Cumhurbaşkanı Erdoğan, TÜGİK 7. Olağanüstü Genel Kurul Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, “Büyük, güçlü, müreffeh, muzaffer ve muteber bir Türkiye için; iş dünyamızla yol yürümeye, Türkiye Yüzyılı hedeflerimize doğru hep birlikte ilerlemeye devam edeceğiz” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ankara’da Türkiye Girişimci İş İnsanları Konfederasyonu (TÜGİK) 7. Olağanüstü Genel Kurul Toplantısı’na katılarak bir konuşma yaptı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, TÜGİK 7. Olağanüstü Genel Kurulunun ülke, iş dünyası ve millet için hayırlara vesile olmasını temenni etti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, ekonominin büyümesi ve Türkiye’nin kalkınmasına katkı sunan üretim, istihdam, yatırım ve ihracatın bu seviyelere ulaşmasında payı olan herkese şükranlarını sundu.
TÜGİK Genel Başkanlığı görevini 16 yıl boyunca başarıyla sürdüren Erkan Güral’a, yönetim kurulu üyelerine, kuruluşun tüm mensuplarına, ülke ve millet adına teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Güral’ın ve ekibinin bugüne kadar hayata geçirdikleri proje ve çalışmalarla TÜGİK çatısı altında ekonomiye çok kıymetli katkılar yaptığını söyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Genel Kurul neticesinde teşekkül edecek yeni yönetime de çalışmalarında şimdiden muvaffakiyetler diledi.
Ülkenin en geniş kapsamlı sivil toplum kuruluşlarından biri olan Türkiye Girişimci İş İnsanları Konfederasyonunun bünyesindeki altı federasyon, 60 dernek, 500 farklı sektör ve mesleği temsil eden 10 bine yakın üyesiyle, üretim ve ihracat odaklı yeni iş birlikleriyle, ekonomi ve iş dünyasına daha nice hizmetlerde bulunacağına inandığını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, kuruluşundan itibaren burada vazife üstlenmiş, çalışmalarıyla bu organizasyona değer katmış ancak bugün hayatta olmayanlara rahmet diledi.
“İŞ DÜNYAMIZIN DA TAKDİRE ŞAYAN GAYRETLERİYLE TÜRKİYE’Yİ HER ALANDA ŞAHA KALDIRDIK”
TÜGİK’in, kuruluş misyonuna uygun şekilde istihdamın artırılmasının yanı sıra genç girişimcilere de önemli destekler sağladığını, reel sektördeki kurumsal tecrübeyi gençlerin dinamizmi ve heyecanıyla bir araya getirdiğini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, bunun için de konfederasyona teşekkür etti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu ülkenin gençlerine rehberlik ettiğiniz, bilgi ve deneyimlerinizle genç kardeşlerimize yeni ufuklar çizdiğiniz için sizleri kutluyorum. Büyük, güçlü, müreffeh, muzaffer ve muteber bir Türkiye için iş dünyamızla yol yürümeye, Türkiye Yüzyılı hedeflerimize doğru hep birlikte ilerlemeye inşallah devam edeceğiz” dedi.
Üstat Necip Fazıl’ın 1940’lı yıllarda kaleme aldığı bir yazısında “şöyle bir gelecek nizamı tasavvur” ettiğini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “100 yıldan beri bir toplu iğne yapmaktan bile aciz yaşayan bu milleti, radyosunu, otomobilini, traktörünü, dikiş makinesini yapmaya zorlayacak bir nizam. ‘İstersen bunları tenekeden yap ama kendin yap’ diyecek bir nizam. Evet, uzun yıllar münevverlerimizin hayali buydu. Sadece fikir ve sanat erbabımız değil, siyasetçilerimiz, yöneticilerimiz de işte böyle bir Türkiye’nin hayalini kuruyordu. Toplu iğne dahi olsa, tenekeden dahi olsa kendisi yapan, kendisi üreten bir Türkiye. Ekonomide de kendisine biçilen rolleri kabul etmeyen, tam tersine bunlara meydan okuyan bir Türkiye. Sanayide, ticarette, savunmada kendi göbeğini kendisi kesen güçlü bir Türkiye. Tek parti döneminin zorlukları içinde satırlara dökülen bu tahayyülü bugün hamdolsun fazlasıyla gerçeğe dönüştürmeyi başardık. Son çeyrek asırda Rabbimizin yardımı, milletimizin desteği, iş dünyamızın da takdire şayan gayretleriyle Türkiye’yi her alanda şaha kaldırdık.”
Cam tavanları kırdıklarını, fitne duvarlarını yıktıklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, önlerine çıkartılan ne kadar engel varsa milletle birlikte yürek yüreğe vererek bunların hepsini aştıklarını kaydetti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, demokrasiden hak ve özgürlüklere, enerjiden eğitime, sağlıktan turizme kadar akıllara gelebilecek her başlıkta Türkiye’ye tarihinin en büyük başarılarını tattırdıklarını ifade etti.
