçaklarına, uçak gemilerine gelecek. Cenabı Allah’a sonsuz şükürler olsun. Azmettik, çalıştık, kendimize güvendik ve işte 23 yılda buralara geldik. Şimdi sahadaki tüm bu kazanımları kalıcı hâle getirmek istiyoruz.”
“86 MİLYONUN EMANETİNİ TAŞIDIĞIMIZIN BİLİNCİYLE TEDBİRLİ VE TİTİZ HAREKET EDİYORUZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasında Terörsüz Türkiye çalışmalarına değinerek, “Bundan 16 ay önce başlattığımız Terörsüz Türkiye çalışmalarında kısa sürede kayda değer mesafe alındı. Sınırlarımız içinde ve dışında ülkemize yönelik güvenlik risklerinde ciddi manada azalma oldu” ifadelerini kullandı.
Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) bünyesinde kurulan Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonunun 5 Ağustos 2025’ten beri yürüttüğü çalışmalarını dün itibarıyla nihayete erdirdiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “Ülkemizde bunlar yaşanırken, komşumuz Suriye’de de güzel gelişmeler yaşanıyor. Suriye’nin kuzeyindeki sorunun kan dökülmeden çözülmesi noktasında geçen ay anlaşmaya varıldı. Tam entegrasyona giden süreç başlamış oldu. Büyük bir hassasiyetle ve çok boyutlu olarak yürüttüğümüz bu çalışmaları inşallah kazasız belasız menziline ulaştıracağız. Başta şehit yakınlarımız olmak üzere 86 milyonun emanetini taşıdığımızın bilinciyle fevkalade dikkatli, tedbirli ve titiz hareket ediyoruz. Yaklaşık yarım asırdır milletimizin yüreğini yakan bu musibetten Türkiye’yi inşallah ebediyen kurtarmakta kararlıyız. Bunu da 23 yıldır olduğu gibi şehitlerimizin uğruna canlarını feda ettikleri emanetlere leke sürdürmeden, o kahramanların aziz ruhlarını incitmeden, şühedanın kemiklerini asla sızlatmadan başarmak niyetindeyiz.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şehit yakınları ve gazileri rahatsız edecek hiçbir girişime, söze, tavır ve eyleme müsamahalarının olmadığını ve olamayacağını en iyi şehit yakınları ve gazilerin bildiğini belirterek, “Çözümsüzlükten beslenenler, gerilime ve çatışmaya bel bağlayanlar, Türkiye’nin ayağındaki kanlı prangadan kurtulmasını istemeyenler bizim hüsnüniyetimizi görmese de sizler samimiyetimizi görüyorsunuz. Allah’ın izniyle bunların oyunlarına gelmeyeceğiz. Uyanık olacak, aramıza nifak sokmaya çalışanlara prim vermeyeceğiz” dedi.
Şehit ailelerinin kendilerine aziz şehitlerin emaneti olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu emanete layıkıyla sahip çıkmak boyunlarının borcu olduğunu dile getirdi.
“DEVLETİMİZ DÜN OLDUĞU GİBİ YARIN DA TÜM İMKÂNLARIYLA YANINIZDA OLMAYA DEVAM EDECEKTİR”
Devletin dün olduğu gibi yarın da tüm imkânlarıyla şehit ailelerinin yanında olmaya devam edeceğine işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Siz şehit yakınlarımız için son 23 yılda daha önce gündemde bile olmayan nice hizmeti, imkânı, hakkı, kolaylığı devreye aldık. İlave istihdam hakkından aylıklara, gazilerimize bakım desteğinden araç alımında ÖTV muafiyetine, yavrularımızın özel eğitim kurumlarından ücretsiz yararlanmasından faturalarda ve seyahatlerde indirim hakkına çok geniş bir yelpazede şehit yakınları ve gazilerimizin yanında olduk” şeklinde konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 1995 ile 2002 yılları arasında sadece 6 bin 315 şehit yakını ve gazinin kamuda istihdamının sağlandığını anımsatarak, şunları kaydetti: “18 Eylül’de yaptığımız 630 atama ile bu sayı 52 bine ulaştı. Şehitlerimizin aziz hatıralarını yaşatmak için 4 bin 227 okul, cadde, sokak ve kamu alanına onların isimlerini verdik. Kıbrıs Barış Harekâtı şehitlerimizin ailelerine ve gazilerimize 31 bin 271 madalya tevcihini tamamladık. Daha burada sayamayacağımız pek çok hizmeti ve imkânı Allah’a hamdolsun şehit yakınlarımızın istifadesine sunduk. Aile, İçişleri ve Millî Savunma bakanlıklarımız bir yandan, Millî Savunma Komisyonumuz diğer yandan AK Parti’mizin ilgili birimleri bir başka koldan seferberlik ruhuyla şehit yakını ve gazilerimizin derdiyle yakından dertlenmekte, talep ve beklentilerine çözüm üretmektedir. Şehit yakınları ve gazilerimizin her an yanında yakınında olmaya çalışan bakanlıklarımızı ve tüm kurumlarımızı yürekten tebrik ediyorum.”