“BÜYÜME VE İHRACAT RAKAMLARINDA REKORLAR KIRAN BİR TÜRKİYE GERÇEĞİ VAR”
Uzun ve sabırlı bir mücadele verdiklerini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Fakat sonunda bize inanan, bize güvenen, istikbalini tam bir gönül huzuru içinde bizlere emanet eden milletimize mahcup olmamak için ne gerekiyorsa yaptık. Şunu bugün bir kez daha gururla ifade etmek isterim. Birileri hâlen hazmetmekte zorlansa da artık kendi teknolojisini üreten, tasarlayan, geliştiren ve bunları dünyaya ihraç eden bir Türkiye gerçeği var. Büyüme ve ihracat rakamlarında rekorlar kıran bir Türkiye gerçeği var. Mevcut pazarlara yenilerini ekleyen, küresel konumunu günden güne perçinleyen bir Türkiye gerçeği var. ‘Fabrikası yok’ dedikleri millî elektrikli aracımız Togg, ülkemizin yanı sıra artık Avrupa’daki yolları da süslüyor. ‘Balıklar ürküyor’ iddiasıyla karşı çıktıkları mühendislik harikası savunma ürünlerimiz dünyanın dört bir yanında büyük rağbet görüyor. Uçaklarımız, helikopterlerimiz, İHA ve SİHA’larımız, deniz platformlarımız ve daha nicesi deyim yerindeyse siparişlere yetişemiyor.”
İş insanlarının, firmaların, yatırımcıların ülkenin ticaret hacminin artmasında, ticaret diplomasisinin gelişmesinde önemli roller üstlendiğine dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, her alanda büyük bir atılım içinde olduklarını vurguladı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Üstat Necip Fazıl’ın 80 yıl önce özlemini dile getirdiği ideallerin de ötesine geçen bir Türkiye’ye doğru emin adımlarla ilerlediklerini, hatta koştuklarını söyledi.
“Bunu da öyle birilerinin ihsanıyla değil, önümüze çıkartılan engellere, ekonomimizi ve sanayimizi hedef alan kısıtlamalara rağmen başarıyoruz” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, bunları gururla, mutlulukla, kıvançla söylerken burada asla hamaset yapmadıklarının bilinmesini istediğini kaydetti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Hayal satmak, göz boyamak bizim siyasetimizde yeri olmayan bir tavırdır. Bizim buna zaten ihtiyacımız da yok. Çünkü biz, 23 yılını şanla, şerefle tamamladığımız iktidarlarımız boyunca hep eserlerimizle, icraatlarımızla, projelerimizle konuştuk” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, rakamların, ülkenin 23 yılda nereden nereye geldiğinin, somut başarıların, 23 sene önce hayal dahi edilmeyen kazanımların ortada olduğunu belirtti.
Tüm karalama kampanyalarına karşın Türkiye ekonomisinin geçen senenin 3. çeyreğinde yüzde 3,7 büyüdüğünü anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Küresel ekonomide belirsizliklerin arttığı, gümrük tarifeleri üzerinden yürütülen ticaret savaşlarının tırmandığı, yakın çevremizde ve dünyada gerilimlerin hâkim olduğu bir dönemde tam 21 çeyrek boyunca kesintisiz büyümeyi başardık. Bu oranla Türkiye OECD ülkeleri arasında en hızlı büyüyen 3. ekonomi oldu” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2025 yılının 3. çeyreğinde ekonomiyi 1 trilyon 538 milyar dolar düzeyine çıkartarak yeni bir rekora daha imza attıklarını söyledi.
Geçen yıl 273,4 milyar dolarlık mal ihracatıyla Cumhuriyet tarihinin rekorunu kırdıklarını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Aynı dönemde hizmet ihracatımız 123,1 milyar doların üzerine çıktı. 2025’teki toplam mal ve hizmet ihracatımızı 396,5 milyar dolara ulaştırdık. Savunma ve havacılık ihracatında ise adeta devrim yaptık. 2002’de sadece 248 milyon dolar olan savunma ihracatımızı 2025’te tam 40 kat artırarak 10 milyar 554 milyon dolara yükselttik. Sadece büyüme ve ihracat rakamlarında değil, istihdamda da hamdolsun oldukça iyi bir yerdeyiz. İşsizlik oranımız 31 aydır tek hanede seyrediyor. Sanayicilerimizin, üreticilerimizin, tarım, turizm, hizmet sektörümüzün şu an bizden temel beklentisi, yetişmiş eleman ihtiyaçlarının karşılanması. Geçtiğimiz haftalarda açıkladığımız Gençliğin Üretim Çağı Programıyla burada önemli bir açılım sağlıyoruz. GÜÇ adını verdiğimiz bu programla inşallah hem eğitim ve istihdam süreci arasındaki kopukluğu giderecek hem de 3 yıl içinde 3 milyon gencimizi iş hayatına doğrudan dahil edeceğiz. Maaş ve sigorta primi gibi kalemlerde özel sektörümüzü de rahatlatacak yeni destekler sağlayacağız. Bizim prensibimiz şudur; üretenin, istihdam sağlayanın, ihracat yapanın her zaman yanındayız. Türkiye’ye katma değer üreten, Türk ekonomisine katkı sunan kim olursa olsun hükûmetimizin tam desteğine sahip.”
“KOBİ’LERİMİZ İÇİN HAZİNE DESTEKLİ KEFALET PAKETLERİNİ HAYATA GEÇİRDİK”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, yatırım taahhütlü avans kredisi programının büyüklüğünü 500 milyar liraya çıkardıklarını, yüksek teknolojili üretim hedefleyenler için HİT 30 Programını devreye aldıklarını aktardı.
İhracatçıların günlük reeskont kredi limitini 4,5 milyar liraya yükselttiklerini anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: İhracatçılarımıza 2025 yılında 1 trilyon liranın üzerinde reeskont kredisi kullandırdık. KOBİ’lerimiz için Hazine destekli kefalet paketlerini hayata geçirdik. Çiftçilerimizin kredi maliyetlerinin yüzde 70’ini, esnafımızın kredi maliyetinin yarısını bütçeden karşıladık. İşverenlere sağladığımız asgari ücret desteğimizi 1270 liraya çıkardık. İstihdamını koruyan KOBİ’lerimize, çalışan başına verdiğimiz aylık 2 bin 500 liralık desteği 3 bin 500 liraya yükselttik. Bu programa büyük ölçekli firmalarımızı da dahil ettik. İhracatçılarımıza bu sene 45 milyar lira hibe desteği vereceğiz. Hasılı, kimseyi ayırmadan, dışlamadan, ekonominin paydaşları arasında ayrım yapmadan herkese gereken desteği verdik.”
ENFLASYONLA MÜCADELE
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir dönem en büyük baş ağrısı olan enflasyon ve hayat pahalılığında da güzel sonuçlar aldıklarını gördüklerini dile getirdi.
Geçen yılı yüzde 30,9 enflasyon oranıyla kapattıklarını anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “İnşallah bu sene çok daha düşük oranları yakalayacağız. Enflasyonla mücadeleyi tek bir araçla değil birbiriyle uyumlu ve birbirini tamamlayan kapsamlı politika adımlarıyla yönetiyoruz. Attığımız adımların etkisi, mutfağa, pazara, kiraya daha fazla yansıyacak, vatandaşlarımız hayat pahalılığının azaldığını günlük yaşamlarında daha fazla hissedecekler. İnşallah biraz daha rahatlayacaklar. Yine bu süreçte en büyük başarımız deprem konutlarının inşasıdır. ‘Yapamazsınız’ diyenleri burada da hayal kırıklığına uğrattık. Allah’a hamdolsun, 455 binden fazla konutun kurasını çekip, anahtarını hak sahibi kardeşlerimize teslim ettik. Böylece, milletimize verdiğimiz bir sözümüzü daha tutmanın bahtiyarlığını yaşadık.”
“YENİDEN ŞEKİLLENEN DÜNYA DÜZENİNDE KUTUP BAŞLARINDAN BİRİSİ İNŞALLAH TÜRKİYE’MİZ OLACAK”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, iş dünyasından, bölgede ve dünyada yaşanan hadiselere bakıp umutsuzluğa veya endişeye kapılmamalarını istedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Artan ticaret savaşları, artan belirsizlikler, her gün bir yenisi patlak veren krizler sizi umutsuzluğa kesinlikle sürüklemesin. Özellikle Godot’yu bekler gibi yıllardır Türkiye’nin krize, kaosa, kargaşaya, ekonomik olarak sıkıntıya girmesini bekleyen mandacı ekonomistlere asla kulak vermeyin. Allah’ın izniyle Türkiye bu zorlu süreci de alnının akıyla atlatacak. Hatta Türkiye, bu süreçten en kazançlı çıkan ülkeler arasında yerini alacak. Yeniden şekillenen dünya düzeninde kutup başlarından birisi inşallah Türkiye’miz olacak.”
“Suriye’de olduğu gibi fedakarlıklarımızın, emeklerimizin, tarihin ve vicdanın doğru tarafında durmanın semeresini toplayacağımız farklı bir döneme giriyoruz.” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Nasıl 13,5 yıl boyunca bizi eleştirenler, sırf ülkemize sığınan muhacirlere ensarlık yaptığımız için bizi topa tutanlar şimdi bize hak veriyorsa, emin olun aynısı yarın başka alanlarda da yaşanacak. Bugün bizi sırf anlamadıkları için acımasızca eleştirenler, yarın büyük bir mahcubiyet içinde hakkımızı teslim etmek zorunda kalacaklar. Ülkemiz, milletimiz ve gençlerimiz için verdiğimiz çok boyutlu mücadelenin değeri gelecekte daha iyi anlaşılacak, daha net görülecek. Yavaş yavaş dünya bizim dediğimize doğru geliyor. Bizim küresel siyasete dair yıllardır yaptığımız eleştirilerin haklılığı bugün ortaya çıkıyor. Davos’ta yapılan tartışmaları inanıyorum ki sizler de takip ediyorsunuz. Doğruları cesaretle haykırdığımız için yıllardır bize demediklerini bırakmayanlar, şimdi bakıyorsunuz, bizimle aynı cümleleri kuruyor. Küresel adaletsizliklerden, küresel sistemin çarpıklıklarından bahsediyor.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, birilerinin umutsuzluk yaymaya çalışabileceğine ve felaket tellallarının 23 yıldır yaptıkları gibi yine karamsar tablolar çizebileceğine dikkati çekerek, sözlerini şöyle tamamladı: “Bunların hiçbirine aldırmayacağız. Ekonomik tetikçilerin öngörü diye pazarladıkları karanlık senaryolarına prim vermeyeceğiz. Şundan buradaki tüm kardeşlerim emin olsun. Türkiye’nin yolu da bahtı da hamdolsun açıktır. Önümüzde yeni kapılar aralanacak. Karşımıza yeni fırsatlar çıkacak. Tahminlerimizin de ötesinde imkânlar belirecek. Türkiye Yüzyılı yürüyüşümüz inşallah daha da hızlanacak. Destanlarımızın ezberden okunacağı, zafer marşlarımızın tüm dünyada yankılanacağı, başarılarımızı dost düşman herkesin konuşacağı, sonunda büyük ve güçlü Türkiye’nin olduğu yepyeni bir yolculuktayız. İnşallah bu yolu da son 23 yıldır olduğu gibi yine sizlerle birlikte alacağız. Bugün hayal gibi görünen nice hedefe yine hep beraber ulaşacağız. Biz buna yürekten inanıyor, iş dünyamız ve aziz milletimize güveniyoruz. Rabb’im yar ve yardımcımız olsun.”