Şehit yakınlarını bundan sonra da yalnız bırakmayacaklarını ve onlara her türlü desteği vermeyi sürdüreceklerini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu duygularla Ramazan-ı Şerif’inizin tekrar mübarek olmasını diliyorum. Bu ay boyunca tutacağınız oruçların, yapacağınız ibadetlerin hak katında kabul olmasını niyaz ediyorum. Bir gül bahçesine girercesine toprağa düşen aziz şehitlerimizi rahmetle yâd ediyor. Gazilerimize, ülkem ve milletim adına buradan şükranlarımı sunuyorum” dedi.
Sabancı Üniversitesi’nin 15 yıllık nanoteknoloji birikiminden doğan ANT Systems’in nano malzemeteknolojisi, İstanbul Tuzla’da kurulan yıllık 3 bin ton kapasiteli yerli üretim tesisinde seri üretime başladı.
ANT Systems’in nano malzemeteknolojisinin, sulamada yüzde 50’ye kadar tasarruf, verimde de yüzde 25’e varan artış sağladığı ve bu teknolojinin ABD, GüneyAmerika, Körfez ülkeleri ve Afrika’da kullanıldığı kaydedildi.
İstanbul Sabancı Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi bünyesinde 15 yıl süren bilimsel çalışmaların ürünü olan ANT Systems’in nano malzeme teknolojisi, İstanbul Tuzla Kimya İhtisas Organize Sanayi Bölgesi’nde kurulan yıllık 3 bin ton kapasiteli yerli üretim tesisinde seri üretime kazandırıldı.
Tesisin açılış töreninde, eski Tarım ve Orman Bakanı, TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Başkanı Prof. Dr. Vahit Kirişci, Sabancı Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Güler Sabancı, Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu Başkanı Dr. Ahmet Abdullah Antalyalı, Sabancı Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Leblebici hazır bulundu.
Törene ayrıca kamu kurumu temsilcileri, akademisyenler, sektörün ileri gelenleri, değişik ülkelerden konuklar ve seçkin bir davetli topluluğu katıldı.
Bugün dünyanın birçok gelişmiş ülkesinde hala laboratuvar aşamasında olan bu teknoloji, Türkiye’de sahada doğrulanıp endüstriyel ölçekte üretilebilir hale geldi. Şirketin amiral ürünü NANOTERN, toprağın suyu daha uzun süre tutmasını ve bitkinin ihtiyaç duyduğu anda kontrollü şekilde geri vermesini sağlayan biyobozunur bir nano malzeme. İstanbul’un tarihi su sarnıçlarından ilham alınarak adlandırılan teknoloji, kendi ağırlığının 1.800 katına kadar suyu absorbe edebiliyor, sulama suyu tüketimini yüzde 50’ye kadar azaltıyor, tarımsal verimliliği yüzde 25’e kadar artırıyor; gübre ve tarımsal girdilerin etkinliğini yükselterek üretim maliyetini düşürüyor. NANOTERN bugün Türkiye’nin yanı sıra ABD, Güney Amerika, Körfez ülkeleri ve Afrika’da aktif olarak üretimde bulunuyor.
Açılış töreni konuşmalarla başladı.
TKDK Başkanı Dr. Ahmet Abdullah Antalyalı, açılış töreninde yaptığı konuşmada, girişimin Türkiye’nin yüksek teknoloji üretme hedefinin tarım alanındaki somut örneklerinden biri olduğunu söyledi.
Projenin akademiden sanayiye geçişin başarılı bir şekilde sağlanabileceğinin göstergesi olduğunu vurgulayan Antalyalı, bunun bir kalkınma modeli niteliği taşıdığını ifade etti.