TÜGİK Genel Başkanı Erkan Güral, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a “elif ve vav” harflerinin yer aldığı hediye takdim etti.
Programa, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır da katıldı.
Sabancı Üniversitesi’nin 15 yıllık nanoteknoloji birikiminden doğan ANT Systems’in nano malzemeteknolojisi, İstanbul Tuzla’da kurulan yıllık 3 bin ton kapasiteli yerli üretim tesisinde seri üretime başladı.
ANT Systems’in nano malzemeteknolojisinin, sulamada yüzde 50’ye kadar tasarruf, verimde de yüzde 25’e varan artış sağladığı ve bu teknolojinin ABD, GüneyAmerika, Körfez ülkeleri ve Afrika’da kullanıldığı kaydedildi.
İstanbul Sabancı Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi bünyesinde 15 yıl süren bilimsel çalışmaların ürünü olan ANT Systems’in nano malzeme teknolojisi, İstanbul Tuzla Kimya İhtisas Organize Sanayi Bölgesi’nde kurulan yıllık 3 bin ton kapasiteli yerli üretim tesisinde seri üretime kazandırıldı.
Tesisin açılış töreninde, eski Tarım ve Orman Bakanı, TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Başkanı Prof. Dr. Vahit Kirişci, Sabancı Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Güler Sabancı, Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu Başkanı Dr. Ahmet Abdullah Antalyalı, Sabancı Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Leblebici hazır bulundu.
Törene ayrıca kamu kurumu temsilcileri, akademisyenler, sektörün ileri gelenleri, değişik ülkelerden konuklar ve seçkin bir davetli topluluğu katıldı.
Bugün dünyanın birçok gelişmiş ülkesinde hala laboratuvar aşamasında olan bu teknoloji, Türkiye’de sahada doğrulanıp endüstriyel ölçekte üretilebilir hale geldi. Şirketin amiral ürünü NANOTERN, toprağın suyu daha uzun süre tutmasını ve bitkinin ihtiyaç duyduğu anda kontrollü şekilde geri vermesini sağlayan biyobozunur bir nano malzeme. İstanbul’un tarihi su sarnıçlarından ilham alınarak adlandırılan teknoloji, kendi ağırlığının 1.800 katına kadar suyu absorbe edebiliyor, sulama suyu tüketimini yüzde 50’ye kadar azaltıyor, tarımsal verimliliği yüzde 25’e kadar artırıyor; gübre ve tarımsal girdilerin etkinliğini yükselterek üretim maliyetini düşürüyor. NANOTERN bugün Türkiye’nin yanı sıra ABD, Güney Amerika, Körfez ülkeleri ve Afrika’da aktif olarak üretimde bulunuyor.
Açılış töreni konuşmalarla başladı.
TKDK Başkanı Dr. Ahmet Abdullah Antalyalı, açılış töreninde yaptığı konuşmada, girişimin Türkiye’nin yüksek teknoloji üretme hedefinin tarım alanındaki somut örneklerinden biri olduğunu söyledi.
Projenin akademiden sanayiye geçişin başarılı bir şekilde sağlanabileceğinin göstergesi olduğunu vurgulayan Antalyalı, bunun bir kalkınma modeli niteliği taşıdığını ifade etti.
Sabancı Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Leblebici de söz konusu girişimlerin arkasında güçlü bir vizyon ve uzun yıllara dayanan yoğun bir emeğin bulunduğunu belirterek, Sakıp Sabancı’nın desteğinin ve üniversitenin bu anlayışla kurulmasının sürece önemli katkı sağladığını kaydetti. Leblebici, dünyanın farklı kriz dönemlerinden geçmesine rağmen teknoloji üzerindeki çalışmaların kararlılıkla sürdürüldüğünü bildirdi..