Sabancı Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Leblebici de söz konusu girişimlerin arkasında güçlü bir vizyon ve uzun yıllara dayanan yoğun bir emeğin bulunduğunu belirterek, Sakıp Sabancı’nın desteğinin ve üniversitenin bu anlayışla kurulmasının sürece önemli katkı sağladığını kaydetti. Leblebici, dünyanın farklı kriz dönemlerinden geçmesine rağmen teknoloji üzerindeki çalışmaların kararlılıkla sürdürüldüğünü bildirdi..
Sabancı Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı ve ANT Systems yatırımcısı Güler Sabancı, Dünya’da ve Türkiye’de iklim kriziyle birlikte su stresinin giderek daha görünür hale geldiğini, yıllara göre değişen kurak ve yağışlı dönemlerin bu gerçeği değiştirmediği değerlendirmesinde bulunarak şunları söyledi: “İklim kriziyle ilgili, büyük afetlerle ilgili yaşayacağımız ve yaşamakta olduğumuz su stresiyle ilgili güveneceğimiz tek şey gelecek için teknoloji, bilime dayalı yapılan bu araştırmalar ve araştırma sonunda çıkan başarılı girişimler. Dünyanın da güvendiği, beklediği de bu.”
Sabancı Üniversitesi’nde 2007’den bu yana desteklenen girişimcilik ve teknoloji odaklı çalışmaların yaklaşık 15 yıllık birikimle küresel sorunlara çözüm üretme hedefiyle somut sonuçlara dönüştüğünün altını çizen Sabancı, laboratuvar aşamasının ötesine geçilerek ilk üretim tesisinin hayata geçirildiğini ve iklim kriziyle mücadelede bu tür girişimlerin belirleyici olacağını vurguladı.
TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Başkanı, eski Tarım ve Orman Bakanı Prof. Dr. Vahit Kirişci ise tarım sektöründe çalışanların yaş ortalamasının yükseldiğine dikkati çekerek, gençlerin bu alana ilgisini artırmak için tarımda teknoloji kullanımının kritik olduğunu ifade etti.
Nanoteknoloji dahil her düzeyde teknolojik entegrasyonun sektörü gençler için daha cazip hale getireceğine işaret eden Kirişci şu uyarıda bulundu: “Burada özelde bir değerlendirme yapacak olursak, su zengini bir ülke olmadığımızı belirtmek gerek. Su stresi altında olduğundan artık kimsenin kuşkusu olmayan bir ülkede suyu en etkin ve verimli şekilde kullanmamız gerekir.”
Kirişci, suyun temel girdi olduğu üretim modelleri üzerinde çalışmaların sürdüğünün altını çizerek, suyun verimli ve kayıpsız kullanılması için teknolojik çözümlerin kritik önem taşıdığını da sözlerine ekledi.
ANT Systems Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve CEO’su Can Yurdakul, toprağın yalnızca savaşla değil, su kıtlığı, verimsizlik ve yanlış üretim modelleri nedeniyle de kaybedilebileceğine işaret etti. Yurdakul, daha sonra sözlerini şöyle sürdürdü: “Artık dünyanın en büyük meselelerinden biri enerji, su ve tarım. Tarım sektörü, dünya tatlı su kaynaklarının yaklaşık yüzde 70’ini kullanıyor. Bu nedenle geleceğin en kritik sorularından biri, mevcut kaynaklarla nasıl daha sürdürülebilir üretim yapılacağı. ANT Systems’in hikayesi de tam olarak bu sorudan doğdu. Bu teknoloji dünyada büyük ölçüde AR-GE aşamasında. Türkiye, sahada doğrulanmış endüstriyel ölçekte üreten birkaç ülkeden biri. Mesele artık daha fazla üretmek değil, sınırlı kaynaklarla daha akıllı üretmek. Biz suyu kullanan değil, suyu yöneten bir sistem kurduk. Bugün ABD’den Afrika’ya beş kıtada sahada olan bir Türk teknolojisinden söz ediyoruz. Hedefimiz, ANT Systems’i Türkiye’den çıkan bir teknoloji şirketi olmanın ötesine taşıyarak küresel ölçekte standart belirleyen bir yapıya dönüştürmek. Tarımın geleceği bu topraklarda yazılan bir bilgiyle şekillenecek.”