Sabancı Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı ve ANT Systems yatırımcısı Güler Sabancı, Dünya’da ve Türkiye’de iklim kriziyle birlikte su stresinin giderek daha görünür hale geldiğini, yıllara göre değişen kurak ve yağışlı dönemlerin bu gerçeği değiştirmediği değerlendirmesinde bulunarak şunları söyledi: “İklim kriziyle ilgili, büyük afetlerle ilgili yaşayacağımız ve yaşamakta olduğumuz su stresiyle ilgili güveneceğimiz tek şey gelecek için teknoloji, bilime dayalı yapılan bu araştırmalar ve araştırma sonunda çıkan başarılı girişimler. Dünyanın da güvendiği, beklediği de bu.”
Sabancı Üniversitesi’nde 2007’den bu yana desteklenen girişimcilik ve teknoloji odaklı çalışmaların yaklaşık 15 yıllık birikimle küresel sorunlara çözüm üretme hedefiyle somut sonuçlara dönüştüğünün altını çizen Sabancı, laboratuvar aşamasının ötesine geçilerek ilk üretim tesisinin hayata geçirildiğini ve iklim kriziyle mücadelede bu tür girişimlerin belirleyici olacağını vurguladı.
TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Başkanı, eski Tarım ve Orman Bakanı Prof. Dr. Vahit Kirişci ise tarım sektöründe çalışanların yaş ortalamasının yükseldiğine dikkati çekerek, gençlerin bu alana ilgisini artırmak için tarımda teknoloji kullanımının kritik olduğunu ifade etti.
Nanoteknoloji dahil her düzeyde teknolojik entegrasyonun sektörü gençler için daha cazip hale getireceğine işaret eden Kirişci şu uyarıda bulundu: “Burada özelde bir değerlendirme yapacak olursak, su zengini bir ülke olmadığımızı belirtmek gerek. Su stresi altında olduğundan artık kimsenin kuşkusu olmayan bir ülkede suyu en etkin ve verimli şekilde kullanmamız gerekir.”
Kirişci, suyun temel girdi olduğu üretim modelleri üzerinde çalışmaların sürdüğünün altını çizerek, suyun verimli ve kayıpsız kullanılması için teknolojik çözümlerin kritik önem taşıdığını da sözlerine ekledi.
ANT Systems Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve CEO’su Can Yurdakul, toprağın yalnızca savaşla değil, su kıtlığı, verimsizlik ve yanlış üretim modelleri nedeniyle de kaybedilebileceğine işaret etti. Yurdakul, daha sonra sözlerini şöyle sürdürdü: “Artık dünyanın en büyük meselelerinden biri enerji, su ve tarım. Tarım sektörü, dünya tatlı su kaynaklarının yaklaşık yüzde 70’ini kullanıyor. Bu nedenle geleceğin en kritik sorularından biri, mevcut kaynaklarla nasıl daha sürdürülebilir üretim yapılacağı. ANT Systems’in hikayesi de tam olarak bu sorudan doğdu. Bu teknoloji dünyada büyük ölçüde AR-GE aşamasında. Türkiye, sahada doğrulanmış endüstriyel ölçekte üreten birkaç ülkeden biri. Mesele artık daha fazla üretmek değil, sınırlı kaynaklarla daha akıllı üretmek. Biz suyu kullanan değil, suyu yöneten bir sistem kurduk. Bugün ABD’den Afrika’ya beş kıtada sahada olan bir Türk teknolojisinden söz ediyoruz. Hedefimiz, ANT Systems’i Türkiye’den çıkan bir teknoloji şirketi olmanın ötesine taşıyarak küresel ölçekte standart belirleyen bir yapıya dönüştürmek. Tarımın geleceği bu topraklarda yazılan bir bilgiyle şekillenecek.”
ANT Systems Yönetim Kurulu Başkanı ve CTO’su Prof. Dr. Yusuf Ziya Menceloğlu da sürdürülebilirlik kavramının yaklaşık 15 yıl önce öne çıkmaya başladığını hatırlatarak, hızlanan nüfus artışının kaynak tüketimini yükselttiğini, karbon salımlarını artırarak küresel ısınmayı tetiklediğini ve bunun da su kıtlığına yol açtığını söyledi. Menceloğlu, sözlerini şu şekilde sonlandırdı: “Tarımda aslında hem su krizi hem ilaç krizi, özellikle pestisit problemi hem de hasat sonrası depolama problemleri mevcut. Şu an Türkiye gayrisafi milli hasılasının neredeyse yüzde 5’i kadar gıda kaybımız var. Gıda korunması da, hasat sonrası koruma da çok önemli. Biz bu sektörlerde bu amaçla geliştirdiğimiz nanoteknoloji ürünlerimiz var. Bunların nano olmasının nedeni şu, daha az malzeme ile daha etkin sonuçlar alabiliyorsunuz. O yüzden de bunun etkinliğinin yüksek olması nedeniyle de kabul görüyor.”
ANT Systems Ortağı ve Dış İlişkiler Başkanı (CEAO) Ömer Faruk Tanrıverdi ise konuşmasında, teknolojinin uluslararası açılımının küresel gündemle örtüştüğünü belirterek, ANT Systems’i uluslararası kurumlar, hükümetler ve sektör paydaşlarıyla kurulacak uzun vadeli işbirlikleri üzerinden konumlandırmayı hedeflediklerini söyledi.
Tanrıverdi daha sonra şunları kaydetti: “Su kıtlığı, gıda güvenliği ve iklim; dünya gündeminin en üst sıralarındaki bu üç başlık birbirine giderek daha sıkı bağlanıyor. Bu denklemde ülkeler artık tüketici değil, çözüm üretici olarak konumlanmak durumunda. ANT Systems’in hikayesi tam burada anlam kazanıyor: 15 yıllık akademik birikimden doğan, Türkiye’de üretilen ve bugün beş kıtada sahada olan bir teknolojiden söz ediyoruz. Bu, Türk derin teknolojisinin küresel ölçekte değer üretebildiğinin somut göstergelerinden biri. Hedefimiz, ANT Systems’i uluslararası kurumlar, hükümetler ve sektör paydaşlarıyla kurulacak uzun vadeli işbirlikleri üzerinden konumlandırmaktır. Tarımın geleceğinde Türkiye’nin söyleyecek sözü var; biz bu sözün uluslararası karşılığını inşa ediyoruz.”
Series A öncesi yatırım turunda 3 milyon dolar yatırım alan ANT Systems, KOSGEB ve TÜBİTAK destekleriyle birlikte toplam yatırım büyüklüğünü yaklaşık 5 milyon dolar seviyesine taşıdı. İstanbul’da Ar-Ge laboratuvarları, kurumsal ofisleri ve yıllık 3 bin ton kapasiteli üretim tesisini aynı entegre yapı altında toplayan şirketin küresel patent haklarına sahip olduğu teknoloji portföyünün ticari değeri 25 milyon doların üzerinde değerlendiriliyor. Şirketin teknolojik temeli, Sabancı Üniversitesi Nanoteknoloji Araştırma ve Uygulama Merkezi (SUNUM) bünyesinde yürütülen uzun soluklu araştırmalara dayanıyor.
Şirketin portföyü yalnızca su yönetimiyle sınırlı değil. Bitki sağlığında pestisit kullanımını optimize eden Insease ile ağır metal ve toksik madde içermeyen dezenfeksiyon teknolojisi AntimicAgro da portföyde yer alıyor. Kontrollü pestisit salınımı ve ileri tarımsal malzemeler üzerindeki Ar-Ge çalışmaları sürüyor. Portföyde, küresel patent hakları kendisinde olan 7 patentli teknoloji bulunuyor.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, EFES-2026 Tatbikatı’nda yaptığı konuşmada, “Türk Ordusu, barışın ordusudur. Türk Ordusu, huzurun ordusudur. Türk Ordusu, istikrarın ordusudur. Türk Ordusu, ülkesi ve milletinin güvenliğinin teminatı olduğu kadar bölgesel ve küresel barışın, huzurun ve istikrarın da en önemli güvencesidir” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İzmir’in Seferihisar ilçesindeki Doğanbey Atışlı Tatbikat Bölgesi’nde gerçekleştirilen EFES-2026 Tatbikatı’nın seçkin gözlemci gününe katılarak bir konuşma yaptı.
Konuşmasına katılımcıları selamlayarak başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sizlerin aracılığıyla vatanımızın dört bir yanında ve yurt dışında fedakârca görev yapan güvenlik güçlerimizin her birine ayrı ayrı selamlarımı, sevgilerimi yolluyorum. Sadece Türkiye’nin değil dünyanın sayılı birleşik, müşterek ve kapsamlı tatbikatlarından biri olan Efes-2026 Tatbikatı’nın seçkin gözlemci günü vesilesiyle sizlerle birlikte olmaktan büyük bir bahtiyarlık duyuyorum” ifadesini kullandı.
Bu yılki tatbikata da Türk askerlerinin yanı sıra 50 farklı ülkeden 1300’ü aşkın dost, kardeş ve müttefik personelin katıldığını bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu ve kuvvet komutanları başta olmak üzere Türk Silahlı Kuvvetlerinin her bir mensubunu, ayrıca tatbikatta görev alan kamu kurum ve kuruluşlarının temsilcilerini tebrik etti.
Dostlara güven aşılayan, Türkiye ilgili hesaplar yapanların da heveslerini kursaklarında bırakan EFES Tatbikatı’nı, Malazgirt’ten 10 yıl sonra, 1081’de Çakabey’in fethettiği döneme göre dünyanın en önemli tersanelerinden birini kurarak denizcilik tarihinde destanlar yazdığı topraklarda yaptıklarını anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bundan bin yıl önce bu toprakları yurt tutarken şehit olan, gazi olan, İ’la-yi Kelimetullah uğrunda can veren tüm kahramanlarımızı minnetle yâd ediyorum. Aynı şekilde geçmişten bu yana Malazgirt’ten İstiklal Harbi’ne, Kıbrıs Barış Harekâtı’ndan terörle mücadeleye kadar vatanımız, birliğimiz, dirliğimiz, bayrağımız, mefkûremiz, devletimizin ve milletimizin bekası için şehit olan, gazi olan her bir vatan evladını kemal-i edeple anıyorum. Hayatta olan gazilerimize Cenabı Allah’tan hayırlı ve uzun ömürler diliyorum” diye konuştu.