ANT Systems Yönetim Kurulu Başkanı ve CTO’su Prof. Dr. Yusuf Ziya Menceloğlu da sürdürülebilirlik kavramının yaklaşık 15 yıl önce öne çıkmaya başladığını hatırlatarak, hızlanan nüfus artışının kaynak tüketimini yükselttiğini, karbon salımlarını artırarak küresel ısınmayı tetiklediğini ve bunun da su kıtlığına yol açtığını söyledi. Menceloğlu, sözlerini şu şekilde sonlandırdı: “Tarımda aslında hem su krizi hem ilaç krizi, özellikle pestisit problemi hem de hasat sonrası depolama problemleri mevcut. Şu an Türkiye gayrisafi milli hasılasının neredeyse yüzde 5’i kadar gıda kaybımız var. Gıda korunması da, hasat sonrası koruma da çok önemli. Biz bu sektörlerde bu amaçla geliştirdiğimiz nanoteknoloji ürünlerimiz var. Bunların nano olmasının nedeni şu, daha az malzeme ile daha etkin sonuçlar alabiliyorsunuz. O yüzden de bunun etkinliğinin yüksek olması nedeniyle de kabul görüyor.”
ANT Systems Ortağı ve Dış İlişkiler Başkanı (CEAO) Ömer Faruk Tanrıverdi ise konuşmasında, teknolojinin uluslararası açılımının küresel gündemle örtüştüğünü belirterek, ANT Systems’i uluslararası kurumlar, hükümetler ve sektör paydaşlarıyla kurulacak uzun vadeli işbirlikleri üzerinden konumlandırmayı hedeflediklerini söyledi.
Tanrıverdi daha sonra şunları kaydetti: “Su kıtlığı, gıda güvenliği ve iklim; dünya gündeminin en üst sıralarındaki bu üç başlık birbirine giderek daha sıkı bağlanıyor. Bu denklemde ülkeler artık tüketici değil, çözüm üretici olarak konumlanmak durumunda. ANT Systems’in hikayesi tam burada anlam kazanıyor: 15 yıllık akademik birikimden doğan, Türkiye’de üretilen ve bugün beş kıtada sahada olan bir teknolojiden söz ediyoruz. Bu, Türk derin teknolojisinin küresel ölçekte değer üretebildiğinin somut göstergelerinden biri. Hedefimiz, ANT Systems’i uluslararası kurumlar, hükümetler ve sektör paydaşlarıyla kurulacak uzun vadeli işbirlikleri üzerinden konumlandırmaktır. Tarımın geleceğinde Türkiye’nin söyleyecek sözü var; biz bu sözün uluslararası karşılığını inşa ediyoruz.”
Series A öncesi yatırım turunda 3 milyon dolar yatırım alan ANT Systems, KOSGEB ve TÜBİTAK destekleriyle birlikte toplam yatırım büyüklüğünü yaklaşık 5 milyon dolar seviyesine taşıdı. İstanbul’da Ar-Ge laboratuvarları, kurumsal ofisleri ve yıllık 3 bin ton kapasiteli üretim tesisini aynı entegre yapı altında toplayan şirketin küresel patent haklarına sahip olduğu teknoloji portföyünün ticari değeri 25 milyon doların üzerinde değerlendiriliyor. Şirketin teknolojik temeli, Sabancı Üniversitesi Nanoteknoloji Araştırma ve Uygulama Merkezi (SUNUM) bünyesinde yürütülen uzun soluklu araştırmalara dayanıyor.
Şirketin portföyü yalnızca su yönetimiyle sınırlı değil. Bitki sağlığında pestisit kullanımını optimize eden Insease ile ağır metal ve toksik madde içermeyen dezenfeksiyon teknolojisi AntimicAgro da portföyde yer alıyor. Kontrollü pestisit salınımı ve ileri tarımsal malzemeler üzerindeki Ar-Ge çalışmaları sürüyor. Portföyde, küresel patent hakları kendisinde olan 7 patentli teknoloji bulunuyor.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, EFES-2026 Tatbikatı’nda yaptığı konuşmada, “Türk Ordusu, barışın ordusudur. Türk Ordusu, huzurun ordusudur. Türk Ordusu, istikrarın ordusudur. Türk Ordusu, ülkesi ve milletinin güvenliğinin teminatı olduğu kadar bölgesel ve küresel barışın, huzurun ve istikrarın da en önemli güvencesidir” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İzmir’in Seferihisar ilçesindeki Doğanbey Atışlı Tatbikat Bölgesi’nde gerçekleştirilen EFES-2026 Tatbikatı’nın seçkin gözlemci gününe katılarak bir konuşma yaptı.
Konuşmasına katılımcıları selamlayarak başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sizlerin aracılığıyla vatanımızın dört bir yanında ve yurt dışında fedakârca görev yapan güvenlik güçlerimizin her birine ayrı ayrı selamlarımı, sevgilerimi yolluyorum. Sadece Türkiye’nin değil dünyanın sayılı birleşik, müşterek ve kapsamlı tatbikatlarından biri olan Efes-2026 Tatbikatı’nın seçkin gözlemci günü vesilesiyle sizlerle birlikte olmaktan büyük bir bahtiyarlık duyuyorum” ifadesini kullandı.
Bu yılki tatbikata da Türk askerlerinin yanı sıra 50 farklı ülkeden 1300’ü aşkın dost, kardeş ve müttefik personelin katıldığını bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu ve kuvvet komutanları başta olmak üzere Türk Silahlı Kuvvetlerinin her bir mensubunu, ayrıca tatbikatta görev alan kamu kurum ve kuruluşlarının temsilcilerini tebrik etti.
Dostlara güven aşılayan, Türkiye ilgili hesaplar yapanların da heveslerini kursaklarında bırakan EFES Tatbikatı’nı, Malazgirt’ten 10 yıl sonra, 1081’de Çakabey’in fethettiği döneme göre dünyanın en önemli tersanelerinden birini kurarak denizcilik tarihinde destanlar yazdığı topraklarda yaptıklarını anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bundan bin yıl önce bu toprakları yurt tutarken şehit olan, gazi olan, İ’la-yi Kelimetullah uğrunda can veren tüm kahramanlarımızı minnetle yâd ediyorum. Aynı şekilde geçmişten bu yana Malazgirt’ten İstiklal Harbi’ne, Kıbrıs Barış Harekâtı’ndan terörle mücadeleye kadar vatanımız, birliğimiz, dirliğimiz, bayrağımız, mefkûremiz, devletimizin ve milletimizin bekası için şehit olan, gazi olan her bir vatan evladını kemal-i edeple anıyorum. Hayatta olan gazilerimize Cenabı Allah’tan hayırlı ve uzun ömürler diliyorum” diye konuştu.
“TÜRK ORDUSU TARİH BOYUNCA TAHRİP EDİLEN YERLERİ TAMİR ETMİŞTİR”
Yüksek teknolojili yerli ve millî savunma sanayi ürünlerinin başarıyla kullanıldığı, planlama, uygulama, birliklerin uyumu, içerik ve iletisiyle, bütün bunların arkasındaki stratejik akılla Efes Tatbikatı’nın bir tatbikat olmanın çok ötesinde anlamlar ifade ettiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Burada, 2 bin 500 yıllık bir kurmay aklın tecellisi var. Burada, caydırıcılığın yanı sıra barışı tesis etmenin, nasıl bir hazırlık, irade ve kararlılık gerektirdiğinin numunesi var. Burada, bir milletin göz bebeği olarak, ‘Peygamber Ocağı’ olarak gördüğü her bir neferine ‘Mehmetçik’ adını verdiği bir kurumun ete kemiğe bürünen şuuru var. Şunu ifade etmek isterim ki, Türk Ordusu kendi milletinin, kendi vatanının hafızasını ve mefkûresini taşıdığı kadar içinde bulunduğu coğrafyanın da hafızasını ve mefkûresini taşımaktadır. Hamdolsun o hafızayı da o mefkûreyi de ordumuzun her bir mensubu layıkıyla deruhte etmeye devam ediyor. Türk ordusu, barışın ordusudur. Türk ordusu, huzurun ordusudur. Türk ordusu, istikrarın ordusudur. Dünyanın kendi ordusuna ithaf edilen tek millî marşı İstiklal Marşımızdır. ‘Hakkıdır Hakk’a tapan, milletimin istiklal’ mısralarında olduğu gibi Türk ordusu istiklalin ordusudur. Türk ordusu tarih boyunca gittiği hiçbir yeri tahrip etmemiş aksine tahrip edilen yerleri tamir etmiştir. Ordumuz en çetin şartlarda bile düşman unsurları dışında hiçbir insana, canlıya, ağaca, şehre zarar vermemiş aksine imha edilen yerleri imar ve ihya etmiştir. Türk ordusu ülkesi ve milletinin güvenliğinin teminatı olduğu kadar bölgesel ve küresel barışın, huzurun ve istikrarında en önemli güvencesidir. Efes 2026 Tatbikatı’nın tüm dünyaya verdiği mesajların bu yönleriyle de çok iyi anlaşılması gerektiğine inanıyorum.”