“TÜRK ORDUSU TARİH BOYUNCA TAHRİP EDİLEN YERLERİ TAMİR ETMİŞTİR”
Yüksek teknolojili yerli ve millî savunma sanayi ürünlerinin başarıyla kullanıldığı, planlama, uygulama, birliklerin uyumu, içerik ve iletisiyle, bütün bunların arkasındaki stratejik akılla Efes Tatbikatı’nın bir tatbikat olmanın çok ötesinde anlamlar ifade ettiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Burada, 2 bin 500 yıllık bir kurmay aklın tecellisi var. Burada, caydırıcılığın yanı sıra barışı tesis etmenin, nasıl bir hazırlık, irade ve kararlılık gerektirdiğinin numunesi var. Burada, bir milletin göz bebeği olarak, ‘Peygamber Ocağı’ olarak gördüğü her bir neferine ‘Mehmetçik’ adını verdiği bir kurumun ete kemiğe bürünen şuuru var. Şunu ifade etmek isterim ki, Türk Ordusu kendi milletinin, kendi vatanının hafızasını ve mefkûresini taşıdığı kadar içinde bulunduğu coğrafyanın da hafızasını ve mefkûresini taşımaktadır. Hamdolsun o hafızayı da o mefkûreyi de ordumuzun her bir mensubu layıkıyla deruhte etmeye devam ediyor. Türk ordusu, barışın ordusudur. Türk ordusu, huzurun ordusudur. Türk ordusu, istikrarın ordusudur. Dünyanın kendi ordusuna ithaf edilen tek millî marşı İstiklal Marşımızdır. ‘Hakkıdır Hakk’a tapan, milletimin istiklal’ mısralarında olduğu gibi Türk ordusu istiklalin ordusudur. Türk ordusu tarih boyunca gittiği hiçbir yeri tahrip etmemiş aksine tahrip edilen yerleri tamir etmiştir. Ordumuz en çetin şartlarda bile düşman unsurları dışında hiçbir insana, canlıya, ağaca, şehre zarar vermemiş aksine imha edilen yerleri imar ve ihya etmiştir. Türk ordusu ülkesi ve milletinin güvenliğinin teminatı olduğu kadar bölgesel ve küresel barışın, huzurun ve istikrarında en önemli güvencesidir. Efes 2026 Tatbikatı’nın tüm dünyaya verdiği mesajların bu yönleriyle de çok iyi anlaşılması gerektiğine inanıyorum.”
“DÜNYAMIZ ÇOK AKTÖRLÜ BİR YAPIYA HIZLA EVRİLİYOR”
Güvenlik paradigmalarının değiştiği, uluslararası hukukun irtifa ve itibar kaybettiği, yeni güvenlik mimarilerine ihtiyaç duyulduğu, dinamik olduğu kadar hassas bir dönemden geçildiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Dünyada yeni dengeler, yeni ittifaklar kuruluyor, fakat küresel ölçekte yeni bir düzen kurulamıyor. Dünyamız, sayısı bir elin parmaklarını geçmeyen büyük güçlerin dizayn ettiği bir statükodan çok kutuplu, çok aktörlü bir yapıya hızla evriliyor” dedi.
Türkiye’nin içerisinde yer aldığı geniş bölgenin aynı zamanda bu sürecin sıklet merkezini oluşturduğu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye’nin adı yeni dönemin müessir aktörlerinden biri olarak her geçen gün daha fazla öne çıkıyor, daha fazla zikrediliyor. Geleceğe dair karamsar senaryolar yazılırken biz başta bölgesel barış olmak üzere ülkemizi her alanda kilit konuma getirmeye çalışıyoruz” ifadesini kullandı.
Bununla birlikte bu zor coğrafyada barış ve güvenliği korumak için Türk ordusunu güçlü ve donanımlı tutmak gerektiğinin bilincinde olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları bildirdi: “Ay başında 120 farklı ülkeden 1700’ü aşkın firmanın iştirak ettiği SAHA EXPO 2026’te sergilenen ürünlerimizi inanıyorum ki sizler de gördünüz. Caydırıcılığımızı artırarak, savunma yeteneklerimizi güçlendirerek, savunma sanayiinde başlattığımız atılım hamlesini hızlandırarak, karşılıklı fayda ve saygı zemininde dostlarımızla yeni ortaklıklar kurarak Türkiye’yi bu fırtınalı sulardan sahil-i selamete çıkarmak istiyoruz. Efes-2026 Tatbikatı’nda sahne alan savunma sanayii ürünlerimizin hepsi bunun içindir. Dünyanın en güçlü silahlı kuvvetlerinden biri olan kahraman ordumuz işte bunun mücadelesini vermektedir. Barışçıl, girişimci ve insani değerleri merkeze alan dış politikamız bunun için yürütülmektedir. Doğuyla yüzyıllara sâri güçlü bağlarımızı korurken batıyla diyaloğumuzu artırmamızın, Afrika’dan Latin Amerika’ya uzanan iş birliği çabalarımızın gerisinde işte bu yaklaşım vardır.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Şunu, burada bir kez daha ifade etmekte yarar görüyorum, Türkiye olarak savaşa ve kaosa yatırım yapanların karşısında barışı ve istikrarı savunmaya devam edeceğiz. Gazze’de, Lübnan’da ve bölgemizin diğer yerlerinde çoluk çocuk, kadın, yaşlı demeden katleden soykırım şebekelerinin karşısında tüm insanlığın müşterek değerlerini savunmaya kararlılıkla devam edeceğiz. Tarih, Türk milletiyle dost olmanın neler kazandırdığının da Türklere husumet etmenin neleri kaybettirdiğinin de sayısız örnekleriyle doludur. Mehmetçik diğer tüm hasletlerinin yanı sıra aynı zamanda dostluğundan emin olunan kuvvet demektir. Biz, bu güven cephesinin sarsılmasına müsaade etmeyeceğiz. İstiklal Şairimiz Mehmet Akif, ‘Değil mi cephemizin sinesinde iman bir, sevinme bir, acı bir, gaye aynı, vicdan bir. Değil mi ortada bir sine çarpıyor yılmaz, cihan yıkılsa emin ol bu cephe sarsılmaz’ diyor. Bu düşüncelerle Efes 2026 Tatbikatı’nın icrasında başarıyla görev alan tüm personelimizi tebrik ediyorum. Tatbikata iştirak eden dost ve müttefik ülkelere teşekkür ediyorum. Kahraman ordumuzun her bir mensubuna şükranlarımı sunuyorum. Rabb’im kahraman ordumuzu daima muzaffer, muvaffak eylesin diyor, sizleri sevgiyle saygıyla selamlıyorum.”