“DÜNYAMIZ ÇOK AKTÖRLÜ BİR YAPIYA HIZLA EVRİLİYOR”
Güvenlik paradigmalarının değiştiği, uluslararası hukukun irtifa ve itibar kaybettiği, yeni güvenlik mimarilerine ihtiyaç duyulduğu, dinamik olduğu kadar hassas bir dönemden geçildiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Dünyada yeni dengeler, yeni ittifaklar kuruluyor, fakat küresel ölçekte yeni bir düzen kurulamıyor. Dünyamız, sayısı bir elin parmaklarını geçmeyen büyük güçlerin dizayn ettiği bir statükodan çok kutuplu, çok aktörlü bir yapıya hızla evriliyor” dedi.
Türkiye’nin içerisinde yer aldığı geniş bölgenin aynı zamanda bu sürecin sıklet merkezini oluşturduğu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye’nin adı yeni dönemin müessir aktörlerinden biri olarak her geçen gün daha fazla öne çıkıyor, daha fazla zikrediliyor. Geleceğe dair karamsar senaryolar yazılırken biz başta bölgesel barış olmak üzere ülkemizi her alanda kilit konuma getirmeye çalışıyoruz” ifadesini kullandı.
Bununla birlikte bu zor coğrafyada barış ve güvenliği korumak için Türk ordusunu güçlü ve donanımlı tutmak gerektiğinin bilincinde olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları bildirdi: “Ay başında 120 farklı ülkeden 1700’ü aşkın firmanın iştirak ettiği SAHA EXPO 2026’te sergilenen ürünlerimizi inanıyorum ki sizler de gördünüz. Caydırıcılığımızı artırarak, savunma yeteneklerimizi güçlendirerek, savunma sanayiinde başlattığımız atılım hamlesini hızlandırarak, karşılıklı fayda ve saygı zemininde dostlarımızla yeni ortaklıklar kurarak Türkiye’yi bu fırtınalı sulardan sahil-i selamete çıkarmak istiyoruz. Efes-2026 Tatbikatı’nda sahne alan savunma sanayii ürünlerimizin hepsi bunun içindir. Dünyanın en güçlü silahlı kuvvetlerinden biri olan kahraman ordumuz işte bunun mücadelesini vermektedir. Barışçıl, girişimci ve insani değerleri merkeze alan dış politikamız bunun için yürütülmektedir. Doğuyla yüzyıllara sâri güçlü bağlarımızı korurken batıyla diyaloğumuzu artırmamızın, Afrika’dan Latin Amerika’ya uzanan iş birliği çabalarımızın gerisinde işte bu yaklaşım vardır.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Şunu, burada bir kez daha ifade etmekte yarar görüyorum, Türkiye olarak savaşa ve kaosa yatırım yapanların karşısında barışı ve istikrarı savunmaya devam edeceğiz. Gazze’de, Lübnan’da ve bölgemizin diğer yerlerinde çoluk çocuk, kadın, yaşlı demeden katleden soykırım şebekelerinin karşısında tüm insanlığın müşterek değerlerini savunmaya kararlılıkla devam edeceğiz. Tarih, Türk milletiyle dost olmanın neler kazandırdığının da Türklere husumet etmenin neleri kaybettirdiğinin de sayısız örnekleriyle doludur. Mehmetçik diğer tüm hasletlerinin yanı sıra aynı zamanda dostluğundan emin olunan kuvvet demektir. Biz, bu güven cephesinin sarsılmasına müsaade etmeyeceğiz. İstiklal Şairimiz Mehmet Akif, ‘Değil mi cephemizin sinesinde iman bir, sevinme bir, acı bir, gaye aynı, vicdan bir. Değil mi ortada bir sine çarpıyor yılmaz, cihan yıkılsa emin ol bu cephe sarsılmaz’ diyor. Bu düşüncelerle Efes 2026 Tatbikatı’nın icrasında başarıyla görev alan tüm personelimizi tebrik ediyorum. Tatbikata iştirak eden dost ve müttefik ülkelere teşekkür ediyorum. Kahraman ordumuzun her bir mensubuna şükranlarımı sunuyorum. Rabb’im kahraman ordumuzu daima muzaffer, muvaffak eylesin diyor, sizleri sevgiyle saygıyla selamlıyorum.”