Gençlik ve Spor Bakanı Dr. Osman Aşkın Bak ile beraberindeki heyet, 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı dolayısıyla Anıtkabir’i ziyaret etti.
Gençlik ve Spor Bakanı Dr. Osman Aşkın Bak başkanlığında, bakan yardımcıları, genel müdürler, gençler, sporcular ve diğer ilgililerden oluşan heyet, Aslanlı Yol’dan yürüyerek Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün mozolesine geldi.
Bakan Bak’ın kırmızı-beyaz karanfillerle süslü, üzerinde “Gençlik ve Spor Bakanlığı” yazılı çelengi mozoleye bırakmasının ardından saygı duruşunda bulunuldu ve ardından İstiklal Marşı okundu.
Beraberindeki heyet ile Misak-ı Milli Kulesi’ne geçen Bakan Bak, Anıtkabir Özel Defteri’ne şunları kaydetti:
“Aziz Atatürk, ülkemizin ve insanlığın en büyük ümidi olan gençlerimizle; 19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı vesilesiyle manevi huzurunuzdayız. Kurtuluşun ilk adımı olan 19 Mayıs, milletimizin esarete karşı gösterdiği başkaldırının, yeniden şahlanışının ve bağımsızlık iradesinin adıdır. Türk gençliğine emanet ettiğiniz bu kutlu miras; bugün de aynı inanç, aynı ruh ve aynı istikametle yaşamaya devam etmektedir. Türkiye’nin gücü gençliği; köklerinden aldığı kuvveti çağın imkanlarıyla buluşturarak bilimde, teknolojide, sanatta, sporda ve üretimin her alanında ülkemizi daha ileriye taşıyan büyük bir iradenin temsilcisi haline gelmiştir.
Milli şuuru yüksek, vicdan sahibi, çalışkan, üretken ve öz güven sahibi gençlerimiz; taşıdıkları inanç, cesaret ve yüksek ideal ruhuyla Türkiye Yüzyılı’nı inşa eden iradeyi gururla geleceğe taşımaktadır. Gençlik ve Spor Bakanlığı olarak bizler de gençlerimizin hayallerine istikamet kazandıran, potansiyellerini büyük hedeflerle buluşturan, Türk sporunu uluslararası arenada daha güçlü ve iddialı bir konuma taşıyan çalışmaları azim ve kararlılıkla sürdürüyoruz. Bu vesileyle aziz milletimizin 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’nı kutluyor; zatıalinizi, silah arkadaşlarınızı, milli mücadelenin neferlerini ve dünden bugüne bu topraklar için fedakarca mücadele eden tüm kahramanlarımızı saygı, rahmet ve minnetle yad ediyorum. Ruhunuz şad olsun.”
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Gerekli cookie, sayfa gezinmesi ve web sitesinin güvenli alanlarına erişim gibi temel işlevleri etkinleştirerek bir web sitesi kullanıma yardımcı olur. Web sitesi bu cookie olmadan düzgün çalışamaz.
Tercih cookies, bir web sitesinin, tercih ettiğiniz diliniz veya bulunduğunuz bölgeniz gibi, web sitesinin davrandığını veya görünüşünü değiştiren bilgileri hatırlamasını sağlar.
İstatistik
İstatistik cookies, web sitesi sahiplerinin anonim olarak bilgi toplayıp bildirerek ziyaretçilerin web siteleriyle nasıl etkileşimde bulunduğunu anlamalarına yardımcı olabilir.
Pazarlama
Pazarlama cookies, ziyaretçileri web sitelerinde izlemek için kullanılır. Amaç, bireysel kullanıcıya ilgi çekici ve böylece yayıncılar ve üçüncü taraf reklamverenler için daha değerli olan reklamları görüntülemektir.
Sınıflandırılmamış
Sınıflandırılmamış cookies, bireysel kurabiye sağlayıcıları ile birlikte sınıflandırma sürecinde olduğumuz cookies.