Gençlik ve Spor Bakanı Dr. Osman Aşkın Bak ile beraberindeki heyet, 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı dolayısıyla Anıtkabir’i ziyaret etti.
Gençlik ve Spor Bakanı Dr. Osman Aşkın Bak başkanlığında, bakan yardımcıları, genel müdürler, gençler, sporcular ve diğer ilgililerden oluşan heyet, Aslanlı Yol’dan yürüyerek Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün mozolesine geldi.
Bakan Bak’ın kırmızı-beyaz karanfillerle süslü, üzerinde “Gençlik ve Spor Bakanlığı” yazılı çelengi mozoleye bırakmasının ardından saygı duruşunda bulunuldu ve ardından İstiklal Marşı okundu.
Beraberindeki heyet ile Misak-ı Milli Kulesi’ne geçen Bakan Bak, Anıtkabir Özel Defteri’ne şunları kaydetti:
“Aziz Atatürk, ülkemizin ve insanlığın en büyük ümidi olan gençlerimizle; 19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı vesilesiyle manevi huzurunuzdayız. Kurtuluşun ilk adımı olan 19 Mayıs, milletimizin esarete karşı gösterdiği başkaldırının, yeniden şahlanışının ve bağımsızlık iradesinin adıdır. Türk gençliğine emanet ettiğiniz bu kutlu miras; bugün de aynı inanç, aynı ruh ve aynı istikametle yaşamaya devam etmektedir. Türkiye’nin gücü gençliği; köklerinden aldığı kuvveti çağın imkanlarıyla buluşturarak bilimde, teknolojide, sanatta, sporda ve üretimin her alanında ülkemizi daha ileriye taşıyan büyük bir iradenin temsilcisi haline gelmiştir.
Milli şuuru yüksek, vicdan sahibi, çalışkan, üretken ve öz güven sahibi gençlerimiz; taşıdıkları inanç, cesaret ve yüksek ideal ruhuyla Türkiye Yüzyılı’nı inşa eden iradeyi gururla geleceğe taşımaktadır. Gençlik ve Spor Bakanlığı olarak bizler de gençlerimizin hayallerine istikamet kazandıran, potansiyellerini büyük hedeflerle buluşturan, Türk sporunu uluslararası arenada daha güçlü ve iddialı bir konuma taşıyan çalışmaları azim ve kararlılıkla sürdürüyoruz. Bu vesileyle aziz milletimizin 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’nı kutluyor; zatıalinizi, silah arkadaşlarınızı, milli mücadelenin neferlerini ve dünden bugüne bu topraklar için fedakarca mücadele eden tüm kahramanlarımızı saygı, rahmet ve minnetle yad ediyorum. Ruhunuz şad olsun.”
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Gerekli cookie, sayfa gezinmesi ve web sitesinin güvenli alanlarına erişim gibi temel işlevleri etkinleştirerek bir web sitesi kullanıma yardımcı olur. Web sitesi bu cookie olmadan düzgün çalışamaz.
Tercih cookies, bir web sitesinin, tercih ettiğiniz diliniz veya bulunduğunuz bölgeniz gibi, web sitesinin davrandığını veya görünüşünü değiştiren bilgileri hatırlamasını sağlar.
İstatistik
İstatistik cookies, web sitesi sahiplerinin anonim olarak bilgi toplayıp bildirerek ziyaretçilerin web siteleriyle nasıl etkileşimde bulunduğunu anlamalarına yardımcı olabilir.
Pazarlama
Pazarlama cookies, ziyaretçileri web sitelerinde izlemek için kullanılır. Amaç, bireysel kullanıcıya ilgi çekici ve böylece yayıncılar ve üçüncü taraf reklamverenler için daha değerli olan reklamları görüntülemektir.
Sınıflandırılmamış
Sınıflandırılmamış cookies, bireysel kurabiye sağlayıcıları ile birlikte sınıflandırma sürecinde olduğumuz cookies.